Baba Tatlısı
E
Ecele çare bulunmaz
Kurtulmanın çözüm yolu, çıkar yolu olmayan tek şey ölümdür.
e.a. Ölüme çare bulunmaz.
Ecele derman, fakire ferman olmaz
Kimi durumlarda önlemler ya da yasalar etkisiz kalır.
Ecel geldi cihana, başağrısı bahane
Yaşayan bir gün ölecek, nedeni şu ya da bu olsa, ömür
denilen süre sona erecek.
e.a. Sebepsiz ölüm olmaz.
Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır
bkz. Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer
Olmayacak davranışlarda bulunan kişi canından olur.
e.a. Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır. Eceli yaklaşan köpek
mescit avlusuna siyer. İtin ölümü gelirse cami duvarına işer.
Edebi edepsizden öğren
Utanması, sıkılması olmayanın, toplum töresine uygun davranmayanın
yaptıkları, alınacak en güzel derstir. İnsan böyleleri görerek
kendisini denetlemeyi öğrenir.
Eden bulur, inleyen ölür
Başlangıçtaki belirtilerden işin nasıl sonuçlanacağı anlaşılır.
Eğilen baş kesilmez
bkz. Aman dileyene kılıç kalkmaz.
Eğreti ata binen tez iner
Ödünç araçlarla girişilen işler, başkası adına kullanılan
yetkiler, uzun sürmez.
e.a. El atına binen tez iner.
Eğri ağaca “yayım”, her gördüğüne “dayım” deme
Herhangi bir konuda kesin karara, yargıya varmadan önce,
iyi düşün.
Eğri oturalım, doğru konuşalım
Söylenilen sözün önemi söyleniş biçiminde değil, içeriğindedir.
Eken biçer, konan göçer
Her eylem bir öncekinin doğal sonucudur,
e.a. Gelen geçer, konan göçer. b.a. Ne ekersen onu biçersin.
Ekmeden biçilmez
Sevgi, ilgi karşılıksız; verim, emeksiz kazanılmaz.
Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver
Uzmanına yaptırılan iş belki pahalıya mal olur ama,
kusursuz olur, fazla ödediğine değer.
Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur
Büyük kazançlar, altyapıları sağlam büyük yatırımlarla sağlanır.
e.a. Çöreğin büyüğü unun çoğundan olur.
Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır
Kazanç yarışmasını, karşındakini yok edecek boyutlara vardırırsan,
bir gün seni de yok edecek biri çıkar.
Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil
Uydur kaydır gereçlerle nitelikli iş yapılamaz.
Ekşi yüzlünün balı acı olur
Yaptığı iyilikten kendi hoşnut olmayan kişi, karşısındakini
de hoşnut edemez.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını
Sağlam kuruluşlar sağlıklı çalışır, kazanç sıkıntısı çekmez.
El ağzına bakan, karısını tez boşar
Kişi, özel yaşamıyla ilgili kararları, başkalarının söylediklerine
uyarak vermemelidir.
El atına binen tez iner
bkz. Eğreti ata binen tez iner.
Elçiye zeval olmaz
Aracı olan kişi, ilettiği sözler nedeniyle suçlanamaz.
[Zeval: Suç, kabahat, sorumluluk.]
Elde bulunan beyde bulunmaz
İnsanlık değerlerinin parayla, pulla, makam sahibi olmakla bir
ilintisi yoktur. Halkın arasında öyleleri vardır ki, benim
diyeni insanlıkta aşar.
Eldeki yara, yarasıza duvar deliği
Kişi, başkasının çektiği sıkıntıyı, acıyı önemsemez.
[El: Buradaki anlamı, yabancı.]
Elden gelen övün olmaz, o da vaktinde bulunmaz
Başkasından gelen yardım hem yetersizdir, hem de ne zaman geleceği
belirsizdir. O nedenle kendin kazanmaya bak.
e.a. Elden gelen ülüş olmaz, o da her vakit gelmez.
Elden gelen ülüş olmaz, o da her vakit gelmez
bkz. Elden gelen övün olmaz, o da vaktinde gelmez.
[Ülüş olmak: Paylaşılmak, pay edilmek.]
El elden kalmaz, dil dilden kalmaz
Elle de yapılsa, sözle de yapılsa, kötülük karşılığını bulur.
El elden üstündür, ta arşa kadar
Her konuda, üstünlük kişiye göre değişen, göreceli ve sınır
tanımayan bir kavramdır.
[Arş: İslâm dinî inanışına göre, göğün en yüksek katı.]
El elin aynasıdır
İnsanlar: bilgilerini, görgülerini, deneyimlerini birbirlerine
yansıtarak gelişirler.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar
Bir kimsenin içine düştüğü sıkıntı, çare bulmasına yardım edenin
keyfini kaçırmaz.
e.a. El elin eşeğini yırlaya yırlaya, kendi eşeğini terleye
terleye arar. El elin nesine, gülerek gider yasına.
El eliyle yılan tutan, yarısını yalan tutar.
El elin eşeğini yırlaya yırlaya,
kendi eşeğini terleye terleye arar
bkz. El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
[Yırlamak: Türkü söylemek.]
El elin nesine, gülerek gider yasına
bkz. El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
El eli yıkar, iki el yüzü yıkar
Her işi başarmanın ayrı bir koşulu vardır.
El eliyle yılan tutan, yarısını yalan tutar
Hatır için yapılan iş yarım yamalak olur.
e.a. El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
El eliyle yılan tutulur
Kişi, işin kolayını kendisi yapar da, zoruna yardımcı arar.
El elle, değirmen yelle
Değirmenin rüzgârın yardımıyla dönmesi gibi, insanlar da
birbirleriyle yardımlaşarak işlerini döndürürler.
El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
bkz. Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
Ele verir talkını, kendi yutar salkımı
Başkasına öğüt verir, kendisi aynı şeyi yapar.
[Talkın:Telkin, bir duygu ya da düşünceyi aşılama.]
Eli boşa: “ağa uyur” derler,
eli doluya: “ağa buyur” derler
Gittiği yere armağan götüren, saygı göstermiş olacağı için,
güleryüzle karşılanır, saygı görür.
El için ağlayan gözden olur,
yâr için dövünen dizden olur
Kişinin, başkası için de, kendisi için de yapacağı özverinin
bir sınırı vardır. Fazlası sonucu değiştirmeyeceği gibi, geriye
çekilen acıların izi kalır.
El için kuyu kazan, evvelâ kendi düşer
bkz. Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.
e.a. Kazma elin kuysunu, kazarlar kuyunu.
Kazma kuyuyu kendin düşersin.
El için yanma nâra, yak çubuğunu safanı ara
Başkası için duyduğun üzüntüyü kendi sağlığını bozacak,
kahrından ölecek boyutlara vardırma, canını düşün.
[Nâr: Ateş.]
Elifin hecesi var, gündüzün gecesi var
En kolay görünen iş bile gereği gibi yürümeyebilir,
güçlüklerle karşılaşılabilir.
El ile gelen, düğün bayram
Herkes aynı koşullardaysa, aynı sıkıntı herkesin başındaysa,
yakınmamak gerekir.
Elin ağzı torba değil ki büzesin
Ortada bir dedikodu dönüyor ve herkes kendince bir şeyler
katarak konuşuyorsa, bunu önlemenin olanağı yoktur.
El kazanıyla aş kaynamaz
Başkalarının yardımıyla kalkışılan işler güven verici olmaz.
Elmanın dibi göl, armudun dibi yol
İlk bakışta birbirine benzese de, her işin ayrı özelliği,
kendine özgü yöntemi vardır.
Elmayı çayıra, armudu bayıra
Bir işin verimli olabilmesi için, ona en uygun koşulları ve
ortamı sağlamak gerekir.
Elmayı say da ye, armudu soy da ye
bkz. Armudu soy da ye, elmayı say da ye.
El mi yaman, bey mi yaman
Demokrasilerde yönetim, kimsenin tekelinde değildir. Halk,
kötü yönetime karşı tepkisini seçim sandığında gösterir ve onu
başından atar. O nedenle iktidara gelenlerden ne oldum delisi
olmamaları, akıllıca işler yapmaları beklenir.
El öpmekle dudak aşınmaz
Yetkili kişilere karşı saygılı davranmak insanı küçültmez.
e.a. Etek öpmekle dudak aşınmaz.
El terazi, göz mizan
Bir şeyin değeri, niteliği ölçüp biçmeden de saptanabilir.
e.a. Göz terazi, el mizan.
Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar
Eltiler birbirleriyle kavga etmekten kaçınsalar da,
geçimsiz görümcelerden kendilerini kurtaramazlar.
b.a. Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz.
Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz
Eltiler uyumsuz yemek malzemeleri gibidir, birbirleriyle
anlaşıp, kaynaşamazlar.
b.a. Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.
El üstünde gömlek eskimez
Kişi, ödünç aldığı şeyi hor kullanmamaya özen gösterir.
İnsan ancak kendisine ait olanı gönül rahatlığıyla kullanır.
El vergisi, gönül sevgisi
İnsanın, kendisinden armağan aldığı kişiye karşı
içinde bir bağlılık duygusu doğar.
El yumruğu yemeyen
kendi yumruğunu değirmen taşı sanır
Bir güç karşısında boyun eğmek zorunda kalmadıkça
herkes kendinin güçlü olduğuna inanır.
Emanete hıyanet olmaz
Korunmak üzere bırakılan herhangi bir şeyi (bu, insan da,
hayvan da, eşya da olabilir) titizlikle korumak gerekir.
k.a. Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
Emanet eşeğin yuları gevşek olur
Kendisine emanet edilen şeyi korumak için, herkes aynı
titizliği göstermez. Bu ilgisizlik bırakılan şeyin durumundan
da anlaşılır.
k.a. Emanete hıyanet olmaz.
Emanet hayvanın kuskunu yokuşta kopar
Bu atasözü iki anlama da gelebilir: Kimse, değerli şeyini
kimseye emanet etmez. Ya da emanet alınan şey
titizlikle korunsa da kendiliğinden bir zarara uğrayabilir.
[Kuskun: Eyerin kaymasını önleyen kayış.]
Emek olmadan yemek olmaz
Çalışıp kazanmayan karnını doyuramaz.
e.a. Emeksiz yemek olmaz.
b.a. Er emekli olursa, kadın yemekli olur.
Emeksiz yemek olmaz
bkz. Emek olmadan yemek olmaz.
Emmim dayım, hepsinden aldım payım
bkz. Amcam dayım, hepsinden aldım payım.
Emmim dayım kesem, elimi soksam yesem
Dar zamanlarımda kimseden yardım görmeyeceğimi
biliyorum. O nedenle benim en yakın akrabam, cebimdeki
kendim kazanıp harcadığım paramdır.
Er ek, geç ek, tava ek
Kalkışılacak her işte, zamanın uygunluğu kadar ortamın
elverişli olması da gerekir.
[Er: erken. Tav: toprağın nemi, kıvamı.]
Er ekmeği er kursağında kalmaz
Mert kişi, gördüğü iyiliğe iyilikle karşılık verir.
[Er: Buradaki anlamı, babayiğit, yürekli, mert.]
Er ekmeği, meydan ekmeği
bkz. Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği
meydan ekmeği.
[Er: Erkek, kadının kocası.]
Er emekli olursa, kadın yemekli olur
Erkek çalışıp kazanmayı bilirse, evin kadını da sofra
donatmayı bilir.
b.a. Emek olmadan yemek olmaz.
[Emekli: Çalışkan, iş güç sahibi.]
Erenlerin sağı solu olmaz
Sevilen, cana yakın kişilerin kimi davranışları yersiz de olsa,
onlara yakışır, hoş karşılanır.
b.a. Binicinin sağı solu olmaz.
Ergene karı boşaması kolay
Uzaktan, çözümü kolay görünen bir sorunun zor yanları,
aynı sorunu yaşamadıkça anlaşılmaz.
[Ergen: Bekâr, evlenmemiş.]
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma
Bir şeye bir an önce kavuşma isteği, telâşı kimi kusurların
gözden kaçmasına neden olur.
Er giden, işine. Geç giden, boşuna
bkz. Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma.
Erim er olsun da yerim çalı dibi olsun
Bir erkek, iyi yürekliyse, çalışkansa, sorumluluklarını
biliyorsa, varlıklı olmasa da karısını mutlu eder.
Erine göre bağla başını,
tencerene göre kaynat aşını
Karıkoca arasında geçim, birbirinin isteklerine saygı
göstermekle, giderini gelirine göre dengelemekle sağlanır.
Erinenin oğlu kızı olmamış
Bir şeye sahip olabilmek için, üşenmemek, ağırdan alarak
zamanı boşa geçirmemek gerekir.
e.a. Utananın oğlu kızı olmamış. Üşenenin oğlu kızı olmamış.
[Erinmek: Üşenmek.]
Erkeğin kalbine giden yol mideden geçer
Çalışan, yorulan erkeği, zevkle donatılmış bir sofra mutlu eder,
evine olan bağlılığını, eşine olan sevgisini artırır.
b.a. Kalbin yolu mideden geçer.
Erkeğin şeytanı, kadın
bkz. Kadın erkeğin şeytanıdır.
Erkek aslan aslan da dişi aslan aslan değil mi
Yeri gelince, kadınlar da yüreklilikte, güçlülükte erkeklerden
geri kalmaz.
Erkek koyun kasap dükkânına yakışır
Uyuşuğun, tembelin bu dünyada yeri yoktur.
Erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır
bkz. Kaçanın anası ağlamamış.
Erkek sel, avrat göl
Tutumlu olmayı bilen kadın, erkeğin savurganlığını önler.
Erkek fedakâr, kadın vefakâr gerek
Erkek özveriyle işine, kadın sevgiyle eşine bağlı olursa,
mutluluk içinde yaşarlar.
Erkek, getirmeyi; kadın, yetirmeyi bilmeli
Baba, çalışıp kazanmakla; ana, çocuk yetiştirmekle
yükümlüdür.
Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır
Zamanı verimli kılmak için, erken davranmak gerekir.
Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma
Çalışmanın tadı, sabahleyin zamanı boşa harcamadan
işe koyulmakla çıkar.
e.a. Er giden, işine. Geç giden, boşuna.
Er kocar, gönül kocamaz
Yaşlılık, insanın dış görünüşüyle ilgilidir, iç dünyası değişmez.
Gençliğinde neyse yaşlılığında da aynı duyguları taşır.
e.a. Gönül kocamaz.
Er koyunun er kuzusu olur
Bu, genellikle "erkek adamın erkek çocuğu olur" gibi yanlış
yorumlanagelmiş bir atasözüdür. Aslında, çocukların yetişmesinde,
kişilik kazanmasında babaların etkili olacağı öğütlenmek istenmiştir.
"Er"lik, yani mertlik erkeklerin tekelinde midir? Aileye yüz karası
olan nice erkek çocuk olduğu gibi, yüreklilikte, dürüstlükte erkeklere
taş çıkartan nice genç kızlar, kadınlar yok mu?
Er olan, ekmeğini taştan çıkarır
Çalışmaktan yılmayan aç kalmaz.
Er oyunu üçe kadar
Bir işi başarmak isteyen, en az üç kez denemeden pes etmez.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez
Yeni dostlukların kökleşmesi için zaman ister. Bu süreci geçirmiş
olanlar arasında sıkı bağlılık ve güven oluşur,
birbirlerine kötülük etmezler.
k.a. Eski düşman dost olmaz.
Eski düşman dost olmaz
Sürtüşmeler, sorunlar sürekli yineleniyorsa, aradaki düşmanlık
dostluğa dönüşmez.
Eskisi olmayanın yenisi olmaz
Tutumsuz, savruk, savurgan kişi, kullandığı şeylerin daha
eskimeden yenisini alıp kullanmaya başladığı için, bir köşesinde
eski bir şeyi bulunmaz.
k.a. Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı.
Eskiye rağbet olsaydı bitpazarına nur yağardı
Eskiyi kimse beğenmez, her şeyin yenisi hoşa gider.
k.a. Eskisi olmayanın yenisi olmaz.
Esmere al bağla, karşısına geç ağla
Kişi, kendisine yakışanı bilmeli ona göre giyinmelidir.
Esrik devenin çulu eğri gerek
Bir kimsenin giyinme biçimi kişiliğine uygunsa yadırganmaz.
Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir
En pahalısından da olsa, giyim kuşam insana değer
katmaz, yaradılışı neyse odur.
e.a. Eşek, kulağı kesilmekle küheylân olmaz. Kalıp kıyafetle
adam adam olmaz. Kürkle, börkle adam olunmaz.
Eşeğe: “cilve yap” demişler, çifte atmış
Kaba kişinin şakası bile çekilmez.
e.a. Eşeğe “marifetini göster” demişler, yıkılıp ağnamış.
Katıra “cilve yap” demişler, çifte atmış.
Eşeğe “marifetini göster” demişler, yıkılıp ağnamış
bkz. Eşeğe “cilve yap” demişler, çifte atmış.
[Ağnamak: Hayvan için, yere yatıp yuvarlanmak.]
Eşeğe sormuşlar: “bugün kande gidersin”,
“onu modul bilir” demiş
Buyruk altında yaşayanlar ne söylenirse ona uymak,
isteneni yapmak zorundadır.
[Kande: Nasıl, ne yolda Modul: Nodul, üvendirenin ucuna
çakılmış sivri demir çivi.]
Eşeği bağla, işini sağla
Bir şeyin güvenini sağlamak için, önlem almak gerekir.
b.a. Eşeğini sağlam bağla, sonra Allah’a ısmarla.
Eşeği dama çıkaran yine kendi indirir
Hatayı, yapana düzelttirirler.
Eşeği düğüne çağırmışlar,
“ya odun eksik, ya su” demiş
Elinden iş geleni, ağırlanması gereken yerde bile boş
oturtmazlar.
Eşeğini sağlam bağla, komşunu hırsız çıkarma
Malını koruyacak önlemi almayanın, kimseyi suçlamaya,
kimseden kuşkulanmaya hakkı yoktur.
Eşeğini sağlam bağla, sonra Allah’a ısmarla
İşini sağlam tutmadıkça, aksamadan yürümesini sağlayacak
önlemleri almadıkça, kimseden, hatta Tanrı’dan bile
yardım bekleme.
b.a. Eşeği bağla, işini sağla.
Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme.
Kimi “uzun” der, kimi “kısa”
Akıl vereceklerin tutarsız önerilerinden kurtulmak istersen,
önemsiz de olsa yapacağın işe kendin karar ver.
Eşeğin ölümü köpeğe düğündür
bkz. At ölür itlere bayram olur.
Eşeği sahibinin dediği yere bağla da
varsın kurt yesin
İşini istenen biçimde yaparsan, olumsuz sonuçlansa da
sorumlu tutulmazsın.
Eşeği süren osuruğuna katlanır
Görgüsüz, kaba saba kimseyle iş gören, onun densizliklerine
dayanmak zorunda kalır.
Eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması
Gençlerin hoş karşılanan davranışlarına öykünmek olgun
kimselere yakışmaz.
Eşek at olmaz, ciğer et olmaz
Bir şey, aslı neyse odur, istense de, sonradan değişmez.
Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez
bkz. Kör bile düştüğü çukura bir daha düşmez.
Eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz
Kişi, içine düştüğü zor durumdan kurtulmak için, en büyük
çabayı kendisi gösterir.
Eşek eşeği ödünç kaşır
Çıkarcı, bir karşılık beklemeden iyilik yapmaz.
Eşek hoşaftan ne anlar
Güzel şeylerin, inceliklerin zevkine varmak görgüyle olur.
Eşek, kocamakla tavlabaşı olmaz
Bilgi birikimi, eğitimi olmayanı, yaşlansa da yönetici yapmazlar.
Eşek, kulağı kesilmekle küheylân olmaz
bkz. Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir.
Eşkıyanın düşkünü, beyaz giyer kış günü
bkz. Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü.
Eşkin eve gelmiş, yorga yolda kalmış
Güçlü olmakla değil, düzenli çalışmakla başarı kazanılır.
[Eşkin: Atın, açık adımlarla yürüyüşü. Yorga: Atın, biniciyi
sarsmayan yürüyüşü.]
Etek öpmekle dudak aşınmaz
bkz. El öpmekle dudak aşınmaz.
Et görüneceğine, bet görünsün
bkz. Göt görünmesin de varsın bet görünsün
Et kanlı gerek, yiğit canlı
Genç kişi, çok pişmekten kuruyup kalmış ete benzememeli,
sağlıklı, hareketli olmalı.
Et kokarsa tuzlanır; ya tuz kokarsa ne yapılır
Bir toplumda, insanî değerleri korumakla görevliler
bozulmaya başlarsa, yapılacak bir şey kalmamış demektir.
Etle tırnak arasına girilmez
Karıkoca, ya da yakın akraba olanlar bozuşsalar, birbirlerine
darılsalar da kimsenin yardımına, aracılığına gerek yoktur.
Onlar kendileri barışmanın yolunu bulurlar.
b.a. Et tırnaktan ayrılmaz.
Etme bulma dünyası
Bu dünyanın bir özelliği de kötülük edenin kötülük
gördüğü yer olmasıdır.
Et ne kadar arık olsa, ekmek üstüne yaraşır
Üst düzeyde göreve getirilecek kişinin varlıklı olması değil,
bilgili olması aranır.
[Arık: Yağsız, kuru.]
Et tırnaktan ayrılmaz
Aile bireylerinin, akrabaların aralarını açmaya çalışmak
boşunadır, onlar birbirlerinden kopmazlar,
b.a. Etle tırnak arasına girilmez.
Ettin bir hayır, tut bacağından ayır
Bir yardımın dokunacaksa, bir katkın bulunacaksa yarı
yolda bırakma, sonunu getir.
Ev alma, komşu al
Her gün yüzyüze baktığınız kimseler huysuz, geçimsizse,
en görkemli yapıda, en pahalı semtte de otursanız
huzurlu olamazsınız.
Evdeki hesap çarşıya uymaz
Bir tasarının gerçekleşme aşamasında, umulmadık sorunlar çıkar.
Evi, delikli baca; milleti hacıyla hoca yıkar
Bir aileyi geçimsizlik, bir ulusu gericilik çökertir.
Evi ev yapan avrat, yurdu şen eden devlet
Bir ülkeyi mutlu etmek nasıl ki yönetenlerin elindeyse,
bir evi yaşanır kılmak da kadının elindedir.
Evimiz bezden, ne umarsın bizden
Kendisi yardıma muhtaç olandan yardım beklemek,
boşuna umutlanmaktır.
Evlâdı ben doğurdum,
ama gönlünü ben doğurmadım
Bir anne, kız olsun, erkek olsun çocuğunun iyi yetişmesi
için onu her konuda zorlayabilir, ama duygularını
zorlayamaz. Çünkü duyguları yönlendiren insanın kendi beynidir.
Evlâdın var mı, derdin var
Çocuk yetiştirmek özveriyle olur. Çocuklar büyür gider ama,
ana babanın da kaygısı, üzüntüsü, ilgisi sürer gider.
Evlenenle ev alana Allah yardım eder
Toplum, evlenmek ya da ev sahibi olmak isteyene yardım etmeyi
hayırlı bir iş sayar. İnanışa göre de Tanrı, bu konuda karşılaşılacak
sıkıntıların aşılmasını hayırsever kullarının yardımlarıyla kolaylaştırır.
Evli evinde, köylü köyünde gerek
Herkesin yerini ve yetkisini bildiği toplumlar, düzen içinde yaşar.
Ev sahibinin bir evi var, kiracının bin evi var
Ev sahipleri yer değiştirmekte kiracılar kadar özgür değildir.
Evvel can, sonra canan
İnsanın kendisi, herkesten önce gelir, sevgilisinden bile.
[Canan: Sevgili.]
Evvel taam, sonra kelâm
İş, karın doyurucu mudur, değil midir, bu belirlenmedikçe
ayrıntıları konuşmanın bir anlamı yoktur.
[Taam: Yemek. Kelâm: söz.]
Evvel yediğim hurmalar, bugün kıçımı tırmalar
bkz. Bıldır yediği hurmalar, bu yıl götünü tırmalar