12 Şubat 1998 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki
Neymiş  adlı köşesinde
Abdülkadir Yücelman şöyle diyor:
 
 


‘Çoban Salatası’ ve
‘Dil Haşlama’
 
Türkçemize giren kimi soysuz, kimi argo sözcüklerin arttığı, maço dilinin yoğunlaştığı şu günlerde Türkçemizi düzeltmek, gelecek kuşaklara daha iyi bir Türkçe verebilmek amacıyla Sevgili Vural Sözer, yıllardır köşesine çekilmiş uğraş veriyor.
Vural çok sevdiğim, harika bir mizah yazarıydı.
Bugün TV’lere senaryo yazar köşeyi dönerdi.
Ama o, konuşulan Türkçenin giderek unutulmasını kabullenemeyip, adeta iğne ile kuyu kazıp “Türkçenin tadına varın” diyerek ikinci kitabını da yayımladı.
İlk kitabının adı “Çoban Salatası”.
İçeriği güncel yazım kılavuzuydu.
Son yayımladığı ise “Dil Haşlama”.
Vural bu ikinci kitabında “ağzımıza biber koymuyor” ama adı üstünde “haşlama” yapıyor!
Vural, benim soracağım soruyu kendi kendine sormuş ve yanıtı da kendisi vermiş:
“Kitaplarıma neden yemek adları koydum? Kitapların sadece kapağına bakmakla yetinenlerde ‘yemek kitabı’ izlenimi uyandırarak, kalbe gitmek için mideden geçen yolun biraz da beyne uğramasını sağlamak!
Büyük marketlerde kasaların önünde kuyruğa giren alışveriş arabaları, tepeleme yiyecek torbalarıyla yüklü oluyor!
İnsanlarımız, kâğıt peçete ile tuvalet kâğıdı arasındaki organları için çalıyor. Bu marketlerde temizlik kâğıtlarına ayrılan rafların uzunluğu, kitap raflarının on katı!
Okumuyoruz ki, yazmayı öğrenelim…”
 
Eline sağlık Vural.