Eski Güzellemelere Yeni Düzenlemeler (2)
Türk müziğinin yumuşak başlı şarkılarına, güncellik kazandırmak amacıyla yaptığım yeni düzenlemelerin büyük ilgi görmesi nedeniyle birkaç örnek daha sunuyorum:
Hani ya, sen benimdin, niye döndün sözünden?
Bunlar sürme çalar valla adamın gözünden.
Bu sabah bağda erken.
Enselendik haraç yerken.
Gül derler bana gül derler.
Gülersin, “gülme lan” derler.
Batan gün kana benziyor.
Enayi, tıpkı bana benziyor.
Gönül sana tapalı,
Kısmet her gün kapalı.
Çıkar yücelerden haber sorarım.
Fazla ötme, fıyakanı bozarım.
Bahar bitti, güz bitti, artık bülbül ötmüyor.
Pantolon elek oldu, artık kıçımı örtmüyor.
Eylemişim dün gece hayli safa.
On bin lira hesap ödedi mankafa.
Hasretin acısı kalbi dağlıyor.
İzin almak için yengeyi yağlıyor.
Açmam, açamam, söyleyemem çünkü derinde.
Filtreli sigaraların yeller esiyor yerinde.
İçen bir daha ayılmaz.
Ayılar adam yerine sayılmaz.
Aşkınla sürünsem, yine aşkınla delirsem.
Yırtarım ağzını şimdi yanına gelirsem.
Sana gül gonca diyorlar.
Deveyi hamuduyla yiyorlar.
Akşam oldu yine sular karardı.
Zamlar geldi betim benzım sarardı.
Bilmem bu gönülle ben nasıl yaşayacağım?
Bu kış da aynı paltoyu sırtıma taşıyacağım.
Âşıka Bağdat sorulmaz.
Öyle hıyar gibi durulmaz.
Koparan sinemi ağyar elidir.
Bu adamların üçü de delidir.
Bu sevda ne tatlı ne tatlı yalan.
Seçimlere kadar dolaş, oyalan.
Gam çekme güzel, n’olsa baharın sonu yazdır.
Kimine sivrisinek saz, kimine davul zurna azdır.
Gözü ceylân gözüdür, bakışı mestanedir.
Adam diye dolaşanların çoğu kestanedir.
Ne günah etse açılmaz iki gönlün arası.
Tam bir yıldır kanıyor adamların yarası.
(6 Ocak 1979)