5 Şubat 1998 tarihli
Günaydın gazetesindeki Mozaik
adlı köşesinde Hüseyin Movit şöyle diyor.


 
Türkçenin tadına varın!
 
“Yazım kılavuzu”, “deyimler sözlüğü” ve “atasözleri sözlüğü” bir dili doğru kullanabilmek için başvurulması gereken üç temel kaynak..
Bunlar birbirini tamamlayan üç kitaplık dizi oluşturacak biçimde hazırlanıyor. Birinin eksikliği, öbür ikisinin etkinliğini azaltıyor.
Bu geleneksel üçlemeyi bozmamış olmak için, yazım kılavuzu “Çoban Salatası”ndan sonra, şu an elinizde tuttuğunuz deyimler sözlüğü “Dil Haşlama”yı hazırladık.
Daha sonra sıra, mutfakta pişmek üzere olan atasözleri sözlüğü “Baba Tatlısı”na gelecek.
Güzel dilimiz Türkçenin tadına varmak isteyenler için kurduğumuz sofra, böylece salatası, ara yemeği ve tatlısıyla tamamlanmış olacak.
Neden yemek adları?” diye sorulabilir!
Nedeni, kitapların sadece kapağına bakmakla yetinenlerde yemek kitabı izlenimi uyandırarak, kalbe gitmek için mideden geçen yolun biraz da beyne uğramasını sağlamak!
Büyük marketlerde, kasaların önünde kuyruğa giren alışveriş arabaları, tepeleme yiyecek torbalarıyla yüklü oluyor!
İnsanlarımız, kâğıt peçete ile tuvalet kâğıdı arasındaki organları için çalışıyor!
Bu marketlerde temizlik kâğıtlarına ayrılan rafların uzunluğu, kitap raflarının on katı!
Okumuyoruz ki, yazmayı öğrenelim…
 
Yukarıdaki yazı “Dil Haşlama, Geniş Kapsamlı Deyimler Sözlüğü”nün kapağından alındı.
Vural Sözer’i kutluyorum.
Dil Haşlama dile özen gösteren herkese gereken bir eser.
Okuyun… Okutun.