Baba Tatlısı
D
Dağ başına harman yapma, savurursun yel için.
Sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için
İyi bir iş başarmak için, ortamı, koşulları ve zarar verebilecek
etkenleri iyi hesaplamak gerekir.
Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir
Olaylar da mevsimler gibidir, ılımanı da vardır,
zorlu geçeni de.
Dağ başından duman eksik olmaz
Üst düzeydeki yöneticilerin, büyük işlere kalkışanların
sıkıntısı, üzüntüsü bitmez.
Dağda bağın var, yüreğinde dağın var
Varlık insanı, “ya yitirirsem”, ayrılık ise “ya bir daha göremezsem”
kaygısı içinde yaşatır.
e.a. Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var. Kimin ki bağı var,
yüreğinde dağı var.
[Dağ: Yara.]
Dağda gez, belde gez insafı elden bırakma
Toplum dışında, bir başına da yaşasan acımasız olma,
hak tanımazlık etme.
[Bel: İki tepe arasındaki çukurluk yer.]
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
İnsan, sevdiklerinden uzak kalabilir, ama bu özlem bir gün
giderilir, çünkü insan dağlar gibi yerinde durmaz.
Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz
En olmayacak şeyin bile olabileceği düşünülür, ama bir
ailenin bir başka aileyi tüm sorumluluklarıyla yükleneceği düşünülemez.
e.a. El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
Taş taş üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
Dağ ne kadar yüce olsa, yol üstünden aşar
En zor sorunlara bile bir çözüm yolu bulunabilir, üstesinden gelinebilir.
Dağ, ovanın sütanasıdır
Ekonomiyi besleyen, üretim kaynaklarıdır.
Dağ yürümezse abdal yürür
Bir orun sahibinin oturduğu yerden bizimle ilgilenmesini boşuna
bekleyene kadar, kendimiz onun ayağına gider işimizi görürüz, olur biter.
[Abdal: Gezgin derviş.]
Dalmasını bilmeyen ördek, kıçından dalar
bkz. Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir
Birinin başına gelen derdi, aynı derdi daha önce çekmiş
olan anlar.
Dam dolusu tükenmiş, damlayan tükenmemiş
Az da olsa sürekli gelir, ne denli çok da olsa, giderek tükenen
hazırı yemekten daha iyidir.
[Dam: Buradaki anlamı ev, ahır.]
Damlaya damlaya göl olur
Küçük şeyleri önemsiz saymamak gerekir, onlar bir araya
gele gele, birbirine eklene eklene çoğalır; yalnız para değil, sevgi,
saygı, kin de böyle birikir.
e.a. Her çok, azdan olur.
Danışan, dağı aşmış; danışmayan, yolu şaşmış
Her zorluğu kendimiz çözemeyiz, bir bilene sorarsak, en çaresiz
kaldığımız durumda bile bir çıkış yolu bulabiliriz.
b.a. Soran yanılmamış.
Darı unundan baklava,
incir ağacından oklava olmaz
Niteliksiz gereç ya da kişiyle kalkıştığımız işten olumlu
bir sonuç alamayız.
Davacının şaşkını mübaşire anlatır derdini
y a z ı l a c a k***
Davacısı kadı olanın yardımcısı Allah olsun
Seni suçlayan kişi hakkında karar verecekse, işin Allah’a
kaldı demektir.
Davetsiz gelen, döşeksiz oturur
Çağrılmadığın yere gidince, oturacak yer bulamazsan
şaşırma, kimseyi de suçlama.
Davul, dengi dengine diye çalar
Birlikte yaşayacak ya da iş kuracak olanların, her konuda
uyumlu olmaları gerekir. Davulun “dengi dengine, dengi dengine”
sözünü çağrıştıran sesi, bu konuda sanki bir uyarı.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir
Çoğu imrenilecek durumların ne kadar dayanılmaz olduğu,
içine girilmedikçe, yakından tanıyıp yaşanmadıkça anlaşılmaz.
Dayak cennetten çıkmadır
Bu söz, bir toplum ayıbını örtmek için söylenmiş olabilir. Dayağın
eğitici olduğunu, insanı suç ve günah işlemekten koruduğunu
savunur. En çarpıcı simgesi polisin copudur.
Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer
Bir şeyi seçerken titizlenen, kolay beğenmeyen kimse,
çoğu kez o beğenmediği şeyle yetinmek zorunda kalır.
[Dazlamak: Kusur bulmak.]
Değirmenden gelenden poğaça umarlar
Gelinen yerin nesi meşhursa, gelenin o şeyden armağan olarak
getirmesi beklenir.
Değirmene gelen nöbet bekler
Bir hizmetten herkes yararlanacaksa, kendinden önce
gelenin hakkına saygılı olmayı, itiş kakış yerine sıraya girerek
beklemeyi bilmek gerektirir.
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan
Birlikte yapılan işlerin dirlik ve düzeni, karşılıklı sevgi ve saygıyla sağlanır.
Değirmi yurt tutmaya, değirmi göt ister
Geniş bir çevre edinmek, bir işte başarı kazanarak
kendini kanıtlamak için, büyük çaba harcamak gerekir.
[Değirmi: Yuvarlak; eni boyuna eşit.]
Değme sarhoşa, yıkılana kadar gitsin
bkz. Sarhoşa dokunma, kendi yıkılsın.
Deli arlanmaz, sahibi arlanır
bkz. Deli arlanmaz, soyu arlanır.
Deli arlanmaz, soyu arlanır
Densizlikler, delice işler, yapanı değil yakınlarını üzer, utandırır.
e.a. Deli arlanmaz, sahibi arlanır.
Deli deli akanı, bura bura tıkarlar
Ölçüsüz, dengesiz davranışlar, sert önlemlerle engellenir.
Deli deliden hoşlanır, imam ölüden
Kişi, kendisine benzeyeni ya da işine geleni sever.
Deli deliyi görünce çomağını gizler
Saldırganlar birbirinden çekinir.
e.a. Deli deliyi görünce değneğini saklar.
Deli deliyi görünce değneğini saklar
bkz. Ddeli deliyi görünce çomağını gizler.
Deliden al uslu haberi
Delinin davranışları dengesizdir ama, duyduklarını aynen
yinelediğinden, söylenenleri doğru biçimde aktarmış olur, söyledikleri
akla yatkın gelir.
b.a. Çocuktan al haberi.
Deli dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun
bkz. Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.
Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş
Aklı kıt kimse konuk ağırlamayı da beceremez.
Delikli taş yerde kalmaz
Değerli kişiyi nerede olsa bulur, ona yaraşır bir görev
verirler, ondan yararlanmayı bilirler.
e.a. Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
[Delikli taş: Boncuk vb. takı gereci.]
Delilsiz, cennete bile girilmez
Ne yolda hareket edeceğini bir bilene soran kişi, yanılmaz.
b.a. Sebepsiz, kuş bile uçmaz.
[Delil: Kılavuz, rehber.]
Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış
Aklını kullanamayan kişi, bir şeyin gerçeği ile benzerini
birbirinden ayırt edemez.
Deliye her gün bayram
Yaşamı salt gülüp eğlenmek, dertsiz tasasız dolaşmaktan ibaret
saymak, delilere yaraşır bir düşünce biçimidir.
Deliye laf anlatmak,
deveye hendek atlatmaktan zordur
Anlayışı kıt, densiz kişiye akıl vermeye, ona doğru yolu
göstermeye kalkışan boşuna yorulur; sen ne söylersen söyle,
o yine bildiğini okur.
e.a. Deliyle konuşmaktan, akıllıyla dövüşmek yeğdir.
Deliye taş atma, başına taş yağdırır
Densize sataşmaya gelmez, senin bir yaptığına on kat fazlasıyla
yanıt verir, neye uğradığına şaşırır kalırsın,
e.a. Deliye taş atma, başını yarar.
Deliye taş atma, başını yarar
bkz. Deliye taş atma, başına taş yağdırır.
Deliyle çıkma yola, başına getirir bela
Densizin, dengesizin yaptıkları, ona arkadaşlık edenin de
başını derde sokar.
Deliyle konuşmaktan, akıllıyla dövüşmek yeğdir
bkz. Deliye laf anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur.
Demir ıslanmaz, deli uslanmaz
Demirin içine nasıl su işlemezse, azgın kişinin kafasına da
lâf işlemez.
Demiri tavında dövmeli
bkz. Demir tavında, dilber çağında.
Demir nemden, insan gamdan ölür
Nem, demiri nasıl için için çürütürse, kaygı, üzüntü de
insanı öylece çökertir.
e.a. Duvarı nem, insanı gam yıkar.
Demir tavında, dilber çağında
Her iş en uygun zamanda ve durumda yapılmalıdır.
e.a. Demiri tavında dövmeli. Demir tavında dövülür.
Demir tavında dövülür
bkz. Demir tavında, dilber çağında.
Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz
Denizin kimi zaman dalgalanması gibi, sevdalanmak da
insan doğasının bir kuralıdır.
Deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız
Hemen her nesnenin onu farklı kılan özellikleri vardır.
Denizdeki balığın pazarı olmaz
Ne koşullarda, ne zaman ve ne kadara mal olacağı
bilinmeyen şeyin, kaça satılacağı da bilinmez.
Denize düşen yılana sarılır
Bir tehlike karşısında, kişi, kurtulabilmek için bir başka
tehlikeyi bile göze alabilir.
e.a. Denize düşen yosuna sarılır.
Denize düşen yosuna sarılır
bkz. Denize düşen yılana sarılır.
Deniz kenarında dalga eksik olmaz
İş hayatının da fırtınalı günleri olur. Tartışmalar, çekişmeler
böyle günlerin doğal sonucudur.
Derdini söylemeyen derman bulamaz
İçine düştüğümüz sıkıntıdan, çaresizlikten, onu gizleyerek
kurtulamayız.
Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen
Dertsiz kişi, olmadık şeyi dert edinir, evlenen kişi, her şeyim
olsun ister, borç edinir.
Derede tarla sel için, tepede harman yel için
bkz. Dağ başına harman yapma, savurursun yel için.
Sel önüne değirmen yapma, öğütürsün yel için.
Dert ağlatır, aşk söyletir
Derdi olan kişi bunu açığa vuramaz, âşık olan kişi ise
bunu açığa vurmadan duramaz.
Dert, çekene göredir
Dert aynı dert de olsa, herkes aynı derecede etkilenmez,
birine ağır gelen derdi, öbürü dertten bile saymayabilir.
Dert gider ama, yeri boş kalmaz
Dert, yaşamın bir parçasıdır, biri biter, biri başlar.
e.a. Dert gitmez, değişir. Dertsiz kul olmaz.
b.a. Dertsiz baş terkide gerek.
Dert gitmez, değişir
bkz. Dert gider ama, yeri boş kalmaz.
Dertsiz baş terkide gerek
Savaşta kılıçla vurulur ve bir atın terkisine konulup götürülürse,
o baş, ancak o zaman dertten kurtulmuş sayılır.
b.a. Ağrısız baş mezarda gerek. Rahat ararsan mezarda.
Dertsiz kul olmaz
bkz. Dert gider ama, yeri boş kalmaz.
Derviş dervişi tekkede bulur
bkz. Hacı Mekke’de, derviş tekkede,
e.a. Hacı hacıyı Mekke’de, derviş dervişi tekkede bulur.
Dervişe: “Bağdat’ta pilâv var” demişler.
“Yalan değilse ırak değil” demiş.
bkz. Âşıka Bağdat ırak değil.
Dervişin fikri neyse zikri de odur
İnsan, düşündüğünü söyler.
Destursuz bağa gireni sopayla kovarlar
Üzüm bağının yakınından geçenin göz hakkı vardır, ama
izin almadan giren kimse suç işlemiş sayılır. O nedenle hakkını
aramanın, almanın bile bir yolu, yöntemi vardır.
[Destur: İzin, müsaade.]
Deve bir akçeye, deve bin akçeye
Parası olmayan, istediği şeyi yok pahasına da satsalar alamaz.
Parası olan için ise fiyatın önemi yoktur, karşılığını öder, alır.
e.a.“- Deve bir akçeye.” “- Götür.”, “- Deve bin akçeye.” “- Getir.”
“- Deve bir akçeye.” - Hani akçe.”, “- Deve bin akçeye.” “- Hani deve.”
“- Deve bir akçeye.” “- Götür”,
“- Deve bin akçeye” “- Getir”
bkz. Deve bir akçeye, deve bin akçeye.
“- Deve bir akçeye.” “- Hani akçe.”,
“- Deve bin akçeye.” “- Hani deve.”
bkz. Deve bir akçeye, deve bin akçeye.
Deve boynuz ararken kulaktan olmuş
Olmadık istekler peşinde koşan, elindekini de yitirir.
Deve büyüktür ama, beşini bir eşek yeder
Aklın, beden yapısıyla ilgisi yoktur, yönetici olmak için
illa iri yarı olmak gerekmez.
[Yedmek: Çekerek peşinden götürmek, yedeğinde götürmek.]
Deveciyle konuşan kapısını büyük açar
Lüks yaşam süren, parası bol kimselerle ahbaplık kuran,
kendini onlara uydurmak zorundadır.
Deveden büyük fil var
Büyüklükle övünülmez, daha büyüğün yanında küçük kalmak da var.
Deve deve yerine çöker
Değerli nesne ya da kişinin yerini yine aynı değerde olanı alır.
e.a. Deve yerine deve çöker.
Deve Kâbe’ye girmekle hacı olmaz
Bulunduğu ortam, o kişi ya da nesnenin niteliğini değiştirmez,
değerini artırmaz.
Devekuşuna: “yük götür” demişler,
“ben kuşum” demiş; “öyleyse uç” demişler,
“deve uçar mı” demiş
Çalışmaya gönlü olmayan, işten kaçmak için bir neden bulur.
Devenin derisi eşeğe yük olur
Kimi şeylerin kalıntısı bile değerlidir.
Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez
Herkesin bildiği önemli olaylar, tutarsız gerekçelerle örtbas edilemez.
Deveye burç gerek olursa boynunu uzatır
Gerekeni elde edebilmek için, çaba göstermek gerekir.
[Burç: Ağacın körpe dalı, filiz.]
Deveye: “iniş mi seversin, yokuş mu” demişler;
“düze kıran mı girdi” demiş
İşin kolayı varken, kendini zora sokmak akıllıca bir davranış değildir.
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur
Küçük çıkarlar peşinde koşan kimse, büyük zararları da
göze almalıdır.
Devlet adama ayağıyla gelmez
Rahat bir yaşam düzeyine oturup beklemekle erişilmez.
Devletin malı deniz, yemeyen domuz
Devlet, sahip olduğu bitmez, tükenmez mal varlığını önemsemez.
Hükûmetler özellikle Hazine arazilerinin yağmalanmasına
adeta göz yumar. Bu olanaktan yararlanmamak enayiliktir. Büyük
kentlerdeki gecekondular bu ilgisizliğin en belirgin örneğidir.
Devletli gözü perdeli olur
Varlıklı bir kimse, yoksulluğun ne olduğunu bilmiyorsa,
yoksulun halinden anlamaz.
Devletliyle deli bildiğini işler
Üst düzey yöneticiler ile deliler yaptıkları işte,
kimseye danışma gereğini duymazlar.
Devletli yanını kaşısa, yoksul para verecek sanır
Ucuzluk vaat eden devlet büyüklerinin her girişimi,
geçim sıkıntısı çekenleri, hayat pahalılığından yakınanları umutlandırır.
Devletliye dokun geç, fukaradan sakın geç
Varlıklı kimseye yaklaşmaktan çekinme, gün olur belki
bir yararı dokunur. Ama, yoksuldan uzak dur, kesin,
zararı dokunur.
Devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen
En büyük varlık erkek evlâttır. En gerekli mal sofraya gelen
yiyecektir. En değerli mülk geçimi sağlayan işyeridir.
Dibi görünmeyen sudan geçme
İyice düşünmeden, ileriyi tam olarak görmeden
bir işe kalkışma. Sonucu belirsiz işlere girişme.
e.a. Dibi görünmeyen tastan su içme.
Dibi görünmeyen tastan su içme
bkz. Dibi görünmeyen sudan geçme.
Diken battığı yerden çıkar
zarar nereye gelmişse, orada giderilmeye çalışılmalıdır.
dikensiz gül olmaz
Hoşa giden her şeyin, eleştirilecek bir yanı bulunur.
e.a. Gül dikensiz olmaz. b.a. Gülü seven dikenine katlanır.
Dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur
Söylenen, vaat edilen her şey gerçekleşmeyebilir.
Bunu doğal karşılamak gerekir.
Dil ebsem, baş esen
Dilini tutmayı bilenin başı derde girmez.
[Ebsem: suskun. Esen: sağlık.]
Dile gelen ele gelir
Birşeyi elde edebilmek için, önce istekli olmak gerekir.
Bir isteği sürekli dile getirmek, sonuçta onun
gerçekleşmesini sağlar.
Dilenci bir olsa şekerle beslenir
Yardımseverlik ne denli insancıl bir davranış da olsa,
her yoksulu eşit oranda sevindirmek olası değildir.
Dilencinin torbası dolmaz
Duygu sömürüsünü geçim yolu yapanların istekleri bitmez.
Dilenciye borçlu olma,
ya düğünde ister, ya bayramda
Densiz kişiyi umutlandırmaya, bir şey vaat etmeye gelmez.
En olmadık zamanda karşına çıkar, verdiğin sözü yerine getirmeni
ister, seni zor durumda bırakır.
Dilim, seni dilim dilim dileyim,
başıma geleni senden bileyim
Dilim keşke dilim dilim kesilseydi de, başımı derde sokan
o sözleri söyleyemeseydim.
Dilin cirmi küçük, cürmü büyük
Büyük suçların çoğu, dil denilen o küçücük organı tutmayı
bilmemekten doğar.
[Cirim: Oylum.]
Dilin kemiği yok
Kişi, dilini isteği yönde hareket ettirebildiği gibi,
dilediği şeyi de rahatça söyler, “ak” dediğine az sonra
“kara” diyebilir.
Dille düğümlenen, dişle çözülmez
Verdiği sözü yerine getirmeyen kişi, nedeni sorulduğu
zaman, kendini savunmakta zorlanır.
Dilsizin dilinden anası anlar
Bir kimseyi en iyi anlayan, ona en yakın olan kişidir.
Dil, söylenir haklanır; baş, belâya katlanır
İnsan, haklı olduğu konuda bile kendisini zor durumda
bırakacak biçimde konuşmaktan kaçınmalıdır.
Dinsizin hakkından imansız gelir
Acımasız birini, ondan daha acımasız olan yola getirir.
Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca,
erkek köpek ardına düşmez
bkz. Dişi yalanmazsa, erkek dolanmaz.
Dişi veren, dişlik de verir
Tanrı her kuluna, rızkını bulmasında yardımcı olur.
Dişi yalanmazsa, erkek dolanmaz
Erkek, yüz bulduğu, davranışlarından cesaret aldığı
kadının peşine düşer.
e.a. Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek
ardına düşmez.
Doğan anası olma, doğuran anası ol
Doğurduğun çocuğun senin değerini anlayabilmesi için,
onun da doğurması, anneliğin ne demek olduğunu
anlaması gerekir.
Doğmadık çocuğa don biçilmez
Her konuda, raslantıya, olasılığa, varsayıma güvenerek,
sonuç kestirilemez.
e.a. Doğmadık çocuğu kaftan biçilmez.
Doğmadık çocuğa kaftan bilmez
bkz. Doğmadık çocuğa don biçilmez.
Doğruluk minarede kalmış
... onun da içi eğri. En dürüst bildiğimiz insanın bile
gizlediği bir çarpık yanı vardır.
Doğrunun yardımcısı Allah’ tır
Dürüstlükten şaşmayanı Tanrı da sever ve korur.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
Düşündüklerini açıkça söylemekten çekinmeyen kimse, sevilmez,
istenmez, bir yerde barındırılmaz. Herkes onu hırpalamaya çalışır.
e.a. Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.
Doğru söyleyenin tepesi delik olur.
Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek
bkz. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Doğru söyleyenin tepesi delik olur
bkz. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Doğru söz acıdır
Eleştiri, gerçeği dile getirdiği için pek sevilmez.
Doğru söz acı gelir
bkz. Doğru söz acıdır.
e.a. Hak söz ağıdan acıdır.
Doğru söz yemin istemez
Söylenenin yalan olabileceği kuşkusu, yemin ettirilerek ortadan
kaldırılır. Oysa doğruluğu kuşku yaratmayacak
söz için yemine gerek yoktur.
Doğuran avrat Azraili yenmiş
Bebek ölümlerine karşı toplumsal duyarsızlığımız bu atasözünün
arkasına gizlenir. Kadının, sağlıklı bakımın yollarını arayacağına, ölen
her çocuğun yerine, Azraili bıktırana değin yeni çocuklar doğurması,
bir başarı olarak gösterilir.
Dokunma sarhoşa, yıkılana kadar gitsin
bkz. Sarhoşa dokunma, kendi yıkılsın.
Dokuz at bir kazığa bağlanmaz
Gereken önlem alınmadıkça, güvenlik tam sağlanamaz.
Dokuz ölç, bir biç
bkz. İki ölç, bir biç
Dolu küpün sesi çıkmaz
bkz. Boş fıçı çok langırdar.
Domuzdan toklu doğmaz
Huy, kalıtımsaldır. Ana babanın huyu neyse, doğan
çocuk da onlara benzer.
[Toklu: Kuzu.]
Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz
İslâm dini yasakladığı için, nasıl domuzun etini yememek,
derisini kullanmamak gerekirse, sürüp giden düşmanlıkların da
dostluğa dönüşmeyeceğine inanmak gerekir.
Domuzun kuyruğunu kes yine domuz
Kimi yönleri düzeltilse de yaradılıştaki kötülük tümüyle
ortadan kaldırılamaz.
Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer
Bir şeyin yokluğunu çeken kişi, o şeyin azıyla
yetinemeyeceğini sanır.
Dost acı söyler
Kişi, sevdiği kimsenin iyiliğini ister. Başkaları çekinse de o,
sevdiğini eleştirmeyi, kusurlarını söylemeyi bir dostluk
görevi bilir, e.a.dost dostun ayıbını yüzüne söyler;
b.a. Dostun attığı taş baş yarmaz.
Dost başa, düşman ayağa bakar
Dostumuzun da düşmanımızın da gözü üzerimizdedir.
Davranışlarımızdan ne durumda olduğumuzu anlamaya çalışırlar.
Başımız dik mi? Adımlarımız ürkek mi?
Dost beni ansın bir kozla, o da çürük çıksın
bkz. An beni bir kozla, o da çürük çıksın
e.a. Yâr beni ansın bir kozla, o da çürük çıksın.
Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur
Kimsenin düşmanlığını kazanma. Eski düşmanlıkları da
dostluğa dönüştürmeye çalış. Seni sevenlerin, iyiliğini
isteyenlerin sayısını çoğaltmaya bak. Dostluk duygusu
insanlar için önemli bir dayanak, bir güvencedir.
Dost dostun ayıbını yüzüne söyler
bkz. Dost acı söyler.
Dost dostun eğerlenmiş atıdır
Gerçek dostlar her an birbirine yardıma hazırdır.
Dost ile ye iç, alışveriş etme
bkz. Akrabayla ye iç, alışveriş etme.
Dost evinde başını bağla,
düşman evinde tırnağını kes
Temiz giyinen, bakımlı kişi, bulunduğu ortama güzellik katar.
Yersiz davranışlar ise evdeki dirliği bozar (Bir inanışa göre,
kestiği tırnağı evde bir yere sıçrayan kişiyle ev halkı arasında
geçimsizlik başlar).
Dost kara günde belli olur
Arkadaş saydıklarımızın çoğu, mutluluklarımızı paylaşmayı
bilirler de acılarımızı paylaşmayı bilmezler.
Dostluk başka, alışveriş başka
Alışveriş sırasında özveride bulunmayıp, inceden inceye
alacak verecek hesabı yapsalar da iki kişi arasındaki dostluğun
bozulmaması gerekir.
e.a. Dostluk kantarla, hesap miskalle. Dostluk kantarla, alışveriş
miskalle. k.a. Dost ile ye, iç, alışveriş etme.
Dostluk kantarla, alışveriş miskalle
İnce hesaplar alışveriş sırasında yapılabilir, ama,
dostluk sözkonusu oldu mu, özverinin hesabı olmaz.
e.a. Dostluk başka, alışveriş başka. Dostluk kantarla,
hesap miskalle.
[Kantar: Eskiden kullanılan 44 okka karşılığı 56,452 gramlık
en büyük ağırlık birimi. Miskal: Okkanın 400’de birine eşit olan,
3,148 gramlık dirhemin bir buçuğu.]
Dostluk kantarla, hesap miskalle
bkz. Dostluk başka, alışveriş başka.
Dostun attığı taş baş yarmaz
Sizi eleştiren kişinin gerçek bir dost olduğunu biliyorsanız,
iyiliğiniz için söylediği sözler kırgınlık yaratmaz,
e.a. Dost acı söyler.
Dost, yüzünden; düşman, gözünden bellidir
İnsan, iyi de kötü de olsa duygularını gizleyemez. Aklından nelerin
geçtiği bakışlarından anlaşılır.
Dökme suyla değirmen dönmez
bkz. Taşıma suyla değirmen dönmez.
Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz
Duman nasıl bacadan çıkarsa, evdeki huzursuzluk da
karısını üzen, sıkıntı veren kocadan çıkar.
Dut kurusuyla yâr sevilmez
Güzel bir şeyi elde edebilmek için, ona yaraşır özveriyi
göstermek gerekir.
e.a. Boş torbayla at tutulmaz.
Dut yaprağı açtı, soyun; döktü giyin
Doğa, mevsimlerin habercisidir. Ağaçların yeşermesi yaz için,
yapraklarını dökmesi de kış için gereken hazırlıkların yapılmasını
hatırlatan bir uyarıdır.
Duvarı nem, insanı gam yıkar
bkz. Demir nemden, insan gamdan çürür.
Düğün aşıyla dost ağırlanmaz
İzaz, ikram başkalarının sağladığı ve herkesin yararlandığı
olanaklarla yapılmaz. Değer verilen bir konuğa özel ilgi ve saygı
göstermek gerekir.
Düğünde Fatmacığı kim bilir
Herkesin eşit düzeyde olduğu topluluklarda, kimse kimseyi tanımaz.
Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya
Başkalarının kalkışacağı işler için tasalanmak akıllı işi değildir.
Düğünü okuyucu boklar
İyi ilişkiler, dostluklar arada lâf götürüp getiren, yerli yersiz
konuşan kimseler yüzünden bozulur. Çünkü bu gibi densizler sizin
iyi niyetle söylediklerinizi gider karşı tarafa kendi kafasına
göre çarpıtarak anlatır.
[Okuyucu: Düğüne çağrı yapan kimse.]
Dükkân kapısı hak kapısıdır
Tartı işleriyle uğraşanların çok dürüst olması, hak
geçirmemeye özen göstermesi gerekir.
Dün öleni dün gömerler
Üzücü bir olayın etkisinden kurtulmanın yolu, kısa sürede
unutmaya çalışmaktır.
Dünya bir, işi bin
İnsan, yaşadığı sürece olmadık şeylerle karşılaşır, başına bin
türlü hal gelir. b.a. Dünyanın ucu uzun.
Dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur
Eğer canlıysa, yaşıyorsa o kimsenin kaygı, kuşku, korku
duymaması, üzülmemesi olası değildir.
Dünya malı dünyada kalır
Aşırı mal edinme hırsı, ruhsal dengesizlik belirtisidir, oysa ölen kişi,
nesi varsa bırakarak öbür dünyaya göçer.
Dünyanın ucu uzun
Bugün olanlara bakıp yarından umut kesmemek gerekir,
geleceğin neyi getireceği bilinmez.
Dünya ölümlü, gün akşamlı
Yaşam, doğumdan ölüme uzanan bir süreci kapsar. Olumlu ya da
olumsuz yönde değişim, bu sürecin en belirgin özelliğidir.
Dünya Süleyman’a bile kalmamış
Zenginle yoksulun ölüm karşısında birbirinden hiçbir farkı yoktur.
Nice erkli, güçlü kişiler bile günü gelince dünyaydan göçüp gitmiştir.
Dünya tükenir, yalan tükenmez
yalancılık öylesine yaygın bir huydur ki, dünyanın sonu
gelse de yalanın sonu gelmez.
Dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir
Öyle olağanüstü olaylar vardır ki, kimileri felâket sayar,
kimileri de olağan karşılar, etkilenmez.
Düşenin dostu olmaz
... hele bir düş de gör. Varlığını, yetkisini yitiren kişiyle
kimse ilgilenmez. Yüzüne gülerek, yaltaklanarak çıkar sağlayanlar
bile onu yalnız bırakırlar.
Düşmana yarak gerek, ya düşmandan ırak gerek
Savaşın en etkili gereci silâhtır. Yeterli donanımı, silâhı olmayanın
savaşmaktan kaçınması gerekir.
[Yarak: silah, Irak: uzak.]
Düşman düşmana gazel okumaz
Aralarına düşmanlık girmiş kişiler, birbirlerine kötülük
yapmak için fırsat kollarlar.
Düşman düşmanın halinden bilmez
Savaşanlar, birbirlerinin ne koşullar altında olduğunu
bilseler, ona göre davranırlar.
Düşmanın karınca ise de hor bakma
Düşmanı küçümsememek gerekir. Düşmanın en küçüğü
bile düşmandır.
Düşmez kalkmaz bir Allah
Yaşam tekdüze değildir. İnsanın başına olumlu ya da
olumsuz her şey gelebilir, ama değişmeyen, hiçbir olaydan
etkilenmeyen tek varlık Allah’tır.
Düş uykudan sonra gelir
Bir işin ana sorunları çözümlenmeden, ayrıntılarla
uğraşılmamalıdır.
[Düş: Rüya.]
“Düt” demeye dudak gerek
Yetenek, bilgi ve birikim olmadıkça, hiçbir alanda başarı sağlanamaz.
e.a. “Düt” demeye dudak ister.
“Düt” demeye dudak ister
bkz. “Düt” demeye dudak gerek.