19 Kasım 2008, Çarşamba günü Radikal gazetesindeki,
Cihannüma adlı köşesinde Hakkı  Devrim şöyle diyor:


 
Vural Sözer’in Türkçe elkitabı
 
Gençlerle Türkçe üzerine sohbetlerimiz olur bizim. Bazen onlar bana gelir, bazen çağırırlar ben onların okullarına, fakültelerine giderim. Ben anlatırım, onlar sorarlar; halleşiriz, söyleşiriz…
-İmla kılavuzunun (bizde ne yazık ki kılavuzlarının demek gerekiyor) başında 50-60 sayfalık bir giriş bölümü oluyor, derim onlara.
Bu 50-60 sayfayı bir kere daha ve daha bir dikkatle okuyun! Yıl boyunca bu okumayı iki ayda bir lütfen altı kere tekrarlayın. Yılın sonunda Türkçe’de çok ilerlemiş olacaksınız.
 
                                               *
 
Şimdi geliyorum Vural Sözer’in Dilinizi Eşek Arıları Sokmasın adlı son kitabına (Gürer Yayınları, Ekim 2008). “Günümüz Türkçesini doğru yazmak, doğru konuşmak isteyen herkese yepyeni bir kılavuz.”
Vural benim yarım asırlık arkadaşım, meslekdaşım. Aynı gazetede, servislerde yıllarca yan yana çalışmışlığımız var. İlk kitapları (Palyaço, Yosmalar Feneri, Cesetler Merdiveni, Gümüş Kulplu Dünya) hikâyeler, polisiye romanlar. Sonra Müzik ve Müzisyenler Ansiklopedisi yayımlandı. Oyunlar yazdı. Beni asıl ilgilendiren Türkçe üzerine kitaplarıydı: Çoban Salatası, Dil Haşlama ve Baba Tatlısı (Yani imla kılavuzu, deyimler sözlüğü ve atasözleri).
Eşek Arıları hepsinden baskın çıktı. İlk bakışta normal boyda 400 sayfalık dev bir imla kılavuzu sanabılirsiniz. Değil, çok daha fazlası.
Sözünü ettiğim o giriş kısmı çok daha zengin, kıvrak, kullanışlı. Benim bir türlü ezberleyemediğim kısaltmalar bölümü bile 10 sayfa tutmuş.
Evet, kelimelerin doğru imlasını gösteriyor. Ama çok önemli bir özelliği daha var: o kelimelerin doğru söylenişini de öğretiyor. Uzun ve kısa, ince ve kalın sesler nokta-çizgi kodlarıyla belirtilmiş. İmla bölümünde sözlüklerde bulacağınız kelimelerin hepsi ve ilaveten bütün türevleri, birleşik halleri o kelimelerle yapılmış deyimler var.
 
                                               *
 
Ve Vural Sözer’den öğreniyoruz ki, Türkçemizde 22 yabancı dilden alınmış, aynen veya uyarlayarak benimsediğimiz 15 000’e yakın kelime varmış. Başı Arapça çekiyor (6 459 kelme); sonra Fransızca’dan (5 180) ve Farsça’dan (1 361) aldığımız kelimeler. Vural Sözer diğer dillerden alınan kelimelere dair örnekler de veriyor.
Türkçe dostu okurlarıma hararetle tavsiye ederim.


 


10 Kasım 1998, Salı günü Radikal gazetesindeki,
Cihannüma adlı köşesinde Hakkı  Devrim
Atatürklü Günler için şöyle diyor:
 
Altmış yıl sonraki ziyaret
 
Günü gününe altmış yıl oldu.
10 Kasım 1938, bir perşembe günüydü.
Muayede Salonu’nda Atatürk’ün katafalka yerleştirilen naaşı ölümünden kaç gün sonra halkın ziyaretine açıldı, hatırlayamıyordum.
Şimdi elimin altında çok değişik bir kronoloji var:
Atatürklü Günler.
Ta Yeni Sabah’lı günlerden arkadaşım Vural Sözer hazırlamış; eline sağlık, Hızır gibi yetişti.
Manastır Askerî İdadisi’nden mezun olduğu 1898 kasımından başlayarak 1938 kasım ayına kadar, Atatürk’ün hayatı gün gün anlatılmış.
Bir örnekle söyleyeyim.
10 Kasım başlıklı sayfada mesela,1912’den 1938’e kadar hangi yılın 10 kasım günü Atatürk’ün hayatında kayda değer bir hadise varsa, kronolojiye alınmış:seyahatler;önemli yazışmalar; buluşmalar; heykeltıraş Canonica’yı kabulden Celal Bayar’ı evinde ziyarete kadar temaslar…
Ve 1953’te gene bir 10 kasım günü Etnoğrafya Müzesi’ndeki tabutunun Anıtkabir’e taşınması.
Dört yüz sayfalık kronoloji, dip not metinler, bir indeks…
(Barajans Yayınları, 1998).
Bu güzel kitaptan öğrendiğime göre, İstanbullular Atatürk’ün naaşını Dolmabahçe Sarayı’nda 16, 17 ve 18 günleri ziyaret etmişler. 19 kasım cumartesi, cenaze Ankara’ya doğru yola çıkmış.
………….