Baba Tatlısı
G
Gafil baş, düşmana aş olur
Karşıtlarından gelecek kötülükleri etkisiz kılmak
isteyen kişi, çevresindeki gerçekleri görmek, sezmek,
uyanık olmak zorundadır.
Gafile kelâm, nafile kelâm
Çevresindeki gerçekleri görmeyen, sezmeyen, bilgisiz,
aymaz kişiye ne söylerseniz söyleyin boşuna konuşmuş
olursunuz, değişmez.
[Kelâm: Söz]
Gailesiz baş, yerin altında
bkz. Ağrısız baş mezarda gerek.
Gammaz olmasa tilki pazarda gezer
Yakalanmayacaklarını bilseler, yasa dışı işler yapanlar
gizlenme gereğini duymaz, uluorta dolaşırlar.
Garibe bir selâm bin altın değer
Bir yerin yabancısı olan, yalnız, kimsesiz kişiye gösterilecek
küçük bir ilgi en büyük iyiliktir.
Garip itin kuyruğu bacağı arasında gerek
Buluduğu ortamın yabancısı olan kişiye, bilir bilmez
konuşmamak, olup bitenlere karışmamak yaraşır.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar
Allah, darda kalan kimsesizlere yardımcı olur.
e.a. Kör kuşun yuvasını Allah yapar.
Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar
İş görmenin, geçimini sağlamanın dinle, imanla ilgisi yoktur.
Kişi, yanında çalıştığı kimsenin yanlısı olur, onu savunur.
Gâvurun tembeli keşiş,
Müslümanın tembeli derviş olur
Dini kendilerine geçim kaynağı yapanlar, çalışmaktan
kaçan kişilerdir.
Geceler gebedir
Güneşin doğumuyla o günün olayları da doğmaya başlar.
Geçim dünyası
Her insan, yaşamak için gerekeni sağlamak zorundadır.
Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler
Geçmişteki olaylarla övünmenin ya da dövünmenin bugüne
hiçbir yararı yoktur.
Geç olsun da güç olmasın
Her iş belirli bir zaman alır. Engellerle karşılaşılmadıkça
bu sürenin uzamasını sorun etmemek gerekir.
“Gel” demesi kolay ama “git” demesi zordur
Yapılan bir işin, bir davranışın ya da verilen bir kararın
olumsuz sonucunu görerek üzülmektense, başlangıçta
her yönüyle düşünmek gerekir.
Gel denilen yere gitmeye ar eyleme;
gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme
bkz. Çağrıldığın yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere
gidip yerini dar eyleme.
[Ar eylemek: Utanmak.]
Geldik yüze, çıktık düze
Kış aylarının yüz günü yani üçte ikisi geçti, gerisi de
nasıl olsa geçer.
Gelene, “git” denilmez
Geleneklerimize bağlı bir kişi, kendiliğinden gelen bir konuğun
ya da gönderilen bir armağanın geri çevrilmeyeceğini bilir.
Gelen geçer, konan göçer
bkz. Eken biçer, konan göçer.
Gelen, gidene rahmet okutur
bkz. Gelen, gideni aratır.
Gelen, gideni aratır
Sevilmeyen, istenmeyen kişinin yerine iyisini beklerken,
daha beteri gelir ve giden aranır olur.
Gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş
Bir kimsenin kullandığı eşyanın, değerli ya da değersiz
olması başkalarını ilgilendirmez.
Gelin eşikte, oğlan beşikte
Yeni evlilerden, hemen çocuk yapmaları ve doğacak bebek için
daha ilk günden hazırlık yapmaya başlamaları beklenir.
Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz
Her evde düğün dernek coşkusu yaşanmayabilir, ama ölümün
acısını tatmayan ev yoktur.
Gelini ata bindirmişler,“ya nasip” demiş
Bitti sanılan bir iş bile beklenmedik engeller yüzünden
bozulabilir. Kesin sonuç alınmadan umutlanmamak gerekir.
Gem almayan atın ölümü yakındır
Bulunduğu ortama uyum sağlamayan, başına buyruk kişi,
değerini yitirir, gözden düşer.
Gemisini kurtaran kaptan
Zor durumlarda serinkanlılıkla verdiği kararlar ve aldığı önlemlerle
başarıya ulaşmayı bilen kişi, gerçek yöneticidir.
Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir
İnsana, gençlik yılları hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Yapması
gerekenleri sonraya erteler. Sonrasının yaşlılık olacağını,
ertelediklerini yapacak gücünün, zamanının kalmayacağını ve
gençliğin bir daha ele geçmeyeceğini düşünmez.
Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan
bkz. Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.
Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı
Gençken, dinçken işin ağırına, hafifine bakma, para
kazanmaya ve kazandığından gelecek için artırmaya bak.
e.a. Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan.
Gezen ayağa taş değer
gezip tozmaktan hoşlanan kişi, hoşa gitmeyen
durumlarla da karşılaşır.
Gezen kurt aç kalmaz
Çalışmadan karın doyurulmaz.
Giden gelse dedem gelirdi
Yitirilen bir canlı gibi, yitirilen şey de bir daha ele geçmez.
Gidilmeyen yer senin olmaz
İlgilenilmeyen, yararlanılmayan bir şeye sahip olmakla
olmamak arasında bir fark yoktur.
Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var
Uzun ayrılıklarda, hakkını birbirine bağışlayarak vedalaşılmalıdır,
araya ölüm girebilir, gidenle kalan bir daha karşılaşamayabilir.
Gizlide gebe kalan, aşikârede doğurur
Saklı kalmasına çalışılan bir davranışı, saklanamayan
sonucu ortaya çıkarır.
Göçtük yurdun kadri konduk yurtta bilinir
İnsan, doğup büyüdüğü toprakların değerini ondan ayrı kaldığı
zaman anlar. Hiçbir yer, öz yurdun yerini tutamaz.
[Göçtük: Göç nedeniyle bırakılan yer. Kadir: Değer.
Konduk: Yerleşilen yer.]
Göğe direk, denize kapak olmaz
Akla ve gerçeğe aykırı şeyleri düşünmek, vakit öldürmekten
başka bir işe yaramaz.
Gök ağlamayınca yer gülmez
Yağmur, toprağın yüzünü güldürür. Su, doğanın yaşam kaynağıdır.
Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi
Küçükler, büyüklerin verdiklerini geri çeviremezler.
“Gökyüzünde düğün var” deseler,
kadınlar merdiven kurmaya kalkar
Kadınlar, eğlence uğruna her özveriye katlanırlar.
Gönlün yazı var, kışı var
İnsanın günü gününe uymaz. İyimser, sevecen olduğu da olur,
soğuk davrandığı, kötümser olduğu da.
Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz
Dostluklar birbirine karşı iyi davranmakla ayakta durur.
Kalp kırıcı bir sözle bozulan dostluk bir daha düzelmez.
[Sırça: Cam.]
Gönülden gönüle yol vardır
bkz. Kalpten kalbe yol vardır.
Gönül ferman dinlemez
Sevgi, buyruk altına alınamaz, seven kişi yasa, kural,
yol yöntem tanımaz.
[Ferman: Yazılı padişah buyruğu.]
Gönül karımaz
bkz. Er kocar, gönül kocamaz. e.a. Gönül kocamaz.
[Karımak: İhtiyarlamak.]
Gönül kimi severse güzel odur
Güzellik göreceli bir kavramdır. Birinin güzel
bulduğunu bir başkası bulmayabilir. İnsanın içinin ısındığı,
benimsediği ona güzel gelir.
Gönül kocamaz
bkz. Er kocar, gönül kocamaz.
Gönülsüz namaz göğe ağmaz
İsteksiz, baştan savma yapılan işin, bir değeri yoktur.
[Ağmak: Yükselmek.]
Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş
İsteksiz yapılan işlerden, yarardan çok zarar görülür.
Gönül var otluğa, gönül var bokluğa
Zevkleri incelmemiş kişi, iyiyle kötüyü ayırt edemez.
Gönül verme evliye, eve gider unutur
Evlilik, erkeğe de kadına da sorumluluk yükleyen bir
kurumdur. Evli bir kimsenin karşı cinse ilgisi yüzeysel olur,
derin bir bağlılık yaratmaz.
Gön, yufka yerinden delinir
Hastalıklar gibi toplumsal olaylar da duyarlı olunmadığı,
gereken ilginin savsaklandığı durumlarda ortaya çıkar.
b.a. İp inceldiği yerden kopar.
[Gön: Tabaklanmış, işlenmiş deri.]
Gördün deli, savul geri
Davranışları tutarsız, dengesiz kişi, her an insanın başını derde
sokabilir, böylelerinden uzak durmak gerekir.
Görenedir görene, köre nedir köre ne
Bakmakla görmek ayrı kavramlardır. Gördüğünü
algılayamayan kişinin körden bir ayrıcalığı yoktur.
[Görene: Gözleri gören kimseye.]
Gören gözün hakkı vardır
Bir kimsenin imrenmiş ya da canı çekmiş
olabileceğini düşünerek, yenilenden, içilenden ona da
tattırmak insancıl bir davranıştır.
Görgülü kuşlar gördüğünü işler,
görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler
Görgüsüz davranışlarda bulunanları kınamamak gerekir,
çünkü görgü, aile içinde kazanılan bir terbiye biçimidir.
Görmemiş görmüş, gülmeden ölmüş
Beklemediği bir durumla karşılaşan görgüsünün sevinci,
mutluluğunu yansıtan davranışları bile görgüsüzce olur,
e.a. Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş çükünü koparmış.
[Gülmeden: Gülmekten.]
Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş çükünü koparmış
bkz. Görmemiş görmüş, gülmeden ölmüş.
Görünen dağın uzağı olmaz
Nasıl sonuçlanacağı baştan bilinen iş, kolay yürür.
Görünen köy kılavuz istemez
Herkesin bildiği, sezinlediği bir gerçeği açıklamak gerekmez.
Görünüşe aldanma
Dış görünüm insanı yanıltabilir. Bir kişi ya da nesne
hakkında karara varabilmek için, yakından tanımak gerekir.
Göt görünmesin de varsın bet görünsün
bkz. Et görüneceğine, bet görünsün.
Götüne güvenen borazancıbaşı
bkz. Nefesine güvenen borazancıbaşı olur.
Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur
Sevgiyi, ilgiyi sıcak tutan yakınlıktır. İnsanlar birbirlerinden
uzaklaştıkça aralarındaki ilgi de giderek soğur, yok olur.
Göze yasak olmaz
bkz. Bakan göze bağ olmaz.
Göz gördüğünü ister
Kişi, tadına vardığı, alışık olduğu şeyi arar.
b.a. Göz görür, gönül ister.
Göz görmeyince gönül katlanır
Birbirini seven, tanıyan kişiler arasına giren uzun ayrılıklara
zamanla alışılır, özlem giderek azalır.
Göz görür, gönül ister
bkz. Göz gördüğünü ister.
Gözlüye gizli yoktur
Uyanık, dikkatli olanın, çevresinde olup bitenlerle
ilgilenmeyi bilenin gözünden hiçbir şey kaçmaz.
Göz terazi, el mizan
bkz. El terazi, göz mizan.
Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz
Açgözlü, doymaz, her şeyden bir çıkar sağlamayı düşünen kişi,
davranışlarını denetleyemez, başına olmadık işler gelir.
Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz
Bir kişi ya da nesneden, niteliğine uygun düşmeyen bir
görevi yapması beklenemez.
Gülme komşuna, gelir başına
Bir kimsenin düştüğü durumu hafife, alaya almak doğru olmaz.
Aynı duruma sen de düşebilirsin.
Gülü seven dikenine katlanır
Sevdiği kimseden ya da severek yaptığı işten gelecek
sıkıntılar insana batmaz.
Gün bugün
Yaşanan her gün, yapılmak istenilen iş için en uygun zamandır
ve günü değerlendirmek en büyük kazançtır.
Gün doğmadan neler doğar
Günlük sorunlar karşısında umutsuzluğa kapılmamak,
yarının daha iyi olabileceği inancını yitirmemek gerekir. Çünkü,
geleceğin neler getireceğini kimse bilemez.
Gündüzün mum yakan geceyle bulamaz
Gereksiz yere harcanan bir şeyin değeri, ona gerek
duyulunca anlaşılır.
Güne göre kürk giyinmek gerek
Toplumsal yaşama uyum sağlayabilmek, nerede,
nasıl davranacağını bilmekle olur.
Güneş balçıkla sıvanmaz
Herkesçe bilinen bir gerçeği gizlemeye,
yadsımaya çalışmanın hiçbir etkisi olmaz.
Güneş girmeyen eve doktor girer
İnsanı bir doktora muhtaç eden hastalıklara, gün
ışığından yoksun, sağlıksız koşullar neden olduğu gibi,
toplumsal hastalıklara da aydın düşünceyi yok etmeye çalışan,
karanlık kafalı gericiler neden olur.
Gün geçer, kin geçmez
Aradan ne kadar zaman geçse de birine karşı beslenen
öç alma duygusu azalmaz.
Gün güne uymaz
Günlük yaşamı oluşturan olaylar değişkendir. Genel anlamda
tekdüze gibi görünse bile, ayrıntılar, günleri birbirinen farklı kılar.
e.a. Her gün bir olmaz.
Gün varken davarını eve götür
İşin için en uygun zaman neyse onu boşa geçirme.
Gürültü istemeyen, kazancı dükkânına girmez
Her işin kendine özgü sorunları vardır. İş sahibi olmak isteyen
kimse, bunlara katlanmak zorundadır.
Güvenme dostuna, saman doldurur postuna
İnsana çoğu kez, en büyük kötülükler dost bildiği, yakın saydığı
kişilerden gelir. Bu nedenle, gerçek dostluklar kolay doğmaz.
e.a. İnanma dostuna, saman doldurur postuna.
Güvenme varlığa, düşersin darlığa
Bolluk savurganlığa neden olmamalıdır. Bu sadece
paraya pula değil, her konuya uyarlanabilir. Zaman, sağlık, saygı,
sevgi de gereken özen gösterilmezse, tükenir gider, aranır olur.
e.a. Varlığa güvenilmez.
Güzel bürünür, çirkin görünür
Güzel işler yapanlar bunu açıklamak, övünmek gereğini
duymazlar. Her fırsatta kendini göstermeye çalışanlar ise, yaptıkları
çirkinlikleri güzel göstermeye çabalayanlardır.
Güzele bakmak sevaptır
Güzellikten anlamak bile Yaratan katında
övgüye, ödüle yaraşır bir iş yapmaktır,
b.a. Güzeli güzel için, çirkini Allah için sevmeli.
Güzele kırk günde doyulur,
iyi huyluya kırk yılda doyulmaz
İçi güzel olana duyulan sevgi, dışı güzel olana duyulan
sevgiden daha uzun ömürlü, daha kalıcı olur.
Güzele ne yaraşmaz
Zaten güzel olanın güzelleşmek için ayrı bir çaba
göstermesi gerekmez. Nasıl davranırsa davransın,
ne giyerse giysin ona yakışır.
Güzeli güzel için, çirkini Allah için sevmeli
bkz. Güzele bakmak sevaptır.
Güzeli herkes sever
Her insan, güzel olanla olmayanı birbirinden ayırt edebilir.
Güzel kanda, kavga anda
Güzel bir şeye sahip olma isteği, insanları birbirine düşürür.
[Kanda: Kande, nasıl, nerede.]
Güzellerin talihi çirkin olur
İnsan, kendi güzelliğinin yanı sıra yaşamının da güzel olmasını
ister, ama genel kanıya göre, güzel olmak mutlu olmaya
yetmez. Mutluluk biraz da şans işidir.
Güzellik ondur, dokuzu dondur
Dış görünüme gösterilen özen, güzelliği daha da belirginleştirir.
[Don: Giyim kuşam, elbise.]