4 Mart 1998 günü Yeni Yüzyıl gazetesinin
Sanat sayfasındaki köşesinde
B. Memed Güler’le yaptığım söyleşiden…
Buyrun, dil ziyafetine
Hazırladığı ve okurdan büyük ilgi gören, Barajans Yayınları arasında çıkan “Çoban Salatası”, “Dil Haşlama” ve önümüzdeki günlerde yayınlanacak, atasözleri sözlüğü “Baba Tatlısı” kitaplarıyla, dilimizdeki karmaşaya bir çare bulmaya çalışan Vural Sözer’le, Türkçenin bugünü ve geleceğini konuştuk.
* Dil’e ilginiz nasıl başladı, nasıl gelişti?
Bu soruya yanıt verebilmem için biraz geçmişe dönüp, pek beceremediğim bir işi yapmam; kendimden söz etmem gerekecek.
Ben, orta ve liseyi Sultanahmet Ricaret Lisesi’nde okudum, biraz da Yüksek Ticaret Okulu’na arada bir uğradım!
İçinde hesap olan derslere zaten kafam yatmamıştı, isteksiz okuyordum ama, tarih, coğrafya ve edebiyat derslerinde bülbül kesiliyordum.Duvar gazetesi hazırlamam, arada şiirler yazmam ve de ve ödevlerine aşırı özen göstermem, edebiyat öğretmenim Sârâ Uğur’un dikkatini çekmiş. Bana önerdiği Varlık yayınlarıyla, kendince bulduğu bir yöntemle: “Paran olunca ödersin..” diyerek armağan ettiği kitaplarla, yazmaya olan ilgimi daha da yoğunlaştırdı. İşte, dile yani Türkçeye olan ilgim böylece başlamış oldu.
* Son zamanlarda, yeniden “dil bilinci”nin gelişmeye, dil’in kötü kullanımına karşı tepkilerin artmaya başladığı dikkati çekiyor. Bu konudaki görüşleriniz neler?
En önemli iletişim aracımız olan dilimizi, yazarken ya da konuşurken doğru düzgün kullanma çabası göstermeyişimizi, saygısızlık olarak niteliyorum ve tepkileri de haklı buluyorum.
Çünkü, bırakın sıradan insanları, işi yazmak ve konuşmak olanlar bile yanlış yazıyor, yanlış konuşuyor.
Bugünlerde “şansınız bol olsun” diye bir lâf türedi.
Şansın bolu, darı olur mu?
Batılı bunu, “iyi geceler”, “iyi yıllar” der gibi, “iyi şanslar” dilemek için kullanıyor. Örneğin Fransızlar “bonne chance”, İngilizler “good luck” diyor.
“Şansınız açık olsun” demek daha uygun değil mi?
Dağıttığı el ilânında bir usta: “Pezervar tamiri yapılır” diyordu. Onardığı şeyin adının “rezervuar” olduğunu bilmeyen bu ustaya güvenip, evinize çağırabilir misiniz?
Bundan çıkacak sonuç şudur.
Türk dili yabancı sözcükleri ya aynen almak, ya kendine uyarlamak, ya da karşılıklarını bulmak zorundadır.
Cumhuriyet döneminin en önemli uğraşı olan dil devrimine karşın, hâlâ Hıfzıssıhha Enstitüsü diyorsak, buna, akla şöyle geliveren: Sermaye Piyasası Kurulu; Organize Sanayi Bölgesi; Toplu Konut İdaresi…vb. eklemeyi sürdürüyorsak, yapacak tek şey, bu zengin dili doğru kullanmak oluyor.
* Dil yanlışlarına gösterilen tepkilerde, bir tür “toplumsal zaptiyecilik”, “kanun ve nizam arayışı” gören ve bunu eleştirenler de var. Siz ne diyorsunuz?
Ben bir yazarın dilin eskisini mi, yenisini mi kullandığına bakarak onu eleştirmeye, yönlendirmeye kendimde ne hak, ne de yetki görüyorum.
Arı, duru bir Türkçe kullanılmasını elbette yeğlerim.
Kendim de buna özen göstermeye çalışıyorum.
İnatla eski dili kullananları, cumhuriyet devrimlerini sindiremeyen kültür yobazları olarak görüyorum.
Oysa, duvar ören bir usta için taş ya da tuğla ne ise, bir yazar için sözcük de o olmalı, gereken yere en uygun olanı, yakışanı bulup, koymalı.
* Önce “Çoban Salatası” adında bir yzım kılavuzu yayımladınız…Ardından bir deyimler sözlüğü, “Dil Haşlama”yı derlediniz. Sırada “Baba Tatlısı” adıyla bir atasözleri sözlüğü varmış! Neden yemek adları?
Böyle bir soruyla karşılaşacağımı bilmiş gibi, Dil Haşlama’yı sunarken şunları söylemek gereğini duymuştum:
“Yazım kılavuzu”, “deyimler sözlüğü” ve “atasözleri sözlüğü” bir dili doğru kullanabilmek için başvurulması gereken üç temel kaynak.
Bunlar dünyanın hemen her dilinde bir üçleme, birbirini tamamlayan üç kitaplık bir dizi oluşturacak biçimde hazırlanıyor.
Birinin eksikliği, öbür ikisinin etkinliğini azaltıyor.
Ben de bu geleneksel üçlemeyi bozmamış ve yarım yamalakbir iş yapmamış olmak için, Çoban Salatası’ndan sonra Dil Haşlama’yı derledim.
Daha sonra sıra, mutfakta pişmek üzere olan atasözleri sözlüğü “Baba Tatlısı”na gelecek.
Güzel dilimiz Türkçenin tadına varmak isteyenler için kendimce kurduğum sofra, böylece; salatası, ara yemeği ve tatlısıyla tamamlanmış olacak!
* Çoban Salatası’na ne tür tepkiler geldi?
Çoban Salatası’nı sadece armağan etmek amacıyla yayımlamıştık.
Fakat, kitabın o günlerdekı “Türk Dili’ni Koruma Yasası” tartışmalarına denk düşmesi, köşe yazarı dostlarımızın büyük ilgisini çekti.
Kitabı ulaştırdığımız hemen herkesten kutlama ve teşekkür aldık.
Medyadaki övgüler, doğru yazıp, doğru konuşmaya özen gösteren pek çok okurun, kitap evlerinde Çoban Salatası’nı aramalarına yol açtı.
Öyle ki, bir süre sonra, baskı ve dağıtım işlerini düzenli yürütebilmemiz için, Barajans bünyesinde bir “Yayın Kolu” oluştu.