Baba Tatlısı
A
Abanın kadri yağmurda bilinir
Bir şeyin değeri gerektiği zaman belli olur.
e.a. Buğday başak verince orak pahaya çıkar. Aş taşınca kepçeye paha olmaz.
[Aba: Aynı adlı dövme yünden yapılmış önü açık hırka. Kadir: Değer.]
Aba vakti yaba, yaba vakti aba
Mevsimi ya da zamanı gelince gerekecek şeyler vaktinden önce
ve ucuz olduğu zaman alınmalıdır.
[Yaba: Harman savurma aracı.]
Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım” demiş
Alışık olduğu sıkıntının yinelenmesi yoksulu kaygılandırmaz.
[Abdal: Gezgin davulcu. Yoksul.]
Abdal ata binince bey oldum sanır,
şalgam aşa girince yağ oldum sanır
Kültür ve eğitim düzeyini aşan bir duruma kavuşan kişiler, görgüsüz
olduklarını davranışlarıyla belli ederler.
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz
Sevdiği işi yapmak insanı sıkmaz.
Abdalın dostluğu köy görününceye kadar
Çıkar üzerine kurulu yakınlıklar, iş bitince sona erer.
e.a. Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.
Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır
bkz. Abdalın dostluğu köy görününceye kadar.
Abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine
Akılsızlar hesaplı olmayı, tutumlu davranmayı bilmezler,
e.a. Çobanın yağı çok olursa, çarığına sürer. b.a. Kasap, yağı bol bulunca
gerisini yağlar.
Abdal tekkede, hacı Mekke’de bulunur
Kişi, bulunmaktan hoşlandığı ortamı seçer.
Abdestsiz sofuya namaz mı dayanır
Kurallara, koşullara uyulmadıktan sonra bir sürü iş yapılabilir.
Aca dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış
Gereksemeler de açlık gibidir, giderilmedikçe insan rahata kavuşamaz.
e.a. Açın uykusu gelmez.
Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık
bkz. Aceleyle menzil alınmaz.
Acele giden, ecele gider
Her yıl binlerce insanın canından olmasına, bir o kadarın da sakat
kalmasına neden olan yol kazaları, bu sözü doğrulamıyor mu?
b.a. Aceleyle menzil alınmaz.
Aceleyle menzil alınmaz
Kalkışılan işte yol almak için acele etmek yerine iyi düşünmek,
güvenilir adımlar atmak gerekir, çünkü telâş içindeki insan yanlış yapar,
iş uzar ve elde ettiği bu olumsuz sonuçtan da üzüntü duyar.
b.a. Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık. e.a. Acele işe şeytan karışır; Acele yürüyen yolda kalır; Ağır git ki yol alasın.
[menzil: Bir günlük yol.]
Acele işe şeytan karışır
bkz. Aceleyle menzil alınmaz.
Acele yürüyen yolda kalır
bkz. Aceleyle menzil alınmaz.
Acemi katır kapı önünde yük indirir
Düşüncesiz kişi, yapması gereken işi en olmadık anda bırakır.
Acemi nalbant ahmak eşeğinde dener kendini
Ustalar, mal değeri bilmeyenin işi üzerinde deneyim kazanır.
Acı acıyı keser, su sancıyı
Güçlüklerin üstesinden ancak bir başka güçlükle gelinir.
Acıkan doymam, susayan kanmam sanır
Uzun süre yokluğunu çektiği şeye kavuşan kimse, onun
yeterli olduğuna inanamaz.
Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur
Bir insanın ne durumda olduğu yüzünden anlaşılır.
Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler
Yokluk çeken kişi eline geçeni yer, canı yanan kişi ağzına geleni söyler.
Acıklı başta akıl olmaz
Sıkıntı içinde bulunan kimsenin sözleri, davaranışları akla uygun
olmayabilir, hoşgörülmeli, durumuna hak verilmelidir.
[Acıklı: Dertli, sıkıntılı, üzüntülü.]
Acıkmış, kudurmuştan beterdir
Kişi, uzun süredir yokluğunu çektiği şeyi bulduğunda,
gözü başka bir şey görmeyecek biçimde ona saldırır.
Acından kimse ölmemiş
Bir kimse yoksul, tembel, kısmetsiz olabilir, ama
aç kalmamanın, yaşamını sürdürmenin yolunu da bilir,
e.a. Açık ağız aç kalmaz. Aç mezarı yoktur
Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur
Bir kimsenin, bakımını üstlendiği kişiye başkaları değil
kendisinin sevecen davranması ve onun yemesi, içmesiyle
ilgilenmesi gerekir.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz
Zaten hor görülen, itilip kakılan, kaba işlerde kullanılan kimse,
kötü koşullardan etkilenmez.
Acı söz insanı dininden çıkarır
Kötü, ağır sözler bir kimsenin değer yargılarını bir yana bırakarak
aynı biçimde karşılık vermesine neden olur,
e.a. Kötü söz insanı dininden çıkarır.
k.a. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış
İnsan sıkıntıya katlanır da açlığa katlanamaz.
[Acıyan: Bir yerinde acı duyan.]
Aç açla yatınca arada dilenci doğar
Yoksul aileler dünyaya yeni yoksullar getirir.
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez
Aç kimse karnının hemen doyurulmasını, çocuk da
istediğinin hemen alınması bekler.
Aç anansa da kaç
Aç insan, en yakınına bile kötülük yapabilir.
e.a. Aç atansa da kaç.
Aç aslandan tok domuz yeğdir
Ekmeğini kazanan sıradan bir kişi, işsiz güçsüz dolaşan
ünlü bir kişiden daha üstündür.
Aç atansa da kaç
bkz. Aç anansa da kaç.
Aç at yol almaz, aç it av almaz
bkz. Arık at yol almaz, arık it av almaz. e.a. Aç ayı oynamaz.
Aç ayı oynamaz
bkz. Arık at yol almaz, arık it av almaz.
Aç bırakma, hırsız edersin; çok söyleme, arsız edersin
bkz. Çok söyleme, arsız edersin; aç bırakma, hırsız edersin.
Aç domuz darıdan çıkmaz
Başkasına zarar vermek pahasına da olsa, açın tek düşündüğü şey
önce kendi karnını doyurmaktır.
[Darı: Mısır tarlası.]
Aç doymam, tok acıkmam sanır
Kimi, varlığına varlık katması gerektiğini; kimi de
elindeki varlığın hiç bitmeyeceğini sanır.
Aç, elini kora sokar
İşsiz insanın gözü hiçbir şey görmez, geçimini sağlamak için
hayatını tehlikeye atmaktan çekinmez.
[Kor: İyice yanmış odun ve kömür.]
Aç esner, âşık gerinir
Herkes, içinde bulunduğu durumu dışarıya başka biçimde yansıtır.
Aç gezmekten tok ölmek yeğdir
Bir insan için yokluk çekmek, ölümden daha kötüdür.
Aç gözünü, açarlar gözünü
Her konuda uyanık ol; zarara uğradıktan sonra gözünü
dört de açsan neye yarar.
Açık ağız aç kalmaz
Bir kimse: sağlıklıysa, hakkını aramayı biliyorsa, işsiz kalmaz,
ne yapar yapar karnını doyurmanın yolunu bulur.
Açık göte herkes tükürür
Toplum yargısına ters düşecek her davranış tepkiyle karşılanır.
Açık kaba it siyer
Gizli kalması gerekenler ortaya serilirse, en değersiz kişiler bile
kendince yorumlamaktan çekinmez.
[Siymek: İşemek (kedi, köpek).]
Açık yaraya tuz ekilmez
Acı çeken birine yeni bir üzüntü yüklemekten kaçınılmalıdır.
Açılan solar, ağlayan güler
İyi ya da kötü, hiçbir durum kalıcı değildir; her şey bir gün
tersine dönebilir.
Açın gözü ekmek teknesinde olur
Geçim sıkıntısı çeken her insanın ilk düşüncesi, bir an önce
darlıktan kurtulup bolluğa erişmektir.
Açın imanı olmaz
Aşırı yokluk, yoksulluk insanı değer yargılarından uzaklaştırır.
Açın karnı doyar, gözü doymaz
Tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez.
Açın koynunda ekmek durmaz
Kıt kanaat geçinen insan yarını düşünemez.
Açın kursağına çörek dayanmaz
Yoksul insan çok şeye gerekseme duyar, birini giderse bir diğeri belirir.
Açın uykusu gelmez
bkz. Aca dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.
Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun
İlişki kurmak istediğimiz kimsenin doğru bulmadığımız yanı varsa,
önce onu ortadan kaldırmamız gerekir.
Aç ile eceli gelen söyleşir
Yok yoksul, umarsız kalmış kimsenin gözü hiçbir şey görmez,
kendisini ciddiye almayanı, dinlemeyeni, engel olanı,
güçlük çıkaranı öldürebilir; yıkabilir (aç köpek fırın yıkar),
kendisinden çok güçlüyle dövüşebilir (aç kurt aslana saldırır)
hatta canavarlaşabilir (aç kurt yavrusunu yer).
Aç kalmak, borçlu olmaktan iyidir
Sözünün eri olana, borcunu ödeyememek, aç kalmaktan daha ağır gelir.
Aç karın katık istemez, uyku yastık istemez
Aç kalan ne olsa yer, uykusu gelen neresi olsa uyur.
Aç köpek fırın yıkar
bkz. Aç ile eceli gelen söyleşir.
Aç kurt aslana saldırır
bkz. Aç ile eceli gelen söyleşir.
Aç kurt yavrusunu yer
bkz. Aç ile eceli gelen söyleşir.
Açlık ile tokluğun arası yarım yufka
Yetinmeyi bildikten sonra, büyük istekler küçük
şeylerle de giderilebilir.
Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna
Sırlar, birbirlerini yakın sayan kişiler arasında bile yayılsa,
gizli olmaktan çıkar; sır, kimseye verilmez.
Aç mezarı yoktur
bkz. Acından kimse ölmemiş.
Aç ne yemez, tok ne demez
Yoksul kolay; varlıklı zor beğenir.
Aç ölmez, gözü kararır; susuz ölmez, benzi sararır
Yoksulluk çekenler ölmez ama, türlü sıkıntı ve üzüntüler
içinde yıpranırlar.
Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır
Yoksul kimse, varlıklı olduğu zaman yapacağı şeyleri
düşleyerek yaşar.
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü
Kötü sözler işitmek istemeyen bir kimse karşısındakini kızdırmamaya,
dalına basmamaya özen göstermelidir, hele o kişi, öfkelendiğinde
ne söylediğini bilmeyen biriyse daha da dikkatli davranmalıdır.
Aç, tokun gözüne bakmakla doymaz
Yoksul insana ilgi göstermek, ona yardım etmekle olur.
Aç yanından kaç
Yoksul kimsenin istekleri, eksikleri bitmek bilmez;
buna katlanamayacaksan yoksulla arkadaşlık etme.
Aç yanında sarpın kurcalanmaz
Bir kimsenin yanında, onun çok duyarlı olduğu konuya
değinmemek gerekir.
[Sarpın: Hamur teknesi.]
Aç yeri başka, acı yeri başka
İnsanın yüreği ne denli acıyla da dolu olsa, midesini
doldurmayı düşünür.
Ada bana, adayım sana
İlgi, hep karşıdan beklenmemelidir; özveri karşılıklı olur.
Adalet, mülkün temelidir
Hak ve hukuka uygunluğu, hak gözetmedeki sağlamlığı,
bir ülkeyi ayakta tutan en güçlü dayanaktır.
[Mülk: Buradaki anlamı, devletin egemenliği altında bulunan
toprakların bütünü, ülke, memleket.]
Adam adama gerek olur, iki serçeden börek olur
İinsanlar en küçük şeyleri bile birbirlerinden yararlanarak yaparlar.
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil
Konuk olarak ya da bir iş için yanımıza gelen kişinin gitse diye
gözünün içine bakmamak gerekir, nasıl olsa gidecek, bedendeki can
bile sürekli kalıcı değil.
Adam adamdan korkmaz, utanır
Kimileri karşısındakine sert davranmaz, ona hak ettiği yanıtı vermez;
bunu korktuğundan değil, hatır saydığı için yapmaz.
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir,
atlastan olsa çulu
Parasal durumu ya da giyim kuşamı, bir insan için
değer ölçüsü değildir.
Adam adamı bir kere aldatır
Tek yanlı çıkar üzerine kurulu ilişkiler uzun sürmez.
Adam adamın şeytanı
bkz. İnsan insanın şeytanıdır.
Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur
bkz. Ağaca dayanma kurur, adama dayanma ölür.
Adam, ahbabından bellidir
bkz. Kişi, arkadaşından bellidir.
Adamak kolay, ödemek güçtür
Önemli olan söz vermek değil, sözünü yerine getirmektir.
Adamakla mal tükenmez
Yardımseverlik vaat etmekle değil, yardım etmekle olur.
Adamın adı çıkacağına canı çıksın
bkz. Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın.
Adamın iyisi alışverişte belli olur
Çünkü alışveriş, doğruluk dışındaki her türlü davranışa
yatkın bir ilişkidir.
Adamın iyisi iş başında belli olur
Bir insanın üretirken ya da yönetirken gösterdiği başarı,
onun değer ölçüsüdür. e.a. Adam, iş başında belli olur.
Adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola
Toplum, parası olmayanı adam yerine saymaz; parası olan
bin türlü kepazeliği de yapsa hoş karşılanır, gösterilen saygı
daha da artar. e.a. İnsanın kötüsü olmaz, meğer ki züğürt ola.
Adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork
Belirsizlik kuşku yaratır; düşüncesini, duygularını belli etmeyen
insandan derinliği belli olmayan su kadar çekinmek gerekir.
e.a. Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork.
Adam, iş başında belli olur
bkz. Adamın iyisi iş başında belli olur.
Adam olacak çocuk, bokundan belli olur
Bir kimsenin, bir işe yeni başladığı günlerdeki istekli davranışları,
gelecekte başarılı olacağını gösterir.
Adam olana bir söz yeter
Bir kimsenin insanlık nitelikleri tam ise, kendisine verilen öğüdü
ya da yapılan uyarıyı tekrar tekrar söyletmez.
Adam, yenilmekle marifetli olur; yanılmakla âlim
Güçlünün karşısında uğradığı her başarısızlık, güçsüze
deneyim kazandırır; ilim alanındaysa yeni bilgiler, yanılmayı
göz alarak yapılan deneyimler sonucu kazanılır.
Ağa borç eder, uşak harç
Sosyal haklara saygı duyan bir işveren, çalışanların ücretini
ne yapar yapar öder.
Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimden” demiş
Bir kimseye en can yakıcı kötülükler, hatır bilmez yakınlarından,
koruyup kolladıklarından gelir.
Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
Büyükler ne yaparsa çocuklar da onlara öykünür,
e.a. Taşa çıkan keçinin, ağaca çıkan oğlağı olur.
Ağaca dayanma kurur, adama dayanma ölür
İnsan önce kendine güvenmelidir, başkalarının desteği
sonsuza değin sürmez, mal varlığı ise gelip geçicidir.
e.a. Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur.
Ağacı kurt, adamı dert yer
Üzüntüler, sıkıntılar ağacı kemiren kurt gibi insanın içini tüketir,
dayanma gücünü yok eder.
Ağacın yemişini ye, kabuğunu soyma
Yararlandığın şeye zarar vermekten kaçın.
Ağacın kurdu içinde olur
Bir toplumu, topluluğu kendi içindeki ögelerin sinsi,
yıkıcı çalışmaları çökertir.
Ağaç, kökünden yıkılır
Toplumsal düzenler bir yapı gibidir; ayrıntıların değişmesiyle
değil, temel ilkelerin bozulması sonucu çöker.
Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar
Olgun, erdemli, bilgin kişiler alçakgönüllü olurlar,
insana tepeden bakmazlar.
Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez
Toplum içinde yükselmek göreceli bir şeydir;
doğa yasalarına göre ise hiçbir şey.
Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz
bkz. Ağaçtan maşa olmaz.
Ağaçtan maşa olmaz
Verilen iş o insanın doğasına ve becerisine uygun olmalıdır.
e.a. Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz.
Ağaç, yaprağıyla gürler
İnsan tek başına yalın, dikkati çekmeyen bir varlıktır;
onu gösterişli kılan çevresini oluşturan yandaşları, yakınlarıdır.
Ağaç, yaşken eğilir
Görgü, bilgi, terbiye küçük yaşlarda edinilir; yaş ilerledikçe
eğitim güçleşir, hatta olanaksızlaşır.
Ağaç yeşert, meyve getirsin; oğlan büyüt, ekmek getirsin
Erkek evlat meyve veren ağaç gibidir, günü gelince
evin geçim yükünü hafifletir.
Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla
Saygınlık gereken yerlere parasal yardımda bulunarak; yüreklilik
gerektiği yerde vuruşarak kanıtlanır.
Ağanın alnı terlemezse, ırgadın burnu kanamaz
Yanında çalışanların işe var güçleriyle sarılması için, iş
sahibinin de onlarla birlikte çaba harcaması, onlar kadar yorulması gerekir.
Ağanın gözü ata tımardır
İş sahipleri üretim araçlarını, gereçlerini sürekli olarak denetler,
onların bakımlı olmasını sağlarsa, iş aksamadan yürür, gelişir.
e.a. Ağanın gözü öküzü semiz eder.
Ağanın gözü öküzü semiz eder
bkz. Ağanın gözü ata tımardır.
Ağanın gözü, yiğidin sözü
Yöneticilere, gözü açık olmak; gözü pek olanlara da düşüncelerini
açıkça söylemek, sözünü esirgememek yaraşır.
Ağanın malı çıkar, uşağın canı
Varlıklı adam, zor durumları, sıkıntılı dönemleri malı, parası;
yoksul ise canı pahasına atlatır.
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez
Yaşlılık ve üzüntüyü gizlemek olası değildir.
Ağası güçlü olanın, kulu asi olur
Gücünü hizmet ettiği kişiden alanlar, yasa, kural tanımaz.
Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter
Her canlı dünyaya kısmetiyle birlikte gelir.
Ağır ağır demeli, çabuk çabuk yemeli
Sofrada atıştır ama, konuşurken telaşını yatıştır,
ne söyleyeceksen tane tane söyle ki dediğin anlaşılsın.
Ağır basar, yeğni kalkar
Değerlinin (kişi, eşya, eylem vb.) yanında değersizin etkisi olmaz.
[Yeğni: Hafif, ağırlığı olmayan.]
Ağır git ki yol alasın
bkz. Aceleyle menzil alınmaz.
Ağır kazan geç kaynar
Ağırbaşlı ya da ağırkanlı olanlar tepkisini hemen belli etmez.
Ağır ol, batman gel
Saygınların, seçkinlerin değer ölçüsüne vurulmak istiyorsan,
hafiflik yapma.
[Batman: Tartılacak şeylere göre miktarı değişen, eski bir ağırlık ölçüsü.]
Ağır otur ki bey desinler
Saygı görmek istiyorsan davranışlarına dikkat et,
e.a. Ağır otur ki molla desinler.
Ağır taş batman döver
Davranışları göze batmayan olgun, ağırbaşlı kişileri kimse eleştiremez,
hakkındaki olumlu kanıyı değiştiremez.
Ağır yongayı yel kaldırmaz
Görgülü, bilgili, dürüst kişilerin toplumda kazandıkları yer
kolay kolay sarsılmaz, e.a. Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır.
Ağız yemese, yüz utanmaz
bkz. Ağız yer, yüz utanır.
Ağız yer, yüz utanır
Rüşvet yiyen kişi, kendini onu verenin işini yapmaya zorunlu duyar.
e.a. Ağız yemese, yüz utanmaz.
Ağlamakla yâr ele girmez
Sevdiği bir şeyi ele geçirmenin yollarını aramayan kimse,
özlemekle, sızlanmakla onu elde edemez.
Ağlama ölü için, ağla deli için
Ölenin arkasından birkaç gün ağlanır, sonra acısı unutulur;
ama, iyi olmayacak bir hastanın her günü acınacak durumda geçtiği
için asıl ağlanacak olan odur.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler
Hakkını aramak sesini duyurmakla olur.
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar
Ana, evladının derdini, acısını içinde duyan ve onunla paylaşan tek varlıktır,
kimse onun yerini tutamaz.
Ağlatan gülmez
Başkasına acı çektiren kişinin yaptığı yanına kalmaz, bir gün de birileri çıkar
onu ağlatır. b.a. Ağlayanın malı gülene hayır etmez. Ah alan onmaz. Eden bulur.
Ağlayanın malı gülene hayır etmez
bkz. Ağlatan gülmez.
Ağrısız baş mezarda gerek
Her insanın bir derdi vardır; insan, ancak ölünce dertten kurtulur,
o nedenle dertsiz insan arayanlar onu ancak mezarlıkta bulabilir.
e.a. Ağrısız baş mezarda olur. b.a. Dertsiz baş terkide gerek.
Gailesiz baş yerin altında. Rahat ararsan mezarda.
Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar
bkz. Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
[Zemheri: 22 Aralık’la 1 Şubat arasını kapsayan günler; kışın en şiddetli zamanı.]
Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar
Çalışıp kazanacağı günlerini, yıllarını boşa harcayanların sonu
açlık ve sefalettir. e.a. Ağustosta yatanı zemheride büvelek tutar.
Yazın gölge kovan, kışın karın ovar.
[Kovmak: Buradaki anlamı, peşinden gitmek, ardına düşmek.
Ovmak: Eliyle bastırarak ovuşturmak.]
Ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır
Her verimli dönem arkadan gelecek zor günlerin de habercisidir, tıpkı,
ortalarından sonra yaz sıcakları azalıp, kış günlerinin habercisi serinliğin
başladığı Ağustos ayı gibi.
Ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar
bkz. Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
[Büvelek: Daha çok sığırları sokan, kan emici bir sinek.]
Ağzı eğri, gözü şaşı, ensesinden belli olur
Bir kimsenin, gizlemeye de çalışsa, yasa dışı işler yaptığı davranışlarından,
yaşam biçiminden anlaşılır.
Ah alan onmaz
Yaptığı kötülükler nedeniyle beddua alan bir kimsenin
yaşamında kötü günler eksik olmaz. e.a. Ah yerde kalmaz.
Kimsenin ahı kimsede kalmaz. b.a.Mazlumun ahı, indirir şahı.
Ahlatın iyisini ayılar yer
Güzel şeylere, genellikle, onun değerini bilmeyenler sahip olur.
e.a. Armudun iyisini ayılar yer.
Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez
Saygısız kimse yüz bulunca, adamın yanından ayrılmaz, bıktırır.
Kendisine bir şey vaat edilen düşüncesiz kişi de verilen sözü sürekli
hatırlatarak usandırır, pişman eder.
Ahmak gelin, yengeyi halayığı sanır
Düşüncesi kıt kimse, kendisini koruyan, yol gösteren kişiye kaba davranarak
onu gücendirir, yardımından yoksun kalır.
[Yenge: Düğünde geline yardımcı olan ona kılavuzluk eden kadın.
Halayık: Kadın köle, cariye.]
Ahmak iti, yol kocatır
İyice tasarlanmadan başlanılan işlerde sonradan beliren eksikler,
işe yeniden koyulmaya, dolayısıyla yorgunluğa ve zaman kaybına neden olur.
e.a. Akılsız köpeği, yol kocatır.
Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar
bkz. Şaşkın misafir, ev sahibini ağırlar.
Ahmak odur, dünya için gam yiye; ne bilirsin
kim kazana, kim yiye
Gerçeği bilmeden üzüntü duymak, akıllı işi değildir.
Ah yerde kalmaz
bkz. Ah alan onmaz.
Akacak kan damarda durmaz
Kadere inanıyorsak, olacakların önüne geçemeyiz.
Ak akçe kara gün içindir
Zor durumlarda sıkıntıdan kurtulmak için tutumlu olmak gerekir.
Akan su yosun tutmaz
bkz. İşleyen demir pas tutmaz.
Akara kokara bakma, çuvala girene bak
Tutumlu olmak için illa değerli şeyleri saklamak ya da
biriktirmek gerekmez.
Akar su çukurunu kendi kazar
Bir kimsede çalışma isteği ve gücü varsa, başarıya ulaşmanın yolu
kendiliğinden açılır. e.a. Su yatağını bulur.
Akar su pislik tutmaz
Yaşamı ve yaptıkları gözler önünde olan kişilere kötülük
yüklenemez.
Akar suya inanma, eloğluna dayanma
Sonucunu açıkça göremediğin işlere girişme, kişiliğini tam
bilemediğin kimselere güvenme.
Ak bacak, kara bacak geçit başında belli olur
bkz. Ak göt, kara göt hamamda belli olur.
Akçe akıl öğretir, don yürüyüş
Geniş olanaklar insanın nasıl yaşam biçimini zenginleştirirse,
giyim kuşam da davranışlarını güzelleştirir.
Akçe: bir, murat için; bir, inat içindir
Bir isteği diretmekte ya da elde etmekte kullanılan en etkili araç, paradır.
Akçesi ucuz olanın kendisi kıymetli olur
Cömert olmak, o kişiye saygı ve sevgi kazandırır,
e.a. Parası ucuz olanın kendisi kıymetli olur.
Ak don, kara don geçit başında belli olur
bkz. Ak göt, kara göt hamamda belli olur.
Ak göt, kara göt hamamda belli olur
Kimin daha üstün olduğunu, aynı sınavda gösterecekleri
başarı belirler. e.a. Ak don, kara don geçit başında belli olur.
Ak gün ağartır, kara gün karartır
Mutluluk ya da mutsuzluk insanın günlük yaşayışını etkiler;
mutlu insan iyimser, mutsuz insan karamsar olur.
Akıl akıldan üstündür
Güvenilir kişilere akıl danışmak, karşılaşılan sorunun çözümüne
yardımcı olur.
Akıl için yol birdir
Bir sorunun çözümünde: Doğru düşünen kişilerin hepsi,
aynı mantık yolunu kullanarak sonuca ulaşır.
Akıl kişiye sermayedir
Girişilen her işte, insanın en önemli yatırım aracı aklıdır.
Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış
Her insan kendi aklının ürünü olan düşüncesini başkalarının
düşüncesinden üstün görür, bu nedenle aklını başka bir akılla
değiştirmek istemez.
Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır
Çünkü, aklını tam kullanamayan bir dostun iyilik olsun diye
yaptığı şey, kötü sonuç doğurabilir, oysa düşmanlıklar bile akıl
yoluyla çözümlenir.
Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir
Kimi zaman gereğinden fazla düşünmek kararsızlık yaratır ve
işin gecikmesine neden olur. Bu nedenle bazen, daha az düşünenler
ya da atik davrananlar daha iyi sonuç alırlar,
e.a. Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer
bkz. Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir.
“Akıllınız kim”, “öndeki zincirli”
Bir toplum en büyük zararı, akıllı geçinen önderlerin yaptığı
delice işlerden görür.
Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan
neyler ata malını
Bir baba çocuklarına mal, mülk bırakamadığı için
tasalanmamalıdır. Akıllı olan çocuk nasıl olsa kendi varlığını
edinir, akılsız ise dünyalar da bırakılmış olsa değerini bilmez, koruyamaz.
Akıllı, sözünü akılsıza söyletir
Başkası adına konuşmak, insanın başını derde sokar.
Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter, ne yaşta
Akılsız kişiler, hangi koşulda olursa olsun giriştikleri işten
olumlu sonuç alamazlar.
Akıl olmayınca ne yapsın sakal
Bir kimse akılsızsa, yaşlanmak onu olgunlaştırmaz,
b.a. Akıl yaşta değil baştadır.
Akıl parayla satılmaz
Aklın zenginlikle bir ilişkisi yoktur. Eğer olsaydı, varlıklı olanlar
en iyi akılları satın alır, densizlik yapmazlardı.
Oysa delice işler yapan nice zenginler olduğu gibi aklını
kullanan nice yoksul da var.
Akılsız başın cezasını ayak çeker
İyice düşünülmeden kalkışılan işlerde gereksiz koşturmaca
yaşanır, ya da başkalarına yaşatılır.
Akılsız kasabın gerisine kaçar masadı
Kafası tam işlemeyen kimse, yararlanacağı olanağı kendisine
zarar verecek biçimde kullanır.
[Masat: Kasapların bıçak biledikleri çelik çubuk.]
Akılsız köpeği yol kocatır
bkz. Ahmak iti yol kocatır.
Akıl yaşta değil, baştadır
Yaşlılardan daha akıllı gençlerin olması bu nedenledir,
insan büyür, yaşlanır ama aklı büyümez.
Ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır
Dış görünüş aldatıcıdır. e.a. Ala keçiyi gören içi doğu yağ sanır.
Ak koyunun kara kuzusu da olur
Her canlı kendi yaradılışıyla dünyaya gelir.
Ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır
Niteliği kötü olan şeyin değersizliği, görünüşte benzediği
iyi şeyin de değerini düşürür, e.a. Pamukçu, ak köpekten hoşlanmaz.
Akla gelen başa gelir
Doğabilecek terslikler daha önceden düşünülür ama, önlem alınmaz.
Akla gelmeyen başa gelir
İnsan çoğu kez, olabileceğini düşünmediği tersliklerle karşılaşır.
Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama
Düşüncesizce davranışlardan ve saldırganlıklardan kaçınmak gerekir.
Akmasa da damlar
Çok kazandırmasa da bir beceri ya da iş yeri sahibi olmak
boş oturmaktan, işsiz dolaşmaktan yeğdir.
Akrabayla ye iç, alışveriş etme
Alışverişte her iki taraf da kendi çıkarını düşüneceğinden,
araya kırgınlık girebilir, yakın ilişkiler bozulabilir.
Akşama karşı gitme, tana karşı yatma
İşini, koşulların en uygun olduğu zamanda gör.
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir
Olumlu koşullarda uğranılacak zarar, olumsuz
koşullardan umulan yarardan yeğdir.
[Şer: Kötülük.]
Akşamın işini sabaha bırakma
İşini, yapman gereken süre içinde bitir,
b.a. Bugünün işini yarına bırakma.
Akşam ise yat, sabah ise git
Gündüz çalışanlar, hafta arası gecelerini dinlenmekle
geçirmezlerse, ertesi gün verimli çalışamazlar. Özellikle insanlara
yüz yüze hizmet verenlerin buna daha da özen göstermeleri gerekir.
Akşam oldu kon, sabah oldu göç
Zorunluk olmadıkça yolculuklarını gündüz yap.
Alacağım olsun da alakargada olsun
Borçlu, ödemekte güçlük çıkarsa bile, birisine parasal destekte
bulunabilecek güçte olmak, yoksul olmaktan daha iyidir.
e.a. Alakargada alacağım olsun, alamazsam gözümü oysun.
Alacakla, verecek ödenmez
Gerçekleşmesi kesin olmayan koşullara güvenerek
borçlanmak, insanı güç durumda bırakır.
Alakargada alacağım olsun; alamazsam gözümü oysun
bkz. Alacağım olsun da alakargada olsun.
Alakeçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz
Verimlilik değişken bir şeydir, her zaman aynı nitelikte olmaz.
Alakeçiyi gören, içi dolu yağ sanır
bkz. Ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır.
Al, aslan tutar; güç, sıçan tutmaz
Kimi sorunların çözümünde zekâ güçten daha etkilidir.
[Al: Hile, aldatmaca.]
Alat işin sonu onat olmaz
Aceleye getirilen işten iyi sonuç alınmaz.
[Onat: Özenli, uygun, düzgün.]
Alçacık eşeğe herkes biner
bkz. Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay
Baskı altında tutulan, hor görülen, ezilenler, güçsüz,
korumasız kimselerdir. e.a. Alçacık eşeğe herkes biner.
Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar
Toplum alçakgönüllü kişileri yüceltir, saygı gösterir.
Büyüklük taslayanları, herkese tepeden bakanları,
kendini beğenmişleri kimse sevmez.
Alçak yerde tepecik kendini dağ sanır
İnsanoğlu, kendisinden daha bilgili kimselerin bulunmadığı
ortamlarda dâhi kesilir. e.a. Alçak yerin tepeciği dağ görünür.
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır
İnsan yaşam biçimini dengelemek, düzenlemek zorundadır;
bunu kendisine yararlı kişi ve koşulları seçerek sağlayabilir.
Alçak yerin tepeciği dağ görünür
bkz. Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır.
Alçak yer yiğidi hor gösterir
Bir insanın gerçek değeri, kişiliğine, bilgisine yaraşır
ortamlarda belli olur.
Al elmaya taş atan çok olur
Güzel, verimli, değerli olan her şey ilgi, istek hatta
kıskançlık uyandırır.
Alet işler, el övünür
Ustalığın, el becerisinin kusursuz olmasını sağlayan,
o işte kullanılan araç ve gereçlerdir.
Al giyen alınır
Davranışları ya da çalışmalarıyla ilgi çeken kimse,
eleştirileri içine sindiremez, tepki gösterir.
Al gömlek gizlenemez
Dikkat çekici işlerin gizliliği olmaz.
Alıcı kuşun ömrü az olur
Saldırgan olan kişi çok yaşamaz; fırsat kollayan
düşmanları da bir gün onu yok eder, ortadan kaldırır.
e.a. Yırtıcı kuşun ömrü az olur.
Alında yazılı olan başa gelir
Bir inanışa göre her insan, kader denilen yazgısıyla dünyaya
gelir. Onun yaşamını bu yazgısı düzenler. İnsan ne yapsa kaderini
değiştiremez ve kişi bu değişmez yazgısı ne ise onu görür,
iyi ya da kötü başına ne gelecekse gelir.
e.a. Alın yazısı değişmez.
Alın yazısı değişmez
bkz. Alında yazılı olan başa gelir.
Alışmadık götte don durmaz
Olumlu ya da olumsuz yönde de olsa, kişi, seçtiği yaşam
biçiminden, alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemez.
Değişmeye çalışmak ona sıkıcı gelir. Değişse bile yeniden eski
durumuna dönmenin yolların arar.
Alışmış kudurmuştan beterdir
Kişi, yapageldiği biçimde yaşamak ister; alışkanlıklarının
değiştirilmesi ya da engellenmesi onu saldırgan yapar.
Alışmış kursak, bulamacını ister
Çıkarcılık, kimileri için geçim kaynağıdır. Onlar bu
kaynaktan yoksun kalmaya katlanamazlar.
Âlimin uyuması cahilin ibadetinden hayırlıdır
Bilgisiz kişinin Tanrı katında bile değeri yoktur.
e.a. Cahilin ibadetinden âlimin uykusu hayırlıdır.
Âlim komşu, cahil babadan yeğdir
Bir insanın yetişmesinde çevresindeki bilgili kişiler etkili olur.
Âlim unutmuş, kalem unutmamış
Verilen sözleri, varılan anlaşmaları ileride unutulmaktan
hatta inkâr edilmekten kurtarmak için yazılı belgeye
dönüştürmek gerekir.
Al kaşağıyı gir ahıra, yağırı olan gocunur
bkz. Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur.
e.a. Yarası olan gocunur.
[Kaşağı: Hayvanları tımar etmek için kullanılan bir tür tarak.
Yağır: Hayvanlarda eyer ya da semer vurmasından açılan yara.
Gocunmak: Bir şeyden alınmak, çekinmek, kaçınmak.]
Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur
Bir yolsuzluğa bulaşmış olan kişi, yaptığının bir gün
anlaşılacağı kaygısıyla yaşar; her sözden, her davranıştan
tedirgin olur.
e.a. Al kaşağıyı gir ahıra, yağırı olan gocunur.
Yarası olan gocunur.
Allah, balmumu yakana balmumu;
yağmumu yakana yağmumu verir
Her insan kendisine seçtiği yaşam biçimini korumak ister.
O nedenle giderleri çok olan çok kazanmaya bakar; azla
yetinen ise fazla çaba harcamaz.
e.a. Allah, çam isteyene çam; mum isteyene mum verir.
Allah bilir ama, kul da sezer
İnsan, gelecekte neler olacağını Tanrı gibi kesin bilemezse de
aklını kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilir.
Allah, çam isteyene çam; mum isteyene mum verir
bkz. Allah, balmumu yakana balmumu; yağmumu yakana
yağmumu verir.
Allah, dağına göre kar verir
Tanrı, kullarının taşıyamayacakları yükün, sıkıntının altında
ezilmelerini istemez.
Allah, doğrunun yardımcısıdır
Yolsuzluk, kötülük yapmayan dürüst bir kişi, yardıma gerekseme
duyduğunda Tanrı onu korur, kayırır.
Allah, dokuzda verdiğini sekizde almaz
Her kulun ömrü Tanrı tarafından belirlenmiştir, bu süre
dolmadan hiç kimsenin yaşamını sona erdirmez.
Allah, gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar
Yaşam iniş çıkışlarla sürer. İnsan olumsuz gelişmeler karşısında
umutsuzluğa kapılmamalı, eskisinden daha iyi olanakların
doğacağına inanarak, yaşama dört elle sarılmalıdır.
Allah’ın bildiği kuldan saklanamaz
İnsan, davranışlarından dolayı önce, her şeyi bilen Tanrı’ya
karşı sorumludur. Onun bildiği bir şeyi de kullardan
gizlemenin hiçbir yararı yoktur.
Allah’ın ondurmadığını peygamber sopayla kovalar
Tanrı nasıl istemişse her kul öyle yaşar. Bunu değiştirmeye,
daha iyi duruma getirmeye kimse, Peygamber bile yardımcı olamaz.
Allah, ilmi dileyene; malı dilediğine verir
Bir insanın geçim düzeyini Tanrı, bilim düzeyiniyse kendisi belirler.
Allah insana bir ağız, iki kulak vermiş:
bir söyleyip, iki dinlemek için
bkz. İki dinle, bir söyle.
Allah, kardeşi kardeş yaratmış; kesesini ayrı yaratmış
Kardeş bile olsalar, kimse kimseyi geçimine, kazancına,
parasına ortak etmek zorunda değildir ve bu konuda kardeşlerin
birbirini zorlaması da doğru değildir.
Allah, kulundan geçmez
Tanrı, yaşam biçimlerini belirlediği kullarının dar
zamanlarını da bilir ve onların sıkıntıdan kurtulmalarına
yardımcı olur.
Allah, kulunu kısmetiyle yaratır
Tanrı her kuluna ayrı bir yaşam biçimi uygun görmüştür.
Allah, sabırlı kulunu sever
Çünkü, sabır gibi güzel bir huya sahip olanlar güçlükleri
yenmeyi, sıkıntıları atlatmayı başarırlar.
Allah, sağ eli sol ele muhtaç etmesin
İhtiyaç duyduğu bir şeyi en yakınından bile istemek insana
ağır gelir, böyle bir duruma düşmüş olmayı içine sindiremez.
e.a. Allah, sağ gözü sol göze muhtaç etmesin.
Allah, sağ gözü sol göze muhtaç etmesin
bkz. Allah, sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
Allah, sevdiğine dert verir
Her şey gibi derdin de Tanrı’dan geldiğine inanarak onu
yakınmadan çekenler, Tanrı’nın sevdiği kullar olarak kabul edilirler
ve sonuçta iyilikle ödüllendirilirler.
Allah, son gürlüğü versin
Tanrı (o kimsenin) son yıllarını bolluk ve rahatlık içinde geçirtsin.
Gençlikte çektiği sıkıntılar insana, yaşlılık
günlerinde daha ağır gelir.
Allah’tan sıska, ne yapsın muska
Yaradılış yapay önlemlerle değiştirilemez.
[Muska: Eskiden, içinde dinî ve büyüleyici bir gücün
saklı olduğu sanılan, taşıyanı, takanı veya sahip olanı zararlı
etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan, üçgen biçiminde
katlanmış yazılı kâğıt.]
Allah’tan umut kesilmez
En umutsuz durumlarda bile Tanrı’nın bir kurtuluş yolu
açacağı düşünülmelidir. Çünkü, umudunu yitiren bir insan,
direnme gücünü de yitirmiş olur.
Allah, uçamayan kuşa alçacık dal verir
Tanrı, kullarının yaşama koşullarını onların beceri ve
yeteneklerine uygun biçimde düzenler.
Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez
Tanrı, bir kulunu üne ya da zenginliğe kavuşturmak
isterse, o kimsenin ailesi varlıklı mı, yoksul mu
diye bakmaz, bir ayrım yapmaz.
Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir
Tanrı, dilediği kulunu hiç umulmadık yollarla para ve
mal mülk sahibi eder.
Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı
Biniciler doru ve kır donlu atları, sarı, al ve yağız renkli
olanlardan daha üstün sayarlar. Bu nedenle at alırken seçimi
ona göre yapmak gerekir.
e.a. Alma sarı, satma sarı, kapındaysa tutma sarı.
[Doru: Kızıl kahverengi at donu. Don: At rengi. Yağız: Esmer.]
Almadan vermek Allah’a mahsus
İnsan, alışveriş yaparken aldığı şeyin karşılığını öder.
Oysa Tanrı, tükenmez varlığa sahiptir, kuluna bir şey verirken
karşılığını almaya ihtiyacı yoktur,
e.a. Almadan vermek Allah’a yaraşır.
Almadan vermek Allah’a yaraşır
bkz. Almadan vermek Allah’a mahsus.
Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma
Almaya, seçmeye kesin karar vermediğin şeye ya da kimseye
aşırı ilgi gösterip, karşındakini umutlandırma.
Al malın iyisini, çekme kaygısını
Anlamı çok açık bir atasözü. Kötü mal kısa sürede kullanılmaz
duruma gelir ve insanı üzer.
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste
Acımasız davranarak kimsenin ahını alma, senin de aynı duruma
düşeceğin günler gelir.
[Aheste: yavaş.]
Alma sarı, satma sarı, kapındaysa tutma sarı
bkz. Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı.
Alna yazılan başa gelir
bkz. Alında yazılı olan başa gelir.
Alt değirmen güçlü akar
Yatırım alanı iyi hesaplanmış olan kuruluşlar verimli çalışır
ve giderek güçlenir.
Altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz
Bir işi tam öğrenmeden, inceliklerini kavramadan, ustalaşmadan
bilgiçlik taslanmaz.
[Seyis: At bakıcısı. Fışkı:Taze at pisliliği.]
Altın anahtar her kapıyı açar
Sorunların çözümünde para, en güçlü araçtır.
Altın ateşte, insan mihnette belli olur
Ateşe dayanıklılığı nasıl bir maddenin altın olup olmadığını
belirlerse, güç koşullara dayanma, zorulukları göğüsleme
direnci de insanın değerini belirler.
Altın eli bıçak kesmez
Yaptığı işi iyi bilen, beceri sahibi kişiler sıkıntı çekmeden yaşar.
Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur
Yaşamda varlık da yetki de sürekli değildir.Gün gelir
her ikisi de tersine dönebilir. Varlıklı ya da orun sahibi
kimsenin en sıradan bir kişiye işi düşebilir.
Altının kıymetini sarraf bilir
Geçimini sağladığı şey, o insan için en değerli şeydir.
Altını saklamak değil, kuruşu saklamak hünerdir
Tutumluluk değersiz görünen şeyleri değerlendirmekle olur.
Altın leğenin kan kusana ne faydası var
Zenginliğin bir etkisi olmayan dertler, hastalıklar da vardır,
ölümcül bir hastalık karşısında zengin olsan neye yarar.
Altın pas tutmaz
Onuruyla, namusuyla yaşayanı kimse karalayamaz.
Altın yerde paslanmaz, taş yağmurda ıslanmaz
Değerli, nitelikli kişiler, en olumsuz koşullarda, ortamlarda bile
saygınlığını yitirmez.
e.a. Altın yere düşmekle pul olmaz.
Altın yere düşmekle pul olmaz
bkz. Altın yerde paslanmaz, taş yağmurda ıslanmaz.
Altı olur, yedi olur, hep Allah’ın dediği olur
Kulun yapacağı her hesap, Tanrı’nın dilediği biçimde sonuçlanır.
Aman diyene kılıç kalkmaz
En kanlı savaşta bile, teslim olan düşmanın canına kıyılmaz.
Ambarda darısı yok, evde karısı
Kadınsız evin düzeni olmaz.
Amcam dayım, herkesten aldım payım
dar zamanında, çözümü zor bir sorunla karşılaştığında,
En yakını bile olsa, kimsenin kimseye yardım etmediği, yaşanarak
alınmış bir ders, bir gerçektir.
Anadan olur daya, hamurdan olur maya
Hamurun mayası nasıl yine hamursa, bir insanın kişiliğini
kazanmasına yardımcı olan da annesidir.
[Daya: Taya, dadı.]
Ana gibi yâr olmaz
Hiçbir sevgi, bir annenin çocuğuna beslediği sevginin yerini tutamaz.
Anayla kız, helvayla koz
Bir anne ile kızı koz helvasındaki cevizle helvaya benzer,
onları birbirinden ayırmak olanaksızdır.
[Koz: Ceviz.]
Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar
Bir kız çocuğu baba evinde kraliçeler gibi de yaşasa,
evlendikten sonra ona mutluluğu yaşatacak olan kocasıdır.
e.a. Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.
Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış
bkz. Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.
Analık, fenalık
Ne denli iyi olsalar, sevecen davranmaya çalışsalar da üvey anneler
hiçbir zaman öz annenin yerini tutamaz. Üvey çocuklarına karşı
kötü davranmak, üvey analığın sanki, gizlenemeyen, gözle görülen
simgesidir. e.a. Analık kara yamalık.
Analık, kara yamalık
bkz. Analık, fenalık.
Analı kuzu, kınalı kuzu
Anneler çocuklarının bakımlı olmasına, temiz giyinmesine
özen gösterir. Annesi ölen bir çocuk bu ilgiden yoksun kalır.
Anamın öleceğini bilseydim, kulağı dolu darıya satardım
İnsan, değer verdiği bir şeyi yitireceğini bilse, onu yok pahasına
da olsa satmaya bakar.
Anan güzeldi, hani yeri; baban zengindi, hani evi
Yaşam, sürekli değişim demektir. Gençlik, güzellik nasıl zamanla
yok oluyorsa, varlığa da güvenilmemelidir, bir gün o da yerini
darlığa bırakabilir.
Ananın bahtı kızına
Annelerinin mutlu ya da mutsuz oluşu kız çocukları
daha çok etkiler.
Ananın bastığı yavru incinmez
Anneler, çocuklarını eğitmek ya da korumak amacıyla
kimi zaman sert davransalar da bu çocuğa ağır gelmez.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al
Kız çocuklar, annelerine öykünerek yetişirler. Bu nedenle,
bir top kumaşın kenarına bakmak niteliğini anlamaya nasıl yeterliyse,
annenin davranışları da kızı hakkında bir kanı sahibi olmaya yeterlidir.
An beni bir kozla, o da çürük çıksın
Armağan, bir sevginin, ilginin belirtisidir. Armağanın değeri, büyük
ya da küçüklüğünde değil, anılmış olmanın verdiği mutluluktadır.
e.a.Yâr beni ansın bir kozla, o da çürük çıksın.
[Koz: Ceviz.]
An iti, kap sopayı
Saldırgan biriyle karşılaşman olasılığı varsa, başına da
gelecekler var demektir, kendini korumaya hazırlıklı ol.
e.a. İti an, taşı eline al.
Anlayana, sivrisinek saz; anlamayana, davul zurna az
Kimi insan sözün gelişinden ne söylenmek istendiğini
anlar, kimileriyse anlayışı kıt olur, açıkça ve vurgulayarak
söylenilse bile anlamazlar.
Aptala malum olur
Alay yollu: Akılsızlar Allahlık kişilerdir, olacakları önceden sezinler
ve akıllıları uyarırlar.
Araba devrilince yol gösteren çok olur
İnsanlar birbirleriyle her şey yolunda giderken ilgilenmezler,
zor durumlarda akıl öğretmeye kalkarlar.
Arabayla tavşan avlanmaz
Bir işte başarıya ulaşabilmek için, o işin gereği yöntemleri uygulamak,
en uygun gereçleri kullanmak gerekir.
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse, art tekerleği de
oradan geçer
Çocuklar, büyüklerinden gördüklerini yapar,
onların yaşam biçimi olarak seçtikleri yolu kendilerine örnek alırlar.
Arayan Mevlâsını da bulur, belasını da
Varacağı sonucu göze aldıktan sonra, insan iyi yolu da
seçebilir, kötü yolu da.
Ardıçın közü olmaz, yalancının sözü olmaz
Ardıç, yakıp ısınmaya elverişli bir ağaç değildir, ateşi çabuk
geçer. Sözüne güvenilmeyen kişiler de öyledir, söyledikleri yalanlarla
insanlara yaşattıkları mutluluk kısa ömürlü olur.
Ar dünyası değil, kâr dünyası
Yaşam öylesine zorlaştı ki, kimse kimsenin gözünün yaşına
bakmıyor, utanma, sıkılma kalmadı, üreteni de tüketeni de geçimini
sağlamak için daha çok kazanmanın yollarını arıyor.
e.a. Ar yılı değil, kâr yılı.
Arı, bal alacak çiçeği bilir
İşini bilenler, kendilerine çıkar sağlayacak yeri, kişiyi bulurlar.
Arı, bey olan kovana üşer
Halkı çevresinde toplamayı başaranlar, önderlik niteliği
taşıyan kişilerdir.
[Üşmek: Üşüşmek, toplanmak.]
Arı gibi eri olanın, dağ kadar yeri olur
Bir aileyi ya da toplumu güçlendiren, zenginleştirenler üretken,
çalışkan kişilerdir.
e.a. Arı kadar eri olanın, dağ kadar yeri olur.
Arığa su gelene kadar kurbağanın gözü patlar
Bir gün gerçekleşeceğini ve kendisini rahata kavuşturacağını bildiği
koşulların gecikmesi, onu bekleyene zor günler yaşatır.
[Arık: Ark, hark, toprağı kazarak yapılan su oluğu.]
Arı kadar eri olanın, dağ kadar yeri olur
bkz. Arı gibi eri olanın, dağ kadar yeri olur.
Arık ata kuyruğu yüktür
Kendisini zor geçindiren kişinin, en yakınına bile
az da olsa bir yardımı dokunamaz.
[Arık: Sıska, zayıf, kuru, yavan, yağsız, cılız.]
Arık at yol almaz, arık it av almaz
Emeğinin karşılığını alamayan bir kimse verimli,
istekli çalışamaz.
Arık etten yağlı tirit olmaz
Yeteneksiz kişi ya da niteliksiz malzemeyle yapılan işlerden verimli
sonuç alınamaz. e.a. Arpa unundan kadayıf olmaz.
[Tirit: Doğranmış ekmeğe et suyu gezdirilerek yapılan yemek.]
Arı, kızdıranı sokar
Üzerine gidilmedikçe, duyarlı olduğu konulara saygısızlık
gösterilmedikçe, kimse kimseye saldırmaz.
Arık öküze bıçak olmaz
Verilen işi, gücünü aştığı için başaramayan kişiye kötü davranılmaz.
Arının belâsını çekmeyen, bal yiyemez
Olumlu bir sonuca, olumsuz koşulları göze almakla ulaşılır.
Arı söğüdü, akıllı öğüdü sever
Herkes kendisine yararlı olacak şeyi bilir ve ona ilgi duyar.
Arife günü yalan söyleyenin, bayram günü
yüzü kara çıkar
Yalan sözün ömrü kısa olur ve gerçek anlaşıldığında onu söyleyen
utanılacak duruma düşer, kendisine inananların, güvenenlerin
saygınlığını yitirir. e.a. Ramazanda yalan söyleyenin bayramda
yüzü kara olsun.
Arife tarif ne gerek
Anlayışlı ve sezgili olanlar, açıkça söylenmese bile bir sözün
gerçek anlamını kavrar.
Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim
Arkadaşlıklar, aynı görüşü paylaşan, aynı yaşam biçimini
seçenler arasında kurulur. Yakın iki arkadaştan birini tanımamız,
az çok diğeri hakkında da bilgi sahibi olmamızı sağlar.
Armudun iyisini ayılar yer
bkz. Ahlatın iyisini ayılar yer.
Armudun önü, kirazın sonu
İlk turfanda armudun, son turfanda kirazın tam yenilecek zamanıdır.
Bir şeyin tadına varmak için zamanını kollamak gerekir.
Armudu soy da ye, elmayı say da ye
Zararlıyı yararlıya; yararlıyı da zararlıya dönüştürmek insanın
kendi elindedir. e.a. Elmayı say da ye, armudu soy da ye.
Armut dalının dibine düşer
Kişi, önce yetiştiği yöreye, yere, ailesine yararlı olur.
Arnavut’a sormuşlar “cehenneme gider misin” diye,
“aylık kaç” demiş
Geçimini zor koşullarda kazananlar için, yapamayacakları
iş yoktur, yeter ki karşılığı verilsin.
[Arnavut: Eskiden büyük kentlerde yol yapımında çalışan gurbetçi amele.]
Arpacıya borç eden, ahırını tez satar
Borçlanarak kurulan işler zor yürür.
Arpa eken buğday biçmez
Bir davranış nasılsa, alınan sonuç da ona uygun olur;
iyiyse iyi, kötüyse kötü.
Arpa, körpe aş imiş; altın, gümüş taş imiş
Kıtlık, yokluk başlayınca insanın değer yargıları da değişir,
beğenmediklerini beğenir, önemsediklerini önemsemez olur.
Arpa samanıyla, kömür dumanıyla
Yararlanılan her nesnenin kullanıma elverişli olmayan bir yanı bulunur.
Arpa unundan kadayıf olmaz
Kötü malzemeyle yapılan işten nitelikli bir sonuç alınmaz,
e.a. Arık etten yağlı tirit olmaz.
Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez
Yaptığı işten hak ettiği ücreti alamayan kişi, ne denli zorlansa da
verimli çalışamaz, işine dört elle sarılamaz.
Arsızın yüzüne tükürmüşler, “yağmur yağıyor” demiş
Utanması, sıkılması olmayan, yüzsüz bir kimseye en onur kırıcı
biçimde davranılsa bile pişkinliğe vurur, aldırmaz.
Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır
Yılışık, yüzsüz kimse, giyim kuşamına, toplum içindeki
davranışlarına da özen göstermez.
Arşın malı kantarla satılmaz
Nitelikleri farklı olanların değer ölçüleri de farklı olur.
[Arşın: Eskiden kullanılan 68 santime eşit uzunluk ölçüsü.
Kantar: Eskiden kullanılan 56, 452 grama eşit ağırlık ölçüsü.]
Artık mal göz çıkarmaz
bkz. Fazla mal göz çıkarmaz.
Ar yılı değil, kâr yılı
bkz. Ar dünyası değil, kâr dünyası.
Asıl azmaz, bal kokmaz
Biçimsel değişiklikler bir kimsenin kişiliğini, bir nesnenin
niteliğini etkilemez.
[Asıl: Bir kimsenin soyu, soyluluğu.]
Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı
Soyu sopu belli kişilerle en zor işlere girişilir;
soysuzlarsa en güzel işlerde bile bir tatsızlık yaratırlar.
[Bedasıl: Soyu kötü, soysuz.]
Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir
Eski gücünü, etkisini, önemini giderek yitirenler,
daha kolay işlerle yetinirler.
Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir
Güçlüler, güçsüzler üzerinde egemen olurlar, sözleriyle
onların davranışlarını etkilerler.
Aslan postunda, gönül dostunda
Canlı, cansız her şey ona yaraşanla, onunla uyumlu
olanla bütünleşir, güzeldir.
Aslan yatağından bellidir
Bir kimsenin yaşadığı ortamın niteliği, onun kişiliğini
belirler. e.a. Aslan yattığı yerden belli olur.
Aslan yattığı yerden belli olur
bkz. Aslan yatağından bellidir.
Aslını inkâr eden, haramzadedir
Ancak, dünyaya piç olarak gelen bir kişi aile kökenini,
soyunu gizlemek gereğini duyabilir.
[Haramzade: Ppiç, evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk.]
Astar bol olmayınca yüze gelmez
Harcama gerektiren işlerde, ucu ucuna, kıl payı hesaplarla
istenilen nitelik elde edilemez.
Âşığa Bağdat ırak değil
Kişi, elde etmek, ulaşmak için büyük bir istek duyduğu şey
uğruna katlanacağı özveriden yakınmaz.
e.a. Âşığa Bağdat uzak gelmez.
Âşığa Bağdat uzak gelmez
bkz. Âşığa Bağdat ırak değil.
Âşığın gözü kördür
Âşık olan kişi, sevdiğinin her halini beğenir, kusurlarını görmez.
Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır
Âşıkların gözü kimseyi görmez, sevginin verdiği coşkuyu
denetleyemezler, çevrelerinde kimse yokmuşcasına davranırlar.
Aşık daima bey oturmaz
İşleri her zaman olumlu sonuçlanan kişi, günün birinde
olumsuzlukla karşılaşacağını da bilmelidir.
[Aşık: Ayak bileğindeki küçük kemiklerden biri. Bey oturmak: Aşık
oyununda kemiğin dik duracak biçimde gelmesi.]
Aşını, eşini, işini bil
İnsan gibi yaşamanın üç temel koşulu: İyi beslenmek,
iyi arkadaşlar edinmek, işine önem vermektir.
Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur
Nitelikli gereç kullanılarak ortaya çıkarılan şeyden,
onu gerçekleştiren övünç duyar.
Aşk ağlatır, dert söyletir
Umutsuz aşka düşen kişi, duyduğu acıyı gözyaşı dökerek
belli eder; dertli kişi ise durumunu herkese anlatarak,
içini dökerek rahatlar.
Aşk olmayınca meşk olmaz
İnsan, sevdiği işi öğrenir.
[Meşk: Uygulamalı öğrenim.]
Aş taşınca, kepçeye paha olmaz
En önemsiz aracın değeri, ona gerek duyulduğu zaman anlaşılır.
Aş tuzla, tuz oranla
Bir şeyin tadı, kıvamı, niteliği onu oluşturan ögelerin
ölçülü kullanılmasına bağlıdır.
Aşure yemeye giden kaşığını taşır
Doğacak fırsatı değerlendirilebilmek için hazırlıklı olmak gerekir.
Ata arpa, yiğide pilâv
Her canlı kendisi için gerekli beslenmeyle gelişir, güçlenir.
Ata binen, nalını mıhını arar
Bir aracın verimini sağlayan, ayrıntı sayılabilecek parçalarıdır.
Ata binersen Allah’ı, attan inersen atı unutma
Yararlandığın aracı hor kullanma; kullanmadığın zaman da
bakımsız bırakma.
Ata da soy gerek ite de
Soyluluk, yararlı ya da yararsız her yaratığa nitelik kazandırır.
At, adımına göre değil, adamına göre yürür
Bir işin sağlıklı yürümesi, o işi yönetenlerin bilgi ve becerine bağlıdır.
Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli
Elemanlarının tüm güçleriyle çalışmalarını, tam verimli
olmalarını isteyen bir işveren, onlara hak ettikleri ücreti vermelidir.
Ata dostu, oğla mirastır
Bir babanın kazandığı dostluklar, bırakacağı mirasla eşdeğerdedir.
Ata eyer gerek, eyere er gerek
Bir işyeri en iyi biçimde donatılmış da olsa onu verimli
çalıştıracak olan iyi yetişmiş yöneticidir. En kârlı yatırım,
insana yapılan yatırımdır.
Atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta
Her ana baba, çocuğunun en üst düzeyde yaşamasını, geleceğinin
çok parlak olmasını ister ama, çocuğun yaşayışını kaderi belirler.
Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar
Soyunun ahlâk kurallarına, geleneklerine uymayanı toplum
dışlar, tek başına yaşamak zorunda kalır.
[Yaban: İnsan yaşamayan ıssız yer.]
Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek
Babadan kalan mal bir emek karşılığı elde edilmediği için
değeri bilinmez, korunmaz. Yaşama sorumluluğunu bilen kişiler
varlığını kendi kazancıyla edinir.
e.a. Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana.
Atanın sanatı oğla mirastır
bkz. Babanın sanatı oğla mirastır.
At arıklıkla, yiğit gariplikle
bir kimsenin niteliğini, olumsuz koşullarda gösterdiği
başarı belirler.
[Arık: Zayıf, cılız. Garip: Yerinden, yurdundan uzak, yalnız.]
Atasını tanımayan, Allah’ını tanımaz
Anasının, babasının sözünü dinlemeyen, onların buyruklarına
uymayan, Tanrı’nın buyruklarını da tanımıyor demektir.
At at oluncaya kadar, sahibi mat olur
Bir kimseyi bilgi ya da meslek sahibi edebilmek belirli bir paraya,
zamana, emeğe mal olur, bu da onu yetiştireni yorar.
[Mat olmak: Yenilmek.]
At beslenirken, kız istenirken
At, satılacaksa bakımlıyken satılmalı; kız ise, körpeliği nedeniyle
istenirken evlendirilmelidir. Bir şeyi en iyi biçimde değerlendirebilmek
için onun en değerli olduğu zamanı geçirmemek gerekir.
At binenin, kılıç kuşananın
Yararlanılan bir şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene, üretken
duruma getirene yakışır ve o şey başkasına ait bile olsa,
onu değerlendiren kendi malıymışcasına kullanır.
e.a. İş bilenin, kılıç kuşananın. Av avlayanın, kemer bağlayanın.
At, binicisini tanır
yönetilen bir kimse, yöneticisinin işi bilip bilmediğini anlar ve
çalışmalarını ona göre düzenler.
At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur
at bulunmaz
bkz. At olur meydan olmaz, meydan olur at olmaz.
“Ateş” demekle ağız yanmaz
Olası kötülükleri dile getirmekten kaçınmamak gerekir.
Ateş düştüğü yeri yakar
Büyük yıkımların acısını başına gelen kişi çeker,
başkaları acımakla, üzülmekle yetinir.
Ateşle barut bir yerde durmaz
Bir araya gelmeleri sakıncalı olan şeyler birbirinden uzak
tutulursa, doğacak olaylar önlenmiş olur.
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz
Gizlenmeye çalışılan olayı, gizlenemeyen belirtileri ele verir.
Atı atasıyla, katırı anasıyla
İyi kişi de kötü kişi de niteliklerini soyundan alır.
Atılan ok geri dönmez
Pişmanlık, yapılan bir yanlışın neden olduğu sonucu
değiştirmez, eski durumu geri getirmez.
Atım tepmez, itim kapmaz deme
İnsanoğlu ne denli eğitilse, özenle yetiştirilse de doğuştan
sahip olduğu sert huylarından tamamiyle arınamaz, gün gelir
bağlandığı kişiyi bile incitecek bir davranışta bulunabilir,
e.a. Atın tepmezi, itin kapmazı olmaz.
Atına bakan ardına bakmaz
Bakımlı araç verimli çalışır, sahibini yolda bırakmaz,
tıpkı bakımlı atın sahibini, "peşimdekiler bana yetişiyor mu"
diye ardına baktırmaması gibi.
Atın bahtsızı arabaya düşer
Kimi nitelikli kimselerin kişiliklerine uygun düşmeyen işlerde
kullanılması, onlar için bir talihsizliktir.
Atın dorusu, yiğidin delisi
Doru renkli olan at gibi, bir gencin de beğenilmesi için
delişmen, gözü pek olması aranır.
Atın ölümü arpadan olsun
Kimi insan, kendisine zararı dokunan yiyeceklerden,
alışkanlıklardan öleceğini de bilse vazgeçmez.
Atın tepmezi, itin kapmazı olmaz
bkz. Atım tepmez, itim kapmaz deme.
Atın ürkeği, yiğidin korkağı
Bir kimse, ne denli mert, yürekli de olsa, doğacak tehlikelere
karşı hazırlıklı olmaktan, kendini korumak için uyanık,
tetikte bulunmaktan kaçınmamalıdır.
Atın varken yol tanı, ağan varken el tanı
Gezip dolaşmanı, yeni dostlar kazanmanı sağlayacak olanakların
varsa, bunları değerlendirmeye, onlardan yararlanmaya bak.
At ile avrat yiğitin bahtına
Kişi için, at almak gibi evlenmek de şans işidir, her ikisini de
önceden tam anlamıyla tanımak olası değildir.
Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz
Herkes durumunu, değerini, niteliğini iyi bilmeli, çevresinden
toplumsal konumunu aşan bir ilgi, bir yakınlık beklememelidir.
Atlar tepişir, arada eşekler ezilir
Güçlüler arasındaki kavganın, çekişmenin, rekabetin etkileri
güçsüzlere yansır.
Atlıya saat olmaz
Araçla yol alan kişi nasıl varacağı yere dilediği hızla giderse,
geniş olanaklara sahip kişi de girişimini hızla ve dilediği
biçimde sonuçlandırır.
At olur meydan olmaz, meydan olur at olmaz
Bir işe kalkışıldığında terslikler başlamaya görsün, gerekli
ve çok önemli koşullar bir türlü eksiksiz olarak bir araya getirilemez.
e.a. At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz.
At ölür, itlere bayram olur
Değerli bir kimse yitirildiğinde, onun yerini almak olasılığı
değersizleri de umutlandırır. e.a. Eşeğin ölümü köpeğe düğündür.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır
Ölen her canlı, geriye yaşantısından izler bırakır.
At sahibine göre kişner
Bir yöneticinin nitelikleri, özellikleri, işine gösterdiği özen,
yönettiği kişilere de yansır.
Atta, avratta uğur vardır
Yaygın bir inanışa göre, at sahibine, kadın gelin geldiği eve
iyilik, mutluluk getirir.
Atta karın, yiğitte burun
Güçlü, iyi koşan atın karnı; gözü pek, savaştan yılmayan
erkeğin de burnu iri olur.
Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene
kazma kürek
Soylu ile soysuzun insana vereceği zararda bile düzey farkı vardır.
At yedi günde, it yediği günde
Kısa yoldan kazanılmış ünün bir değeri yoktur; kalıcı
kişilikler zaman içinde kazanılır.
At yiğitin yoldaşıdır
At sevgisi Türklerin önde gelen özelliğidir. Yüzyıllar boyu,
Türkler atı en yakın arkadaş saymış, yaşamın her evresini
onunla paylaşmıştır.
Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz
Tüm özgürlüklerine karşın, nasıl her kuş için bir gün avlanma
tehlikesi varsa, insanı da hiç ummadığı olaylar bekler.
Ava giden avlanır
Rakibini yok etmek için tuzaklar hazırlama, aynı tuzağı
bir gün de senin için hazırlayan çıkar.
Av avlayanın, kemer bağlayanın
bkz. At binenin, kılıç kuşananın.
Avcı ne kadar al bilse, ayı o kadar yol bilir
Sen, saldırmak için ne kadar yöntem denersen, karşındaki de
kurtulmak için o kadar önlem dener.
[Al: Hile, tuzak.]
Av köpeği avdan kalmaz
Başkalarının sırtından geçinmek, hazıra konmak,
kimileri için bir yaşam biçimidir.
Avradı eri saklar, peyniri deri
Bir şeyi korumak için, ona uygun yöntemi bilmek gerekir.
Avrat malı, kapı mandalı
Ev kurarken, kadının katkılarıyla sağlanan gereçler,
ileride her kullanışta erkek için bir eziklik nedeni olur.
Avrat var, arpa unundan aş yapar;
avrat var, buğday unundan keş yapar
Becerikli bir kadın en elverişsiz gereçlerle beğenilecek
şeyler ortaya çıkarır, beceriksiz kadınlar ise en iyi gereçleri
olmayacak biçimde kullanıp, ziyan eder.
[Keş: Yağsız, tuzsuz yoğurtla yapılıp, kış için kurutulan yiyecek.]
Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar
Aile düzenini korumak kadının elindedir. Bir aile yuvasını mutlu
eden de kadındır, mutsuz eden de.
Av, vuranın değil alanın
Bir kimse, kendisine ait olmasa bile yararlandığı,
verimlendirdiği şeyin sahibi sayılır.
Ayağa değmedik taş olmaz,
başa gelmedik iş olmaz
Yaşam, herkes için beklenmedik olaylarla doludur,
e.a. Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
Ayağını sıcak tut, başını serin;
gönlünü ferah tut, düşünme derin
En sıradan öneriler, uyarılar bile sağlıklı yaşamın önemini belirtir.
Ayağını yorganına göre uzat
Açıkta kalmamak, zor duruma düşmemek istiyorsan
giderlerin gelirine uygun olsun. Gelirini aşacak
harcamalardan kaçınmaya özen göster.
Ayağı yürüten baştır
Bir kurumun verimini, bir ülkenin düzenini sağlayanlar,
baştakilerdir.
Ayak almadık taş olmaz,
başa gelmedik iş olmaz
bkz. Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
Ay ayakta çoban yatakta,
ay yatakta çoban ayakta
Kamu düzeninden sorumlu olanlar, doğacak sorunlara karşı
uyanık olmak zorundadır.
Ay gördünse bayram et
bkz. Ay’ı görmeden bayram etme.
Ay görmüşün yıldıza minneti yoktur
Değerli olanı tanımış, tatmış bulunanlar,
aynı şeyin değersizini beğenmezler.
Ay’ı görmeden bayram etme
Beklediğin sonucu almadan sevince kapılma,.
e.a. Ay gördünse bayram et.
Ayıpsız yâr arayan, yârsız kalır
Kusursuzluğu ön koşul olarak görenler, istediklerini
elde edemezler.
b.a. Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.
Ayı sevdiği yavrusunu hırpalar
Bir işyerinde, en çok yorulanlar en çalışkan olanlardır.
Ay ışığında ceviz silkilmez
Bir iş, yeterli koşullarda yapılmazsa verimli sonuç alınamaz.
Ayıyı fırına atmışlar,
yavrusunu ayağının altına almış
Duygusuzlar, kendi çıkarları için en yakınlarını bile
tehlikeye atabilirler. e.a. Maymunu ateşe atmışlar, yavrusunu
ayağının altına almış.
Aylak durmaktan aylak işlemek yeğdir
Boş oturmaktansa bedava çalış daha iyi.
“Ayranım ekşidir” diyen olmaz
bkz. Kimse yoğurdum ekşi demez.
Ay var yılı besler, yıl var ayı beslemez
Özellikle tarımda, her yıl aynı verim elde edilemez.
Ayyar tilki art ayağından tutulur
Başkalarını aldatarak iş yapanların kurnazlıkları
bir gün ortaya çıkar.
[Ayyar: Kurnaz.]
Aza demişler: “nereye”, “çoğun yanına” demiş
Azınlık, her konuda çoğunluğa uymak, ona boyun eğmek zorundadır.
e.a. “Azca, nereye”, “çokcanın yanına”
Aza kanaat etmeyen, çoğu hiç bulamaz
Büyük hedeflere küçük olanaklar değerlendirilerek ulaşılır.
Azan kurda, kızan köpek
Her konuda, azgının hakkından kızgın gelir.
Az ateş çok odunu yakar
Büyük olayların altında çoğu kez küçük nedenler yatar.
“Azca nereye”, “çoğun yanına”
bkz. Aza demişler: “nereye”, “çoğun yanına” demiş.
Az el aş kotarır, çok el iş kotarır
Bir işin zamanında ve hızla sonuçlanması isteniyorsa,
yeteri kadar insanın çaba harcaması gerekir.
e.a. Az eli aşta gör, çok eli işte gör.
Az eli aşta gör, çok eli işte gör
bkz. Az el aş kotarır, çok el iş kotarır.
Azı bilmeyen, çoğu hiç bilmez
bkz. Biri bilmeyen, bini hiç bilmez.
Azıcık aşım, kaygısız başım
Varlık peşinde koşacağım diye hayatı kendime
zehir edemem.
Azıksız yola çıkanın,
iki gözü el torbasında kalır
İleride başkalarından yardım bekler duruma düşmemek
ya da onlara öykünmemek için, bir işe tüm hazırlıkları
tamamlayarak başlamak gerekir.
Az kaz, uz kaz, boyunca kaz
Birinin kuyusunu kazarken, aynı kuyuya kendinin düşebileceğini
ya da bir başkasının da sana kötülük yapabileceğini hesapla.
e.a. El için kuyu kazan, evvela kendi düşer. Kazma elin kuyusunu,
kazarlar kuyunu. Kazma kuyuyu kendin düşersin.
Az olsun, uz olsun
Elde etmeye çalıştığın şeyin niceliğine değil niteliğine
önem ver.
Azrail gelince oğul, uşak sormaz
Azrail, eceli gelenin ne durumda olduğuna, bir sorunu bulunup
bulunmadığına bakmaz, canını alır, gider.
Az söyle, çok dinle
Çok konuşan bir insanın, yanlış yapma olasılığı da
aynı oranda çoğalır, bundan kaçınmak için, yerinde susmayı
bilmek gerekir.
Az tamah çok zarar getirir
Elde ettikleriyle yetinmeyip daha fazlasını isteyenlere,
bu istekleri pahalıya mal olur.
Az veren candan, çok veren maldan
Dar olanaklarına karşın yardımda bulunanın bu davranışı,
bolluk içinde yapılandan daha değerlidir.
Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur
Bir şeyin azı kadar çoğu da insanı huzursuz eder.