Ağzımızı hayıra, gözümüzü bayıra açalım
Rüya görmek hiçbir şey görmemekten daha iyidir
 
Cafer Aklınıtoplla:
Rüyamda bir parkta oturuyordum.
“Kış yaklaşıyor, üstte yok, başta yok, n’apsam acaba!..” diye düşünüyordum.
Birden bir titreme tuttu.
Başladım zangır zangır titremeye.
Sıtma nöbeti gibi!
Titreye titreye kendime geldim.
Bunun anlamı nedir?
 
Eline toplu para geçecek…
Yeni bir araba alacaksın.
Fakat, rengini beğenmeyeceksin.
Birazcık üzüleceksin.
Bir de arabanın ön takım ayarına baktır, kafa sallayabilir.
 
İsmet İyice:
Rüyamda Süleyman Demirel’i sarılmış Kâmran İnan’ı öperken gördüm.
Kâmran İnan oralı olmuyor, çiklet çiğniyordu.
Bir yandan da “amaaann.. öööfff… yapma Sülüüü…” diyordu.
Onlar beni görmüyordu.
Bir süre seyrettim.
Ötesini hatırlamıyorum.
 
Çok sevdiğin bir arkadaşından unutamayacağın bir kazık yiyeceksin…
Uyanık olmalısım.
 
Kemalettin Çaktırma:
Bir şişman ineği, bir zayıf ineği yerken gördüm.
Yedi bitirdi, sonra benim peşime düştü.
Ben önde inek arkada, Taksim’e kadar koştuk.
Ter içinde kalmışım!..
 
Hükümet kapısına bir işin düşecek.
Evden çıkmadan önce arkana havlu koy.
İn çık, terler üşürsün.
 
Halis Saf:
Masamda oturmuş çalışırken, birden aklıma esti…
Fişek gibi patronun odasına daldım.
Şaşırdı halime:
“N’oluyo yav?” dedi.
“Daa n’ossun, pencereden kar geliyoo…
Gurbet bana dar geliyoo.” dedim.
Patron ayağa kalktı:
“Çık lan dışarı…” dedi.
Demesiyle birlikte uçmaya başladım.
 
Rahat bir yolculukla eve gideceksin.
Hemen ıhlamur kaynat, bir aspirinle sıcak sıcak iç, yat.
Sabah ola hayır ola…
 
Tuncer Pişkin:
Eminönü’nde kaçak sigara satıyormuşum.
Yanıma biri sokuldu:
“Bana bak, ben bakanım…” dedi.
“N’apıyosun burada?” diye sordu.
Adamın, bakana benzer hali yoktu.
İnanmadım.
Doğruyu söyledim.
 “Sigara satıyorum…” dedim.
“Şimdi sen görürsün…” dedi.
Polisler geldi, beni yakaladılar.
“Türkiye’de kaldı mı lan artık kaçak sigara satmak…” diyerek, beni alıp götürdüler.
 
Senin bir yerin açık kalmış uyurken. Böyle rüya olmaz.
(21 Ekim 1978)