İlk Sallama:
Günlük Gazetelerdeki Yorumlar
Konuya girmeden önce “Yorum” üzerine iki söz söylemek istiyorum.
Birincisi:
“…yorum” Türkçe eylemlerin (fiillerin) çekimlerinde, Şimdiki Zaman birinci tekil şahıs kipidir.
Örnek, sayılamayacak kadar çoktur:
Atıyorum, sallıyorum, sokuyorum, çıkarıyorum, seçiyorum, sıçıyorum, susuyorum, seziyorum, süzüyorum, sürüyorum, sürünüyorum, beğenmiyorum, bekliyorum, bilmiyorum, korkuyorum, dinleniyorum, demleniyorum, seviyorum, özlüyorum… gibi.
İkincisi:
“Yorum” Türkçe sözcüklerden bir isim türüdür.
Dört ayrı kavramı var:
1) Anlaşılması güç yönleri olan yazı ya da sözlere açıklık kazandırmak. Anlaşılır hale getirmek. Eskiler buna “tefsir” derdi.
2) Bir olayı belli bir görüşe dayanarak açıklamak ya da değerlendirmek.
3) Gizli, gerçek dışı, hayal ürünü bir şeyden anlam çıkarmak. Eskiler buna da “tabir” derdi.
4) Görsel ya da işitsel bir sanat yapıtına, özgün bir teknikle yeni anlatım boyutu katmak.
Günlük gazetelerin, okuyucuyla duygusal (parasal, çıkarsal, pohpohsal, biraz da koftisal…) bağ oluşturmak için icat ettiklerini sandığım “Yorum” türü, yukarıdaki dört kavramdan 2. sıradakine uygun düşüyor.
Yani.. ve de sanki:
“Siz ne diyorsunuz?”
“Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
“Görüşlerinizi alabilir miyiz?”
“Doğru buluyor musunuz?..”
Diye soran varmış gibi, daha olayı duyar duymaz (konu ayırımı yok… bir şey olsun da ne olursa olsun… her konuda allâme hepsi…) ya da okur okumaz, bilgisayarın başına geçiyorlar!
Birbirlerine “orta”, “iyi”, “çok iyi” diye notlar da verdikleri o sallapati yorumlarını hayretle ve dehşetle okuyorum!
Yüzde doksan dokuzunun Türkçenin T’sinden haberleri yok!
Yazım yanlışı yapmamak gibi bir özenleri yok!
Gazetelerin (yazılardaki görüşlerin yazarını ilgilendirdiğini belirten notları olsa da) bu saçmalıkları yayınlanmadan önce bir elden, gözden geçiren sorumluları da mı yok?
Yazarken, okurken dilini yanlışsız kullanmak tutkusunda olanlara katkıda bulunmaya çalışan biri olarak, o yorumculara ve onlara göz yumanlara diyorum ki:
“İçme suyu havzalarına lâğım sularını akıtır gibi, Türkçeyi kirletmeye ne hakkınız var?.. Sorarım sizlere, ne hakkınız var?..”
Bu katı sözleri, günün birinde siz de yorum yazmaya kalkarsanız, kendinizi Türkçe sınavına girmiş gibi hissetmeniz için söylüyorum…