Baba Tatlısı

Ç

Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
bkz. Çağrıldığın yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere
gidip yerini dar eyleme.
[Erinmek: Üşenmek.]
 
Çağrıldığın yere git, ar eyleme;
çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme
Çağrılmadığı ya da istenmediği yere gitmek görgüsüzlüktür.
e.a. Çağrılan yere erinme, çağrılmadığın yere görünme.
Gel denilen yere gitmeye ar eyleme; gelme denilen yere gidip
yerini dar eyleme.
 
Çağrılmayan yere çörekçiyle börekçi gider
Bir yere çağrılmadan gitmek gezgin satıcılara yakışır.
 
Çalışan eşeğin boynu boncuklu olur
İşini aksatmayan, verilen görevi hakkıyla yapan kişi
el üstünde tutulur.
 
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını
Kötülük eden, kötülük bulur.
 
Çam ağacından ağıl olmaz,
el çocuğundan oğul olmaz
Bir şeyin benzeri, gerçeğinin yerini tutamaz.
 
Çamsakızı çoban armağanı
Verdiği armağan o kişinin varlık düzeyini gösterir.
 
Çanağa ne doğrarsan kaşığında o çıkar
bkz. Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.
 
Çanakta balın olsun, Yemen’den arı gelir
bkz. Pekmez gibi malın olsun, Bağdat’tan sinek gelir.
 
Çarşı iti ev beklemez
Sorumsuz kişiler, düzenli yaşama ayak uyduramazlar.
 
Çatal kazık yere batmaz
Çok kişinin karıştığı işlerden verimli sonuç alınamaz.
 
Çekişilmeyince pekişilmez
Kalıcı anlaşmalara, karşılıklı tartışıldıktan, görüşler
üzerinde uzlaşıldıktan sonra varılır.
 
Çengi ölüsü çalgıyla kalkar
Ömrü eğlence içinde geçmiş kimse, zor günlerinde bile
bu alışkanlığından vazgeçmez.
 
Çerçi, başındakini satar
Becerikli satıcı, müşterisini bulsa giydiği başlığını bile satar.
[Çerçi: Köyleri dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan esnaf.]
 
Çerçi kızı boncuğa âşıktır
Ticaretle uğraşanlar sattıkları maldan çoluk çocuğunun da
yararlanmasından önce, kazanç sağlamayı düşünürler.
 
Çık çık eden nalçadır, iş bitiren akçedir
bkz. Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçedir.
 
Çıkmadık candan umut kesilmez
Olumsuz bir gelişme kesinleşmediği sürece, olumlu
duruma dönüşebileceği umuduyla çaba harcamalıyız,
e.a. Çıkmadık canda umut vardır.
 
Çıkmadık canda umut vardır
bkz. Çıkmadık candan umut kesilmez.
 
Çıngıraklı deve kaybolmaz
Değerli kişiler, hangi ortamda olurlarsa olsunlar
varlıklarını duyurur, kendilerini belli ederler.
 
Çıra dibi karanlık olur
bkz. Mum, dibine ışık vermez.
 
Çıra, dibine ışık vermez
bkz. Mum, dibine ışık vermez.
 
Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır
Tıpkı iyi sürülen toprağın bol ürün vermesi gibi, bir işten
tam verim alabilmek için de bilinçli çalışmak gerekir.
e.a. Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
 
Çiftçinin karnını yarmışlar,
kırk tane “gelecek yıl” çıkmış
Doğa koşulları hiçbir zaman tarımcının tam verim almasına
elvermez, o da her yıl umudunu bir sonraki yıla bağlar.
 
Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak;
cümlenin muradını verecek Hak
Her kul, Tanrı’ya kendi isteğine göre yakarır. 
 
Çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin
Tarım kazandırır, bahçecilik ise el oyalar.
 
Çift ile koyun, kalanı oyun
bkz. Buğday ile koyun, geri yanı oyun.
 
Çiğnemeden yutulmaz
En küçük kazanç bile çalışmayı gerektirir, çabasız
hiçbir şey elde edilemez.
e.a. Lokma çiğnenmeden yutulmaz.
 
Çingene ciğer pişirir, yemeden karnın şişirir
Öyle cimriler vardır ki, bitecek diye pişen yemeği bile yemez.
 
Çingene çadırında musandıra ne arar
Yoksul kişinin saklanacak bir şeyi olmaz, nesi varsa ortadadır.
[Musandıra: Yüklük, dolap.]
 
Çingene çingeneye çatmadıkça,
kasnak boynuna geçmez
Düzeysiz kişilerin kavgası birbirlerinin kafasını gözünü
yararak sonuçlanır.
 
Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış
Kendisine yaraşır olmayan göreve getirilen düzeysiz kişi,
yetkisini önce en yakınları üzerinde uygular.
 
Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar
Belâlı kişiler insana sataşmak için fırsat kollar,
onlara bu fırsatı vermemek için uzak durmak gerekir.
 
Çivi çıkar ama yeri kalır
Yapılan bir kötülüğün acısı zamanla geçer ama, anısı kalır.
 
Çivi çiviyi söker
Güçlünün hakkından gücü yeten gelir.
 
Çivisiz tahtayı yel alır
bkz. Baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır.
 
Çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu
Değer bilmeyen kişi, eline geçeni hor kullanır.
 
Çobanın gönlü olunca, tekeden süt çıkarır
bkz. Çobanın gönlü olursa, tekeden yağ çıkarır.
 
Çobanın gönlü olursa, tekeden yağ çıkarır
İstedikten sonra, olmayacak iş, çözümlenmeyecek
sorun yoktur.
e.a. Çobanın gönlü olunca tekeden süt çıkarır.
 
Çobanın yağı çok olursa çarığına sürer
bkz. Abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine.
 
Çobansız koyunu kurt kapar
Korunmayan şeyleri meraklısı ele geçirir.
 
Çocuğa iş, ardına sen düş
Aklı ermeyene iş buyuranın aklı o işte kalır.
e.a. Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider. Çocuğu işe sal, ardınca
sen var. Uşağı işe koş, sen de ardına düş.
 
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider
bkz. Çocuğa iş, ardına sen düş.
 
Çocuğu işe sal, ardınca sen var
bkz. Çocuğa iş, ardına sen düş.
 
Çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz
bkz. Çocuğun olduğu yerde kov olmaz.
 
Çocuğun bulunduğu yerde gıybet olmaz
bkz. Çocuğun olduğu yerde kov olmaz.
[Gıybet: Birinin gıyabında, arkasından konuşma, kötüleme.]
 
Çocuğun olduğu yerde kov olmaz
Çocuk, konuşulanları anlayabilecek, duyduklarını gidip
başkalarına anlatabilecek çağa gelmişse, onun yanında kimseyi
 çekiştirmemeye özen gösterilir. Ya da çocuk herkesi kendisiyle
uğraştırdığından insan dedikodu yapmaya fırsat bulamaz.
b.a. Çocuktan al haberi.
[Kov: Dedikodu, yerme, çekiştirme.]
 
Çocuğun yediği helâl, giydiği haram
Çocuğun iyi beslenmesine özen gösterilmeli, ancak üst baş alırken
pahalı olanlardan kaçınılmalıdır. Çünkü çocuklar giysilerini kollamayı
beceremez, becerse bile kendi büyür, giydiği üzerine küçük gelir.
 
Çocuk düşe kalka büyür
Kurumlar, kuruluşlar da tıpkı insanlar gibi büyür.
Yaşanan birtakım aksilikler gelişmenin doğal sonucudur.
 
Çocuk seversen beşikte, koca seversen döşekte
Bir anne çocuğunu kucağa alıştırmadan sevmeli, kocasına sevgisini
ise başbaşa kaldıkları zaman göstermelidir.
 
Çocuktan al haberi
Çocuklar, büyüklerin söylediği sözlerin yerli mi, yersiz mi
olduğunu ayırt edemez, duyduklarını başkalarına da olduğu
gibi anlatır. b.a. Çocuğun bulunduğu yerde kov olmaz.
e.a. Deliden al uslu haberi.
 
Çoğu zarar, azı karar
Her konuda, ölçülü olmak en geçerli davranış biçimidir.
Özellikle sözü ya da yazıyı gereksiz yere uzatmak, yanlış yapma
olasılığını da aynı oranda artırır.
 
Çok bilen çok yanılır
Çok şey bilmek, her şeyi bilmek değildir. Bilmediği konuda
bilgiçlik taslayan kimse, yanlış şeyler söyler, dinleyenlerin de
yanlış bilgiler edinmesine neden olur.
 
Çok el ya yağmaya, ya yolmaya
İnsan kalabalığının başarıyla yaptığı iki iş vardır: Birincisi, bedava bir
şeyi kapışmak. İkincisi, tarlada ekin sökmeye çalışmak.
 
Çok gezen çok bilir
Bilgiyi, görgüyü artırmanın en etkili yollarından biri gezip
dolaşmak, değişik yerler tanımaktır.
e.a. Çok okuyan bilmez, çok gezen bilir. Çok yaşayan bilmez,
çok gezen bilir.
 
Çok gezen tavuk, ayağında pis getirir
Her yere sakınmadan girip çıkan kişi, kötü huylar, zararlı alışkanlıklar
ya da bilgiler edinmekle kalmaz, bunları birlikte olduğu kimselere de
taşır, bulaştırır.Gezip tozmaya düşkün olmak, kadının ise adını lekeler.
 
Çok havlayan köpek ısırmaz
Öfkesini bağırıp çağırmakla belli eden kişi, saldırgan olmaz.
b.a. Isıracak it, dişini göstermez.
 
Çok koşan çabuk yorulur
Kalkışılacak her işte, aşırı istek ve hırs yerine, telâşsız ve ölçülü
bir çalışmayla sonuca ulaşılır.
 
Çok lâf yalansız, çok mal haramsız olmaz
Bir şeyin çokluğu kuşku uyandırır. Acaba söylediklerinin hepsi doğru mu?
Acaba kazandıklarının hepsi doğru yoldan mı?
 
Çok naz âşık usandırır
Biri hep özveride bulunur, biri de kendini hep ağır satarsa,
sevginin yerini giderek bıkkınlık alır.
 
Çok okuyan bilmez, çok gezen bilir
bkz. Çok gezen çok bilir.
 
Çok söyleme arsız edersin,
aç bırakma hırsız edersin
Terbiye ve ilginin yolu yordamı vardır. Bir kimse, her
hareketine bir kusur bulunur, sürekli paylanırsa giderek umursamaz
olur. Yediği, içtiği kısılır, parasız bırakılırsa, hırsız olur.
e.a. Çok söyleme arsız edersin, çok saklama,
hırsız edersin. Yüz verme arsız olur, az verme hırsız olur.
 
Çok söyleme arsız edersin,
çok saklama hırsız edersin
bkz. Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma, hırsız edersin.
 
Çok söyleyen çok yanılır
bkz. Çok bilen çok yanılır
 
Çok şükür tipiye, öteberi getirdi kapıya
Çalışmaya gönlü olmayan tembel kişi, emek vermeden,
havadan kazanmanın yolunu arar.
 
Çok dadanma dolmaya, belki bir gün olmaya
Bir insanı en çok rahatsız eden şey, alıştığı rahatı arar
duruma düşmektir.
 
Çok yiyenin olsun, çok diyenin olmasın
Hakkında kötü konuşanların sayısını azaltmak istiyorsan,
iyilik yaptığın insanların sayısını çoğaltmaya bak.
 
Çömlek, ana yüreği; tencere, baba yüreği
Çocukların başına gelen üzücü olaylar anneleri, babalara
oranla daha derinden etkiler.
 
Çmlekçi suyu saksıdan içer
Kişinin yaşam düzeyini sağlayan, mesleğidir.
 
Çömlek demiş: “Dibim altın”,
kaşık demiş: “Girdim çıktım”
bkz. Tencere demiş: “Dibim altın”, kepçe demiş: “Girdim, gördüm”.
 
Çöreğin büyüğü, unun çoğundan olur
bkz. Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur.
 
Çul içinde aslan yatar
Bir kimsenin dış görünüşüne bakarak değer biçilmez.
Önemli olan onun kişiliğidir. Bilgili, kültürlü, davranışları dengeli
bir insanın giyim kuşamına ilgi göstermemesi,
onun değerini azaltmaz.
 
Çürük baklanın kör alıcısı olur
bkz. Bitli baklanın kör alıcısı olur.
e.a. Kurtlu baklanın kör alıcısı olur.
 
Çürük tahta çivi tutmaz
Aslı niteliksiz olana ne söylense, ne yapılsa boşunadır.