Baba Tatlısı

B

Baba eder, oğul öder
Baba erkil ailelerde babaya büyük sorumluluk düşer. Onun yaptığı
hataların üzüntüsünü çocukları, özellikle oğulları çeker.
e.a. Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
 
Baba ekmeği zindan ekmeği,
koca ekmeği meydan ekmeği
Bir kadının egemen olduğu yer kocasının yanıdır, kendi evidir,
orada bulduğu rahatlığı, özgürlüğü baba evi dahil hiçbir yerde yaşayamaz.
e.a. Er ekmeği, meydan ekmeği.
 
-Baba, himmet
-Oğul, hizmet
Büyüklerden yardım, destek isteyebilmeleri için, küçüklerin
bunu hak etmeleri, kendilerine düşen görevleri en iyi biçimde
yerine getirmeleri gerekir.
 
Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır
bkz. Baba eder, oğul öder.
 
Baba malı tez tükenir, evlât gerek kazana
bkz. Ata malı mal olmaz, kendin kazanman gerek.
 
Babamın öleceğini bilseydim,
kulağı dolu darıya satardım
bkz. Anamın öleceğini bilseydim, kulağı dolu darıya satardım.
 
Babanın sanatı oğla mirastır
Esnaflıkta, ticarette hatta bilimsel alanda pek çok kişi
baba mesleğini, ya babasının yanında yetişerek ya da eğitimini görerek,
kendisine uğraş olanı olarak seçer.
 
Baba oğluna bir bağ bağışlamış,
oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş
Çoğu insan kendisini koruyan, kollayan kişiye aynı özveriyi göstermez.
 
Babadan mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır
Miras yoluyla edinilen malın, ne güçlüklerle kazanılmış olduğu
düşünülmez, değeri bilinmez.
[Mertek: Direk.]
 
Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk
Bir kızın evlenirken baba evinden getirdiği çeyizi zamanla
kullanılmaz duruma gelir; evin gereksemelerini ömür boyu yenilemek
görevi kocasına düşer.
 
 
 
Baca eğri de olsa duman doğru çıkar
İyilik ve doğruluk gibi özelliklere sahip bulunan kişiler
ve nesneler, elverişsiz ortam ya da koşullardan etkilenmez,
niteliklerini yitirmezler.
 
Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun
Bir işin veriminden övünç duyarak, gönül rahatlığıyla
yararlanabilmek için, o işe gereken harcamaları yapmaktan ve özeni
göstermekten kaçınmamak gerekir.
e.a .Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun. Civcivde gözün,
et yemeye yüzün olsun.
 
Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı
Her iş aynı süre içinde verimli duruma gelmez.
 
Bağ bayırda, tarla çayırda
Bir işten en iyi verimi alabilmek için, o işe en uygun yeri seçmek gerekir.
e.a. Tarla çayırda, bağ bayırda.
 
Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun
bkz. Bağa bak üzüm olun, yemeye yüzün olsun.
 
Bağı ağlayanın, yüzü güler
Üzüm bağı budanırsa (budanan yerden damlayan su, gözyaşını andırır)
bol ve nitelikli ürün verir.
 
Bağın taşlısı, karının saçlısı
Taşlık yerdeki üzüm bağı nasıl gürlük kazanırsa, gür saçlı kadın da
güzellik kazanır.
 
Bahşiş atın dişine bakılmaz
bkz. Beleş atın yaşına bakılmaz.
 
Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu
bkz. Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.
 
Bakan göze bağ olmaz
Bir şey herkesin gözü önünde yapılıyorsa, kimseden ona bakmaması
 istenemez. e.a. Göze yasak olmaz. 
 
Bakan yemez, kapan yer
Sadece istemek yetmez, bir şeyi elde edebilmek için girişimde
 bulunmak gerekir.
 
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur
Taze, diri, canlı, verimli kalmasını istediğin şeyin üzerinden gözünü
ayırmayacaksın, ilgini eksik etmeyeceksin.
 
Bakmakla usta olunsa, kediler kasap olurdu
Bir meslek, o işin içinde yoğrularak, çalışarak öğrenilir. 
 
Baktın kar havası, eve gel kör olası
Başının derde girmesini istemiyorsan, belâlı işlere bulaşma, uzak dur.
 
“Bal bal” demekle ağız tatlanmaz
Bir sorunun tatlılıkla çözülmesi için, sadece güzel sözler söylemek yetmez,
eyleme girişmek de gerekir. 
 
Balcı kızı daha tatlı
Nitelikli bir malın satıldığı ortam da ona yaraşır güzellikte olmalıdır.
 
Balcının var bal tası, oduncunun var baltası
Her iş, ona uygun araç, gereç kullanılarak yapılır. 
 
Balı dibinden, yağı yüzünden
Yararlanılacak kimsenin ya da nesnenin en değerli yanını bilmek gerekir.
 
Balık, ağa girdikten sonra aklı başına gelir
Önceden hazırlıklı davranmadığı, önlemini zamanında almadığı için
zorda kalan bir kimse, acınmakla, yerinmekle, düştüğü durumdan kurtulamaz.
 
Balık baştan avlanır
Bir toplumu yolundan saptırmayı tasarlayanların yaptıkları ilk iş,
yönetimi ele geçirmek olur.
 
Balık baştan kokar
Bir toplumu yönetenler, yani baştakiler, uymak zorunda
oldukları davranış biçimlerine ve kurallara uymamaya başlarsa,
bu giderek topluma da yansır.
 
Balık demiş ki:
“Etimi yiyen doymasın, avımı yapan onmasın”
Bir görüşle, balık avlamak bir tür kıyımdır ve balık konuşabilse bu
sözlerle ilenir: “Karnınız doymasın, iki yakanız bir araya gelmesin.”
 
Balın âlâsı oğulun tazesinden
Her şeyin yenisi, tazesi gibi, bir ailedeki çocukların da
en küçüğü daha sevilir.
 
Balı olan bal yemez mi
Sattığı ya da başkalarının yararına sunduğu şeyden
kendisinin de yararlanması o kimsenin doğal hakkıdır.
 
Balı, parmağı uzun yemez; kısmetlisi yer
Değerli bir şeyi elde etmek, biraz da talih işidir, kendini
ona yaraşır görmek ya da istekli olmak yetmez.
 
Bal ile kaymak isteyen, akçesine kıymak gerek
bkz. Bal ile kaymak yenir ama, her keseye göre değil.
 
Bal ile kaymak yenir ama, her keseye göre değil
Pahalı şeyleri yemeyi, giymeyi, kullanmayı herkes sever ama
parasal gücünü aştığı için bu isteklerini yerine getiremez.
e.a. Bal ile kaymak isteyen, akçesine kıymak gerek.
 
Bal olan yerde sinek de olur
Değerli şeyler, ondan çıkar sağlamak, onu sömürmek
isteyenleri de kendisine çeker.
 
Balta değmedik ağaç olmaz
Üzüntü ve acılar da yaşamın bir parçasıdır, şöyle ya da böyle,
herkesin başına gelir.
e.a. Ayağa değmedik taş olmaz. Başa gelmez iş olmaz, ayağa
değmez taş olmaz.
 
Bal tutan, parmağını yalar
Bir kimse, bir işi başkalarının hayrına da yapıyor olsa,
o işten ister istemez kendisi de yarar sağlar.
 
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın
Kimileri, zararlı olduğunu bildiği halde, kendisine zarar
vermeyen kişiye kötü davranmaktan kaçınır.
 
Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir
Ekonomiye katkıda bulunan küçük tasarruflar, evde,
yastık altında saklanan servetten daha değerlidir.
 
Baskın basanındır
Her işte başarıyı, atik davranan kazanır.
 
Baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır
Gençler kendi hallerine bırakılırsa, kötü arkadaşlar edinebilir ve
onların etkisinde kalarak yoldan çıkabilirler.
 
Başa gelen çekilir
Çıkar yol bulamadığımız zor durumlar, üzücü olaylar karşısında
yapacağımız tek şey, sabır gösterip, katlanmaktır.
 
Başa gelmeyince bilinmez
Başkalarının yaşadığı acıların etkisini benzer acıyı yaşamadıkça
 tam anlayamayız.
 
Başa gelmez iş olmaz, ayağa değmez taş olmaz
bkz. Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz,
e.a. Balta değmedik ağaç olmaz.
 
Baş başa bağlı, baş da yasaya
Kendisine bağlı olanları yönetenlerin de bağlı oldukları
kurallar, töreler vardır.
 
Baş, dille tartılır
Bir kimsenin ağzından çıkan sözler, onun akıl ölçüsüdür.
 
Başına gelen başmakçıdır
İyi ya da kötü, başa gelenler o kimseye deneyim kazandırır.
[Başmakçı: Ayakkabıcı.]
 
Başın başı, başın da başı vardır
Hiçbir yönetici dilediği gibi davranamaz, onun da bağlı olduğu
bir yönetici vardır.
 
Başını acemi berbere teslim eden,
pamuğunu cebinden eksik etmez
Deneyimsiz yöneticileri iş başına getirenler, uğrayacakları
zararlara katlanmaya hazırlıklı olmalıdır.
 
Başın sağlığı, dünya varlığı
Dünyadaki en büyük zenginlik sağlıklı olmaktır.
 
Baş kes, yaş kesme
Yaşayan, canlı bir ağacı kesmek bir insanı öldürmekten, cinayet
işlemekten daha ağır bir suçtur, bunu bil ve ona göre davran.
e.a. Yaş kesen, baş keser.
 
Baş nereye giderse, ayak da oraya gider
Bir toplumu yönlendirenler iş başındaki yöneticilerdir,
 toplum onların tuttukları yolu izler.
e.a. Arabanın ön tekerleği nereden geçerse, art tekerleği de oradan geçer.
 
Baş olan, boş olmaz
Yöneticilik niteliği taşıyan bir kişinin kendisi kadar
zamanı da değerlidir.
 
Baş ol da soğan başı ol
Yöneticiler saygı görürler, birtakım olanaklarla donatılırlar, bu nedenle
en küçük aşamadaki bir yöneticilik bile buyruk altında bulunmaktan iyidir.
 
Baş sallamakla kavuk eskimez
Birlikte yaşamanın temel koşulu uyumlu olmaktır, gereksiz inatlaşmalardan,
sürtüşmelerden kaçınmaktır, doğruya “doğru” demeyi bilmektir.
 
Baş yarılır börk içinde, kol kırılır kürk içinde
Aile içinde kimi zaman uyuşmazlıklar, tartışmalar yaşanabilir,
bunlar sır olarak kalmalı, başkalarına belli edilmemelidir.
 
Baş yastığı baş derdini bilmez
Bir insan, çektiği acıyı, sıkıntıyı kendisi bilir, en yakını olan kimse
 bile onu tam anlayamaz.
 
 
Baykuşun kısmeti ayağına gelir
Tanrı, her canlının rızkını yaradılışına uygun biçimde verir.
 
Bayramda borç ödeyene, ramazan kısa gelir
Vadesi ne denli uzun olsa da borçlu kimse için günler çabucak geçer.
 
Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla
Herkes kendine uygun kimseyle arkadaşlık kurar.
 
Bedava sirke baldan tatlıdır
En hoşa giden şeyler para ödemeden elde edilenlerdir.
 
Bekâra karı boşaması kolaydır
bkz. Ergene karı boşaması kolaydır.
 
Bekâra karı boşaması,
köprü altından su bağışlaması gibidir
bkz. Ergene karı boşaması kolaydır.
 
Bekâr gözü, kör gözü
Kendini evlenme coşkusuna kaptıranlar, seçtikleri eşin
birtakım kusurları da olabileceğini düşünmezler, onun
eksik yanlarını göremezler.
e.a. Bekâr gözüyle kız alınmaz.
 
Bekâr gözüyle kız alınmaz
bkz. Bekâr gözü, kör gözü.
 
Bekârın parasını it yer, yakasını bit
Bekâr kimse eline geçeni gelişigüzel harcar, yaşayışı
düzensiz, üstü başı bakımsız olur.
e.a. Bekârlık maskaralık. k.a. Bekârlık sultanlık.
 
Bekârlık maskaralık
bkz. Bekârın parasını it yer, yakasını bit.
 
Bekârlık sultanlık
Kimileri bekâr yaşamayı özgürlük sayar, evliliğin
kendilerine yükleyeceği sorumluluktan kaçmayı yeğler.
k.a. Bekârlık maskaralık.
 
Beleş atın yaşına bakılmaz
Karşılığında para ödemeden, emek vermeden sahip olunan
şeyin ufak tefek kusurlarına aldırış edilmez.
e.a. Bahşiş atın dişine bakılmaz.
[Beleş: Karşılıksız, emeksiz, parasız elde edilen.]
 
Beni sokmayan yılan bin yaşasın
bkz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.
 
Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur 
Bir toplumdaki olumlu ya da olumsuz gelişmeler, mevsim
değişimlerine benzer, yavaş yavaş gerçekleşir.
 
Berber berbere benzer ama, başın Allah’a emanet
Aynı işi yapanların hepsi o işin uzmanı olamaz, insanın
başını derde sokar.
 
Berberin solumazı, tellâğın terlemezi,
kahvecinin söylemezi
İnsana yaklaşarak iş görenlerin kendisine dikkat etmesi gerekir.
Berberin nefesi kokmamalı, tellâğın kendisi de temiz olmalı. Kahveci
duyduklarını başkalarına söylememeli, ağzını sıkı tutmalıdır.
 
Besle kargayı oysun gözünü
Çoğu zaman insanın başına en büyük kötülükler,
yaptığı iyilikleri hak etmemiş kişilerden gelir.
 
Beslemeyi eslemeden alma
Sana, her durumuna tanık olabilecek biçimde iş görecek kimsenin
nasıl bir insan olduğunu öğrenmeden yanına alma.
[Eslemek: Bilgi edinmek, sorup soruşturmak, haber almak.]
 
Beş parmağın hangisini kessen acımaz
Bir anne baba için evlâtlarının hepsi aynı değerdedir,
birini diğerinden ayırt etmez, hangisinin başı sıkışsa
aynı üzüntüyü duyar.
 
Beş parmak bir değil
Aynı anne ve babanın çocukları oldukları halde kardeşlerin
yaradılışları, huyları nasıl birbirine benzemezse, aynı işi yapanların
yetenekleri, başarıları da birbirinden farklı olur,
dolayısıyla farklı ilgi görürler.
 
Beş tavuğa bir horoz yeter
(Feministleri kızdıracak bir atasözü) Bir erkek, beş kadını yönetecek,
koruyacak güçtedir. Ya da beş kadın bir araya gelse bir erkek eder.
 
Beterin beteri var
Kötü bir duruma düşünce üzülme, daha kötüsü de olabilirdi.
 
Bey ardından çomak çalan çok olur
Çekindikleri kimsenin karşısında ağızlarını açamayanlar,
onun olmadığı yerde ağızlarına geleni söylerler.
 
Bey aşı borç, düğün aşı ödünç
Varlıklı kimsenin sofrasında ağırlanan kişi buna karşılık
veremez ama, düğüne çağrıldıysa, bir gün de o,
düğün sahibini kendi düğününde ağırlayarak ödeşir.
 
Beyazın adı var, esmerin tadı var
Beyaz tenlilerin gözalıcı oldukları genel bir kanıdır,
ama esmerler daha cana yakındır.
 
Beyler buyruğu yoksula kan ağlatır
Devleti yönetenlerin, hükümet edenlerin aldıkları kararların,
çıkardıkları yasaların çoğu halkı sıkıntıya sokar.
 
Beylik çeşmeden su içme
Devlet halka bir şey veriyorsa, karşılığını hiç beklenmedik
biçimde geri alacak demektir, bu nedenle resmi işlerden
kaçınmak gerekir.
[Beylik: Devlete ait mal.]
 
Beylik fırın has çıkarır
Devlet, yaptığı hizmetlerde kâr amacı gütmez;
çalışanları için güvenilir bir ekmek kapısıdır, kadroları
politik amaçlarla şişirilen kamu kuruluşlarının iki yakası
bu nedenle bir araya gelmez.
 
Bey mi yaman, el mi yaman
bkz. El mi yaman, bey mi yaman.
 
Bez alırsan Musul’dan, kız alırsan asilden
Bir şeyin iyisini almak isteyen, onu, aslı, niteliği bilinenler
arasından seçmelidir.
 
Bıcağı kestiren kendi suyu,
insanı sevdiren kendi huyu
Nitelikli oluşu o şeyin değerini artırır, onu aranılır,
beğenilir kılar.
 
Bıçak yarası onulur, dil yarası onulmaz
Bir insanı sözle yaralamak, bıçakla yaralamaktan daha kötüdür.
Gönül yarası kolay kolay kapanmaz.
[Onulmak: İyileşmek, şifa bulmak Dil: Buradaki anlamı, gönül.]
 
Bıldır yediği hurmalar, bu yıl götünü tırmalar
Aradan bir yıl geçmiş, davranışının karşılığını şimdi görüyor,
yaptığının acısı bugün çıkıyor.
e.a .Evvel yediğim hurmalar, bugün kıçımı tırmalar.
[Bıldır: Geçen yıl, bir yıl önce.]
 
Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp
Doğru olanı bilmeden yapılan işler, insanı zor durumda bırakır,
o nedenle, bilmediğini sorup, öğrenmek utanılacak bir şey değildir.
 
Bin atın varsa, inişte in; bir atın varsa, yokuşta bin
Birine bir iş yükleyeceksen, onun dayanma gücünü aşacak
ağırlıkta olmamasına özen göster.
 
Bin bilsen de bir bilene danış
Bilginin sınırı yoktur, çok iyi bildiğimizi sandığımız bir işte bile
onu daha iyi bilene danışmak, kendimize olan güveni artırır.
 
Bin dost az, bir düşman çok
İnsan, kurduğu dostluklardan, kendisini sevenlerden güç alır,
yararlanır, ama, kötülük yapmaya, zarar vermeye uğraşan
bir tek kişi bile olsa ondan uzak durmaya çalışmalıdır. 
 
Binicinin sağı solu olmaz
İşini iyi bilen bir kimse, hangi yöntemi uygularsa uygulasın,
başarıya ulaşır.
b.a. Erenlerin sağı solu belli olmaz. 
 
Bin işit, bir söyle
bkz. İki dinle, bir söyle.
 
Bin işçi, bir başçı
Çalışanların sayısı ne denli çok olursa olsun,
iş yönetimde biter; işin verimli biçimde yürümesini
sağlayan yöneticilerdir.
 
Bin kargaya bir sapan taşı
Aklı başında bir kişi, pek çok densizi yola getirebilir.
 
Bin merak bir borç ödemez
Borçtan kurtulmak için tasalanmak, kaygılanmak yetmez,
ödemeye çalışmak gerekir.
e.a. Bin tasa bir borç ödemez.
 
Bin nasihattan bir musibet yeğdir
bkz. Bir musibet bin nasihattan yeğdir.
 
Bin ölçüp bir biçmeli
Yapılan işten pişmanlık duymamak için, önceden
her yönüyle düşünmek gerekir.
 
Bin tasa bir borç ödemez
bkz. Bin merak bir borç ödemez.
 
Bir adama kırk gün ne dersen o olur
Bir insanın bilinçaltına sürekli aynı düşüncenin aşılanması,
onun ruhsal ve bedensel değişime uğramasına yol açar.
 
Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın
Hakkında yanlış bir kanı oluşması, o insanı canından bezdirir.
e.a. Adamın canı çıkacağına canı çıksın. İnsanın adı çıkmadansa
canı çıkması hayırlıdır.
 
 
Bir ağaçta gül de biter, diken de
İnsanoğlu tek tip değildir. Toplum içinde olduğu gibi
aynı aile bireyleri arasında bile iyisi de vardır, kötüsü de.
e.a. Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da.
 
Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da
bkz. Bir ağaçta gül de biter, diken de.
 
Bir ağızdan çıkan bin ağıza yayılır
Gizli kalması istenilen şeyi kimseye söylememek gerekir,
yoksa dilden dile yayılır, gizliliği kalmaz
b.a. Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
 
Bir anaya bir kız, bir kafaya bir göz
Tek de olsa göz ne denli gerekliyse, evde kendisine yardımcı
olacak kız çocuğu da bir anne için o denli gereklidir. 
 
Bir avuç altının olacağına
bir avuç toprağın olsun
Çalışan, üreten mal varlığı, durağan servetten daha değerlidir.
 
Bir baba dokuz oğlu besler,
dokuz oğul bir babayı beslemez
Bir baba bütün çocuklarına aynı ilgiyi göstererek onları
yetiştirir, hayata hazırlar, ama onlar, günü gelince babalarına
yardım için aynı özveriyi göstermezler.
 
Bir başa bir göz yeter
Bolluk elbette istenir, ama, olduğu kadarla yetinmeyi
bilmek de gerekir.
 
Bir baş soğan, bir kazanı kokutur
Uyumsuz bir kişi, gereksiz bir söz ya da olumsuz bir
davranış, bir toplulukta huzurun kaçmasına neden olabilir.
 
Bir çiçekle yaz gelmez
Küçük bir belirti tüm beklentiyi karşılamaz.
 
Bir çöplükte iki horoz ötmez
Bir toplumda iki kişi söz geçirmeye kalkarsa, aralarında
sürtüşme çıkar, düzen sağlanamaz.
 
Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış
Çoğu zaman, bir kişinin yarattığı sorunu, birçok kişi bir
 araya gelse çözemez, durumu düzeltemez.
 
Bir dirhem et bin ayıp örter
Aşırı zayıflayıp sağlıksız bir görünüm almaktansa, biraz kilo
alarak bu görünümden kurtulmak daha akıllıca bir iştir.
[Dirhem: 3.148 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü.]
 
Bir dönüm güzlük, on dönüm yazlığa bedeldir
Çok daha küçük arazide yapılsa bile kış tarımı, yaz tarımından
daha verimlidir, daha bol ürün alınır. Kârlılık, koşulların elverişli
olmasıyla sağlanır.
 
Bir elinin verdiğini, öbür elin duymasın
bkz. Sağ elinin verdiğini, sol elin görmesin.
 
Bir elin nesi var, iki elin sesi var
Öyle işler vardırki bir insan tek başına ne kadar uğraşırsa
uğraşsın kendisine yardım eden biri olmadan o işin
üstesinden gelemez, gereken başarıyı gösteremez,
e.a. Ağaç, yaprağıyla gürler. Tek kanatla kuş uçmaz.
Yalnız taş, duvar olmaz.
 
Bir evde iki kız, biri çuvaldız, biri biz
Kız çocuklar aileye birtakım sorumluluklar yükler. Onları
gelinlik çağlarına hazırlamak, çeyizlerini düzmek,
varlıklı da yoksul da olsa ailenin başlıca görevleri arasında yer alır.
[Biz: İğne geçirecek yeri delmek için kullanılan sivri uçlu araç.]
 
Bir ev donanır, bir kız donanmaz
Kurulu evlerde bir şeye gerekseme duyulunca kolay
giderilir, ama, evlenecek her kız çeyizinin bol olmasını
bekler, istekleri bitmek tükenmek bilmez.
 
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır
Bir kahve içimlik sürede bile olsa, kurulan dostluğu
unutmamak gerekir.
 
Bir fit, bin büyü yerini tutar
Bir kişiye yapılacak en büyük kötülük, onu bir başkasına karşı
kışkırtarak aralarını bozmaktır.
 
Bir görüş bir kör biliş
Her şey bir bakışta anlaşılmaz, öğrenilmez. İlk kez görmekle
hiç görmemek arasında bir ayrıcalık yoktur.
 
Bir günlük beylik, beyliktir
Çok kısa süreli de olsa, herkesten üstün bir konuma gelme fırsatını
bulmuş olabilmek, kolay unutulacak şey değildir.
 
Biri bilmeyen bini hiç bilmez
Küçük de olsa kendisine yapılan bir iyiliğe karşı duyarsız kalan
kimsenin, daha büyük iyilikler beklemeye hakkı yoktur.
 
Bir inat, bir murat
Direnmeyi bilen kişi, istediği şeyi elde etmeyi başarır.
 
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar
Bencil davrananlar, başkalarının hakkını yiyeler, paylaşmayı
bilmeyenler büyük tepki görür. 
 
Bir kararda bir Allah
Tüm canlılar için yaşam tekdüze değildir, beklenmedik değişimler
yaşanır. Hep olduğu gibi duran tek varlık Tanrı’dır.
 
Bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır
Değerli bir şeyi her isteyen değil, kısmeti olan elde eder.
 
Bir korkak bir orduyu bozar
Birlikte yapılan işlerde, bir kişinin isteksizliği
tüm çalışanları etkiler.
 
Bir koyundan iki post çıkmaz
Verebileceğini vermiş bir kimseden aynı şeyi ikinci kez
istemek, boşuna uğraştır.
 
Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır
Bir topluluk içindeki uyumsuz, geçimsiz, ahlâksız kişi,
tüm çevresine aynı gözle bakılmasına neden olur.
 
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır
Bütünün verimli, düzenli, sağlıklı çalışmasını sağlayan ayrıntılardır.
[Mıh: Büyük çivi.]
 
Bir musibet bin nasihattan yeğdir
Uyarılara, öğütlere kulak asmayan bir kimse, ancak başına bir
felâket geldikten sonra yanlış yolda olduğunu anlar, ders alır.
e.a.Bin nasihattan bir musibet yeğdir.
 
Bir selâm bin hatır yapar
Esenleşmek karşılıklı ilgi, sevgi, saygı belirtisidir. Gönül kazanmanın,
dostluğu sıcak tutmanın önemli yollarından biridir.
 
Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge,
üçüncüde ele geçersin çekirge
Sürekli aynı hatayı yapan, aynı suçu işleyen için kaçış yolu
bir gün tıkanır, yakayı ele verir.
 
Bir sürçen atın başı kesilmez
Yeteneğini, becerisini kanıtlamış bir kimseyi, yaptığı bir tek hataya
bakarak eleştirmemek, hakkındaki olumlu kanıyı değiştirmemek,
onu ağır biçimde cezalandırmamak gerekir.
[Sürçmek: Ayağı takılıp tökezlemek, düşer gibi olmak.]
 
Bir tepe yıkılır, bir dere dolar
Her oluşum bir değişim sonucu gerçekleşir.
 
 
Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar
Kötülük de hastalıklar gibi bulaşıcıdır. Kötü kişiler huylarını
başkalarına da aşılar.
 
Bir “yemem” diyenden kork,
bir “oturmam” diyenden
Kimi kişiler, gerçek niyetlerini saygı gereği belli etmemeye
çalışırlar. Oysa, tok olduğunu söyleyen öylesine acıkmıştır ki,
sofraya bir buyur edilse doymak bilmeyebilir. Gitmek isteyen konuk,
biraz üstelense gece yatıya bile kalabilir,
b.a. İstemem diyenden korkmalı.
 
Bitli baklanın, kör alıcısı olur
Nitelik kavramını bilmeyenler, iyiyle kötüyü birbirinden ayırt
edemezler. Böyleleri gözü kapalı alışveriş yaptıklarından rahatça
 aldatılabilirler.
e.a. Kurtlu baklanın, kör alıcısı olur.
 
Bodur tavuk her gün piliç
İnce, küçük yapılı kimseler oldukları yaştan daha genç görünürler.
 
Boğaz dokuz boğumdur
Konuşurken, boğamızdaki her boğum bir süzgeç işlevi görmeli,
yanlış anlaşılmaması için düşündüklerimizi, yutkunacak
kadarlık bir zaman içinde bu süzgeçten geçirdikten sonra söylemeliyiz.
 
Boka nispetle tezek amberdir
Kötüler, kötülükler arasında bile bir oran vardır. Çok kötünün
yanında, az kötü olanı göze güzel görünür.
 
Bok boku kenefte bulur
Kötüler, yaşam biçimleriyle topluma ters düşenler,
birbirlerini nerede bulacaklarını bilirler ve orada buluşurlar.
 
Bol bol yiyen, bel bel bakar
Tutumlu davranmayıp eline geçeni harcayan kimse,
geliri kesilince ne yapacağını bilemez, şaşırır kalır.
 
Borca içen iki kez sarhoş olur
Gereksiz yere borçlanan kişi, bir süre sonra ayılır, nasıl ödeyeceğini
düşünmeye başlar. Ödeme günü gelince de parayı sanki boş yere
ödüyormuş duygusuna kapılır.
 
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek
Borç ve onulmaz bir dert: İkisi de insana yaşamı zehir eder.
Birinden ödemekle, öbüründen ölmekle kurtulunur.
 
Borç iyi güne kalmaz
Elim açılsın diye beklerken, daha daralabilir. O nedenle, ödeme
olanağı belirdiği an, borçtan kurtulmak gerekir.
 
Borçlunun dili kısa gerek
Borçlu ile alacaklı arasındaki ilişki saygınlık üzerine
kuruludur. Özellikle hesaplaşma geciktiğinde borçlu, saygınlığını
koruyacak biçimde davranmalıdır. 
 
Borçlunun duacısı alacaklıdır
Çünkü, borçlu borcunu ancak sağlığı yerinde,
işleri yolunda olduğu sürece ödeyebilir.
 
Borçlunun yalımı alçak olur
Borçlu kimse (borç sadece para değil, görülen iyilik,
destek, ilgi de olabilir) alacaklısının karşısında eziklik
duygusuna kapılır. 
 
Borçlu ölmez, benzi sararır
Bir kimse borcu yüzünden hayatından olmasa da
ödeyememenin verdiği sıkıntı içinde yaşar.
 
Borç, ödemekle; yol, yürümekle tükenir
Bir borcu ödemeye başlamak, bir işe girişmek,
harekete geçmek ya da yola koyulmakla eşanlamdadır.
Çünkü, başlamak bir anlamda bitirmek demektir,
e.a. Borç, vermekle; yol, yürümekle tükenir. Yol, yürümekle;
borç, ödemekle tükenir.
 
Borçsuz çoban, yoksul beyden yeğdir
Sıradan bir insan, anlı şanlı, ama sıkıntı içinde bulunan
bir kimseden daha mutludur.
 
Borçtan korkan kapısını büyük açmaz
Seçtiği yaşam biçimi o kimsenin gelir düzeyinin de
belirtisidir.
 
Borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır
Borçlu yaşamakla, dertli yaşamak ayrı şeylerdir. Ödemeyi geciktirmek
borçlunun canına mal olmaz, ama iyileşmeyi geciktirmek
ölümle sonuçlanabilir.
 
Borç, vermekle; düşman, vurmakla
Borçtan ödeyerek, düşmandan öldürerek kurtulunur.
 
Borç, vermekle; yol, yürümekle tükenir
bkz. Borç, ödemekle; yol, yürümekle tükenir.
 
Borç, yiğidin kamçısıdır
Atılımcı, girişimci ve sözünün eri olanlar borçlanmaktan
korkmazlar, çünkü, bu nitelikteki kişiler borcunu  bir an önce
ödeyebilmek için daha çok çalışırlar.
 
Borç yiyen kesesinden yer
Bir şeyi peşin parayla almakla, veresiye almak aynı kapıya çıkar,
çünkü, alınanın parası günü gelince yine onu alanın kesesinden çıkar.
 
Bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz
Sürekli yakalanıp ceza gördüğü halde, suç işlemeyi huy
edinen kimse giderek insanlıktan uzaklaşır, seçtiği yaşam
biçimi davranışlarına yansır.
 
Bostan gök iken pazar yapılmaz
Nasıl gelişeceği belli olmayan konularda kesin bir yargıya
varmamak gerekir.
[Gök: Yeşil, tam olgunlaşmamış.]
 
Boş başağın, başı dik olur
bkz. Boş çuval dik durmaz.
 
Boşboğazı ateşe atmışlar, “odun yaş” demiş
Olmadık yerde olmayacak bir şeyi söylemek, yerli yersiz
konuşmak, densizlik belirtisidir. 
 
Boş çuval dik durmaz
Bir kimse, bilgisiz ve yeteneksiz olduğunu davranışlarıyla belli eder.
b.a. Boş başağın, başı dik olur.
 
Boş eşek yorga gider
Kaygısız yaşayanların çoğu, sorumluluk taşımayan,
gününü gün etmeye bakan kimselerdir.
[Yorga: Binek hayvanının biniciyi sarsmayan yürüyüş biçimi.]
 
Boş fıçı çok langırdar
Boş sözlerle çevresini rahatsız edenlerin çoğu, bilgisiz
kimselerdir, çeneleri işlese de kafaları işlemez.
 
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir
Tembel yaradılışlı olanlar işten kaçınır. Çalışkanlar ise, boş
oturmayı sevmez, karşılığında para almasa bile kendisine iş yaratır.
 
Boş ite menzil olmaz
Amaçsız dolaşan, nereye gideceği belli olmayan kimse,
dinlenmek, konaklamak gereğini duymaz.
 
Boş torbayla at tutulmaz
Karşılığını vermeden bir kimsenin size bağlanmasını,
hizmet etmesini bekleyemezsiniz.
 
Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer
Yaradılış özellikleri insanları birbirinden farklı kılar. Aynı
ortamda yetişmiş olsalar bile kimileri daha hızlı gelişme gösterir.
 
 
Boyumca boy buldum, huyumca huy bulamadım
Dış görünüş bakımından insanlar birbirine benzeyebilir,
ama huyları, doğuştan gelen özellikleri farklı olur.
 
Böyle başa böyle tıraş
Kişilere, yaraşacak biçimde davranılır.
 
Böyle gelmiş böyle gider
Alışkanlıklardan kolay kolay vazgeçilmez.
 
Bucağı dolu olanın, ocağı yanar
Geleceği düşünüp gerekli önlemleri alan,
geçim sıkıntısı çekmez.
 
Bugün bana ise yarın sana
İyilik de kötülük de herkesin başına gelebilir.
 
Bugünkü işini yarına bırakma
Yarın başka işler çıkabilir, hiçbirini bitiremezsin,
ya da başladığın iş önemini yitirir.
 
Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir
Beklentilerin değil, var olanın değerini bilmek gerekir,
e.a. Yarınki kazdan bugünkü tavuk yeğdir.
 
Buğday başak verince orak pahaya çıkar
bkz. Aş taşınca kepçeye paha olmaz.
 
Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok
Tatlıdil, güleryüz de ikram yerine geçer.
 
Buğday ile koyun, geri yanı oyun
Bir çiftçi için en verimli uğraş alanları tarım ve hayvancılıktır,
gerisi eğlencelik gibidir.
e.a. Çift ile koyun, kalanı oyun.
 
“Buğdayım var” deme ambara girmeyince,
“oğlum var” deme yoksulluğa ermeyince
Yararlanmadığın sürece malına da yakınlarına da güvenme.
 
Buldum bilemedim, bildim bulamadım
Fırsat kaçtıktan sonra değeri anlaşılır, ama aynı fırsat
bir daha ele geçmez.
 
Büğersen göl olur, açarsan çöl olur
Birikim, tutmayı bilmekle elde edilir.
[Büğemek: Suyu, önüne bent yaparak toplamak.]
 
 
 
Bükemediğin eli öp, başına koy
Gücünün yetmeyeceği tehlikelerden kendini
aklını kullanarak koru.
e.a .Isıramadığın eli öp başına ko.
 
Bülbülü altın kafese koymuşlar,
“ah vatanım” demiş
Yaban ellerde varlık içinde yaşasa da kişi doğduğu,
yetiştiği yeri, yurdunu unutamaz.
 
Bülbülün çektiği dili belâsıdır
Başının derde girmesini istemeyen kişinin, dilini tutmayı,
yerli yersiz konuşmamayı bilmesi gerekir.
 
Bülez kişinin işi melez olur
Dengesiz kişilerin bir yaptığı bir yaptığına uymaz.
[Bülez: Anormal.]
 
Büyük balık küçük balığı yutar
Güçlüler, güçsüzleri yaşatmaz.
 
Büyük başın derdi büyük olur
Sorumluluk, sorunlarla uğraşmayı da gerektirir.
 
Büyük lokma ye, büyük söyleme
Başkalarını eleştiren, kınayanın gün olur kendisi de
aynı duruma düşebilir.