Baba Tatlısı

İ

İbadet de gizli, kabahat de
Tanrı buyruklarını yerine getirme kulun kendini ilgilendiren
 bir borcudur ve bu gösteriş olsun diye yapılmaz. Bu buyruklara
uymayana da umursamaz davranışlarda bulunmak yakışmaz.
 
İç güveysi iç ağrısı
Karısının ailesinin evinde oturan damadın, kendisini
konuk  gibi hissetmemesine özen göstermek ev halkı için
yorucu bir çabadır.
 
İki aslan bir posta sığmaz
Yönetimde, iki kişi söz geçirmeye kalkışırsa, uyum
sağlayamazlar, aralarında geçimsizlik baş gösterir ve bu çekişme,
işlerin düzenli yürümemesine neden olur.
e.a. İki at bir kazığa bağlanmaz.
b.a. İki baş bir kazanda kaynamaz.
 
İki at bir kazığa bağlanmaz
Kendi bildiğini yapmak, dilediği gibi davranmak isteyen
iki kişi, bir iş üzerinde anlaşamazlar, verimli çalışamazlar.
e.a. İki aslan bir posta sığmaz.
 
İki baş bir kazanda kaynamaz
Düşünceleri ve kişilikleri birbirine uymayan iki kimse,
bir araya gelemez. Birlikte yapılacak işlerde uzlaşamazlar.
b.a. İki aslan bir posta sığmaz.
 
İki cambaz bir ipte oynamaz
Yaptıkları işin hileli yanlarını, kurnazlıklarını bilen iki
kişiden biri, ötekinden kurtulmak, tek başına dilediği gibi
davranabilmek için bütün hünerini gösterir.
 
İki çıplak bir hamama yakışır
Evlenecek ya da ortaklık kuracak kişilerin ikisi de az çok
bir şeylere sahip değilse, bir birikimleri yoksa, ev ya da
iş yaşamları sıkıntı içinde geçer.
 
İki deliye bir uslu koymuşlar
Uyuşmazlığa düşen iki kişi arasındaki sorunlar, ya güvenilir
bir kimsenin, ya da yasaların göstereceği yolla çözümlenir.
 
İki dinle bir söyle
Anlatılanlar iyi sindirilmedikçe, yerinde yanıtlar verilemez.
O nedenle, bir tartışmada ya da söyleşide konuşmadan önce
dinlemeyi bilmek gerekir.
e.a. Allah insana bir ağız, iki kulak vermiş; bir söyleyip, iki
dinlemek için. Bin işit, bir söyle.
 
İki el bir baş içindir
Yeteneklerini, becerilerini ve gücünü iyi kullanmayı bilen
bir kimse, başkalarına muhtaç olmaz. 
 
İki emini bir yemin aralar
İşbirliği karşılıklı güven üzerine kurulur. İki kişiden birinin,
dürüstlüğünü kanıtlamak için yemin etmek gereğini duyması kuşku
yaratır ve aralarının açılmasına neden olur.
 
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur
Evlenmeye hazırlanan iki insan için önce sevgi gelir. Parayı,
malı kuracakları yuva için sorun etmezler, koşulları neyi
elveriyorsa onunla mutlu olmayı bilirler.
 
İki kanat, bir kuyruk; herkes başına buyruk
Ayakları biraz yere değen, söz dinlemez oluyor.
 
İki kardeş savaşmış, ebleh buna inanmış
Kardeşler arasındaki anlaşmazlık ne denli büyüse de
sürüp gitmez, onları birbirinden koparmaz. Bunun tersini
düşünmek budalalık olur.
 
İki karpuz bir koltuğa sığmaz
Bir kimse, özellikleri ayrı iki işi aynı anda yapmaya kalkarsa
sonuç üstünkörü olur.
 
İki kişi dinden olursa, bir kişi candan olur
Yalan yere yemin edeni ne Tanrı bağışlar, ne de yasalar.
Bunu umursamayan ve yalan ifade veren iki tanık, bir insanın
 ölüm cezasına çarptırılmasına bile neden olabilir.
 
İki ölç, bir biç
Önemli bir işe başlamadan önce, sonuçlarını iyice düşün
ve kararını ona göre ver.
 
İki testi tokuşunca biri elbet kırılır
Eşdeğerdeki iki gücün ya da düşüncenin çatışması, birinden
birinin yenilgisiyle sonuçlanır.
 
İki tımar bir yem yerine geçer
Sağlıklı yaşam için, düzenli bakım beslenme kadar önemlidir.
Bu öneri hizmet hayvanları ve araçlar için de geçerlidir.
 
İlk atan, avcıdır
bkz. İlk vuran, okçudur.
 
İlk vuran, okçudur
İşini iyi bilmekle kazanmayı bilmek ayrı şeylerdir. Amaç
kazanmak, başarıya ulaşmaksa, başkalarından önce
davranmak gerekir. e.a. İlk atan, avcıdır.
 
İmam evinden aş, ölü gözünden yaş
Olmayandan bir şeyler vermesini beklemek, boşuna
umutlanmaktır, yokki, ne versin?
 
İmam osurursa cemaat sıçar
Herkesten önce ülkeyi yönetenlerin halka iyi örnek olması,
üzerlerine gölge düşürecek davranışlardan sakınmaları gerekir.
Onlar yasalara uymazsa, halk daha büyük suçları işlemekten kaçınmaz.
 
İmece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu
Elbirliğiyle görülecek işlerde, yardımlaşmalarda ortamın
ya da koşulların uygun olup olmadığına bakılmaz.
 
İnanma dostuna, saman doldurur postuna
bkz. Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
 
İncir babadan, zeytin dededen
Bir işte verimlilik ve bilgi birikimi yılların deneyimiyle kazanılır.
Kimi işler babadan oğula, kimi işler de dededen toruna uzanan
süreç içinde kökleşir, verimli duruma gelir.
 
İneğin sarısı, toprağın karası
Yaptığı işten verimli sonuç almak isteyen herkes, o iş için
en elverişli gereci, en uygun koşulları arar. 
 
İnek gibi süt vermeyen, öküz gibi kutan sürer
İnce işlere aklı ermeyen, ağır koşullarda çalışmak zorunda kalır.
[Kutan: Büyük pulluk.]
 
İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar
İnsan, hastalıkların çoğuna ayaklarını üşüttüğü zaman yakalanır.
Atlar da böyledir, atın, toynak denilen tırnağı yoluyla kaptığı mikroplar
yaraya dönüşür, hareketini engeller.
 
İnsan beşer, kuldur şaşar
bkz. Hatasız kul olmaz.
 
İnsan çeşit çeşit, yer damar damar
Her düzeyde, insanların nitelik bakımından birbirinden farklı
olmaları gibi, toprağın katmanları da ayrı özellikler taşır.
 
İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde
Her insan, yaşamını sürdürecek olanakları doğup büyüdüğü yerde
bulamaz. Geçimini nerede sağlıyor, ekmeğini nerede kazanıyorsa,
orası onun yurdu sayılır.
 
İnsan eti ağırdır
Bir insan, sağlıklı da olsa, hasta, yatalak da olsa, ona hizmet
etmek, bakımını üstlenen kişiye ağır gelir.
 
İnsan göre göre, hayvan süre süre
İnsanlar birçok bilgiyi görsel yolla edinir. Hayvanlarsa işe, çifte
sürülerek çalışmaya alıştırılır.
 
İnsanın adı çıkmadansa canı çıkması hayırlıdır
bkz. Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın.
 
İnsanın alacası içinde, hayvanın alacası dışında
bkz. Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içinde.
 
İnsanın eti yenmez, derisi giyilmez;
tatlı dilinden başka nesi var
Sevilmek, saygı görmek isteyen bir insanın acı, kırıcı sözler
söylememeye özen göstermesi gerekir.
 
İnsanın kötüsü olmaz; meğerki züğürt ola
bkz. Adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.
 
İnsan ikrarından, hayvan yularından tutulur
bkz. İnsan sözünden, hayvan yularından tutulur.
[İkrar: Açıkça söyleme, kabul etme.]
 
İnsan insanın şeytanıdır
İnsanlar kötü düşüncelere, kötü niyetlere birbirlerine uyarak
ya da başkalarını örnek alarak kapılırlar.
e.a. Adam adamın şeytanıdır.
 
İnsan, kendini beğenmese çatlar
İnsan, başkalarını rahatça eleştirir de kendisi sözkonusu olunca,
yani sıra özeleştiriye gelince, bunu kolay kolay yapamaz.
Çünkü, kendi aklını herkesinkinden üstün görür ve beğenir.
 
İnsan kıymetini insan bilir
Bir insanın, başkaları hakkında değer biçebilmesi için, huy ve
ahlak yönünden önce kendisinin nitelikli olması gerekir.
 
İnsanoğlu çiğ süt emmiş
İnsanlardan tam bir doğruluk beklenmez. İyi, dürüst tanınan
bir kimse bile kendisinden umulmayan bir davranışta
bulunabili. Buna şaşmamak gerekir.
 
İnsan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa
Hayvanlar birbirlerini kokularından tanır. İnsanlarsa, yaptıkları
söyleşilerde birbirleri hakkında bilgi sahibi olurlar.
 
İnsan sözünden, hayvan yularından tutulur
Yularından tutulan bir hayvan nasıl kaçıp gidemezse,
insan da verdiği sözden kaçamaz, ona uymak zorundadır,
e.a. İnsan ikrarından, hayvan yularından tutulur.
 
İnsan, yedisinde neyse yetmişinde de odur
İnsanın huyları, kişiliği, özelliği yedi yaşına kadar biçimlenir
ve ömür boyu da değişmez.
e.a. Can çıkmayınca huy çıkmaz. Huy canın altındadır. Huylu
huyundan teneşirde vazgeçer. Huylu huyundan vazgeçmez.
Sütle giren huy, canla çıkar.
 
İp, inceldiği yerden kopar
Bir olay, bir durum en duyarlı, en zayıf, en çürük, en dayanıksız
yerinden patlak verir,
b.a. Gön yufka yerinden delinir.
 
İp, kırıldığı yerden ulanır
Bir aksaklık, bir bozukluk nerede belirmişse, düzeltmeye
oradan başlanır.
[Ulamak: Eklemek, katmak, ilâve etmek.]
 
İsin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar
Arkadaş seçmek çok önemlidir. Arkadaşlar birbirini etkiler. Kötü
ya da iyi alışkanlıklar kişiye, en yakın bildiği kimseden geçer.
e.a. İtle yatan bitle kalkar. Kkargayla gezen boka konar.
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan. Kişi refikından
azar. Körle yatan şaşı kalkar. Topalla gezen, aksamak öğrenir.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
[Mis: Misk. Asya dağlarında yaşayan bir tür erkek ceylânın
karın derisi altındaki bir bezden çıkarılan güzel kokulu madde.]
 
İslâmın şartı beş, altıncısı insaf demişler
Gerçek Müslüman bir kimse için, merhametli, vicdanlı, hak tanır
olmak, dince uyması gereken koşullar kadar önemlidir.
[Müslümanlığın beş koşulu: Kelimei şehadet, namaz, oruç, zekât, hac.]
 
İstediğini söyleyen, istemediğini işitir
Ağzından çıkanı kulağı duymayan, birine ağır sözler söyleyerek
hakaret eden, aynı karşılığı alır.
b.a. Kem söz, kalp akçe sahibinindir.
 
“İstemem” diyenden korkmalı
Kimi insan çekingen olur, isteklerini açıkça söyleyemez.
Oysa ne denli istekli olduğunu, kendince uygun bir ortam
bulduğu zaman belli eder.
b.a. Bir “yemem” diyenden kork, bir “oturmam” diyenden.
 
İstenmeyen aş, ya karın ağrıtır ya baş
bkz. Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş.
 
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü
Bir kimse birinden bir şey isterken utanır, sıkılır. Bunu bildiği halde o
isteği geri çevirenin daha çok utanç duyması gerekir. 
 
İş amana binince kavga uzamaz
Kavga edenlerden biri, önce direnirken, zor karşısında boyun eğer,
canının bağışlanmasını dilerse, daha onun üstüne gidilmez.
b.a. Kaçanı kovalamazlar, yıkılanı vurmazlar.
 
İş anlatılıncaya kadar baş elden gider
Bir olayda, haklıyı haksızı ayırt etmenin olanağı kalmamışsa,
olacak olur, taraflardan biri zararlı çıkar.
 
İş bilenin, kılıç kuşananın
Bir iş, birçok istekli arasında, nasıl o işi en iyi bilene
yaraşırsa, silâh da savaşmayı bilenin eline yakışır.
e.a. At binenin, kılıç kuşananın.
 
İşine hor bakan, boynuna torba takar
bkz. Sanatını hor gören, boynuna torba takar.
 
İşini kış tut da yaz çıkarsa bahtına
Bir işe, her olasılığı düşünerek, hesap ederek başlarsan,
karşılaşacağın güçlüklere kendini hazırlamış olursun.
 
İş, insanın aynasıdır
Bir kimsenin nasıl bir kişiliğe sahip olduğu, işine gösterdiği
özenden anlaşılır.
 
İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol
Bir davaya tanık oldun mu, beklemediğin anda mahkemeye çağrılır
işinden gücünden olursun. Kefil oldun mu, borçlu borcunu ödemez,
sana ödetirler.
 e.a. Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol.
 
İşkilli büzük dingilder
Herkesin bilmesini istemediği bir işi yapmış olan kişi,
sürekli kuşku, kuruntu içinde yaşar, herhangi bir sözden alınarak,
ayıbının ortaya çıkarılmak istendiğini sanır.
b.a. Yarası olan gocunur.
[İşkil: Kötü bir durumla karşılaşma sanısı.
Dingildemek: Korkmak, kuşkulanmak.]
 
İşleyen demir ışıldar
bkz. İşleyen demir pas tutmaz.
 
İşleyen demir pas tutmaz
Boş oturmak, çalışmaktan kaçınmak insanın yeteneklerini,
becerilerini köreltir. Oysa, parlak başarılar çalışmakla elde edilir.
 e.a. Akan su yosun tutmaz. İşleyen demir ışıldar.
Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
 
İş olacağına varır
Her işin belirli koşullar içinde bir gelişme süreci vardır. Başka
olasılıklar düşünüp kaygılanmak ya da umutlanmak sonucu değiştirmez.
 
İştah dişin dibindedir
Bir şeyin tadını almak, ona duyulan isteksizliği giderir.
 
İşten artmaz, dişten artar
Çok kazanmayı bilmek ayrı, eline geçeni harcamayı
 bilmek ayrı şeylerdir. Tutumluluk kazandığının
hepsini yememekle olur.
 
İt ağzını kemik tutar
Elindeki olanağı, başkalarını kötülemek, lekelemek, gerçek dışı
haberler yaymak için kullanan köpek ruhlu insanlar, kendilerine
bir çıkar sağlanmadıkça susmazlar.
 
İt işemekle deniz pis olmaz
Doğruluğu, temizliği herkesçe bilinen bir kimse, düzeysiz
kişilerin sataşmasıyla değerinden bir şey yitirmez.
b.a. Kalaylı bakır küflenmez.  Köpek sürünmekle
etek kesilmez.
 
İt derisinden post olmaz
Değersiz kişi ya da nesnelerin kullanıldığı işlerden nitelikli sonuç
alınamaz, yaptıkları da kendilerine benzer.
 
İti an, taşı eline al
bkz. An iti, kap sopayı.
 
İtin ahmağı baklavadan pay umar
Akılsız kişi, ilgisi olmayan işlerde kendisinin de hesaba
katılmasını bekler.
e.a. Köpeğin ahmağı baklavadan pay umar.
 
İtin duası kabul olsa, gökten kemik yağar
bkz. Köpeğin duası makbul olsaydı, gökten kemik yağardı,
e.a. Köpeğin duası makbul olsaydı, gökten kemik yağardı.
 
İtin ölümü gelirse cami duvarına işer
bkz. Eceli gelen köpek, cami duvarına işer.
 
İti, öldürene sürütürler
bkz. Köpeği öldürene sürütürler.
 
İt itin kuyruğuna basmaz
Aynı çıkar peşinde koşanlar birbirine zarar vermez.
 
İt iti suvatta bulur
Karanlık işler peşinde koşan, mayası bozuk kişiler,
kendilerine çıkar sağlayacakları yerleri bilirler.
[Suvat: Hayvan sulanacak yer.]
 
İt, kağnı gölgesinde yürür de
kendi gölgesi sanırmış
Destekle, yardımla, seçimle bir anlamda başkaları sayesinde
iş başına gelen sağgörüsüz kişiler, bunun kendi başarıları
olduğuna inanırlar
[Saye:Koruma, yardım, gölge.]
 
İtle çuvala girilmez
Utanmaz, sıkılmaz, terbiyesiz kişiler saldırgan olur, böyleleriyle
herhangi bir konuda tartışmaya girişmekten kaçınmak gerekir.
 
İtle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir
Şirret, huysuz, saldırgan bir kimseye lâf anlatmak zordur,
en iyisi ondan uzak durmaktır.
 b.a.İtle çuvala girilmez. e.a. Köpeğe dalanmaktan çalıyı
dolanmak yeğdir.
[Şirret: Geçimsiz, edepsiz, yaygaracı, kavgacı.]
 
İtle yatan, bitle kalkar
Kötü huy bulaşıcıdır. Düzeysiz bir kimseyle yakınlık kuran,
arkadaşlık eden kişi, giderek ona benzemeye başlar,
b.a. Körle yatan şaşı kalkar.
 
İt sürü para kazan
Toplum değerlerine, yasalara ters düşmemek koşuluyla hiçbir
iş ayıp değildir. Çalışmak kutsal bir görevdir, insan, geçimini sağlamak
için ne iş olsa yapabilir ve yapmalıdır.
 
İt ulur, birbirini bulur
Kötülük yapmaya niyetli olanları bir araya getirmek için,
içlerinden birinin önderlik etmesi yeter.
 
İt ürür, kervan yürür
Ülke, toplum ya da bir kurum için doğru, yerinde, yararlı hizmet
edene kimse engel olamaz, yolundan alıkoyamaz.
 
İven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz
Evlenme çağına gelen bir kızın, evleneceği erkeği seçerken acele
etmemesi gerekir. Rastgele bulacağı kocada mutluluğu bulamaz.
[İvmek: Acele etmek.]
 
İyi evlât babayı vezir, kötü evlât rezil eder
Çocukların yaptıkları herkesten önce aileyi etkiler.
O nedenle her anne baba, çocuklarından utanç değil, kıvanç
duyacakları bir insan olmalarını bekler.
b.a. Kkişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de.
 
İyi insan sözünün üstüne gelir
Bir insan hakkında iyi şeyler konuşulurken, gizleme gereği
duyulmaz, onun konuşmanın üzerine gelmesi bile iyiliğine yorulur.
k.a. An iti, kap sopayı. İti an, taşı eline al.
 
İyi iş altı ayda çıkar
bkz. Temiz iş altı ayda çıkar.
 
İyiliğe iyilik her kişinin kârı,
kötülüğe iyilik er kişinin kârı
Gördüğü iyiliğe iyilikle karşılık vermek doğal bir davranıştır.
Ama kötülük gördüğü kimseye iyilikte bulunabilmek, bir erdemdir.
b.a. Kötülük her kişinin kârı, iyilik er kişinin kârı.
 
İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı
Her ne kadar bir atasözümüz: “iyilik eden iyilik bulur” derse de,
insan çoğu kez en büyük kötülüğü iyilik ettiği kimseden görür.
Kimileriyse, yararlandığı şeylere bile kötü davranır,
e.a. İyiliğe “nereye gidiyorsun” demişler, “kötülüğe“ demiş.
 
İyiliğe “nereye gidiyorsun” demişler,
“kötülüğe” demiş
Yapılan iyilikleri çoğu kez kötülük bekler.
e.a. İyiliğe iyilik olsaydı, koca öküze bıçak olmazdı.
k.a. İyilik eden iyilik bulur.
 
İyilik eden iyilik bulur
İyi kalpli, sevecen kişiler, bir iyiliğini gördüğü kimseye karşı
kendisini borçlu hisseder, gerektiğinde o da ona iyilik ederek
ödeşmek ister. O nedenle iyilik karşılıksız kalmaz.
 
İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir
Kendisine iyilik yaptığın kişinin bunu bilip bilmemesi önemli
değildir. Önemli olan, değeri Tanrı katında bilinecek bir
davranışta bulunmuş olmandan duyacağın mutluluktur.
[Halik: Tanrı, Yaradan, yoktan var eden.]
 
İyilik et kele, övünsün ele
İyilik etmek bir insanı gönendirmektir. Sen yaptığın iyilikten
kimseye söz etmesen bile, o, senden kaynaklanan övüncünü
davranışlarıyla belli eder.
 
İyilik iki baştan olur
İki kişi arasındaki geçim, uyum, her ikisinin de istemesiyle
sağlanır.
 e.a. Muhabbet iki baştan olur.
 
İyi nasihat verilir, iyi ad verilmez
Kişi, başkalarından aldığı öğütlerle iyi nitelikler kazanabilir,
ama adını, ününü kendi çabasıyla kazanır.
 
İyi olacak hastanın, doktor ayağına gelir
Kötü bir durumun düzeleceği varsa, ona etken olacak
koşullar ya da fırsat, kendiliğinden belirir.