Baba Tatlısı

L

Lâfın azı, uzu: çobana verme kızı,
ya koyun güttürür ya kuzu
bkz. Çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu.
 
Lâf lâfı açar
Bir söyleşide taraflar, birbirlerinin söylediklerinden
esinlenerek, etkilenerek konuyu daha ayrıntılı biçimde
tartışırlar, görüşlerine yeni ufuklar açarlar.
b.a. Lâf lâfı açar, lâf da kutuyu.
 
Lâf lâfı açar, lâf da kutuyu
Söyleşi uzadıkça, asıl konudan uzaklaşılır, iş karşılıklı
ikramlaşmaya, birbiriyle ilintisi olmayan lâf kalabalığına
önüşmeye başlar.
b.a. Lâf lâfı açar.
 
Lâfla peynir gemisi yürümez
İş, yaparım, ederim demekle değil, eyleme geçmekle yapılır.
Lâfla peynir gemisi yürütenlere en güzel örnek politikacılardır.
b.a. Lâfla pilâv pişse, dağ kadar yağı benden.
e.a. Lâkırdıyla peynir gemisi yürümez.
 
Lâfla pilâv pişerse, dağ kadar yağı benden
Kuru kuruya konuşmakla işler bitirilseydi, en büyük konuşan,
en büyük işi başarırdı.
 
Lâf torbaya girmez
Bir söz ağızdan çıkmış ve de kulaktan kulağa yayılmışsa,
onu söylenmemiş saymak, saklamak, yadsımak olası değildir.
 
Lâkırdıyla peynir gemisi yürümez
bkz. Lâfla peynir gemisi yürümez.
 
Lâtife lâtif gerek
Bir insan şaka yaparken bile kabalaşmamaya özen
göstermelidir.
[Lâtife: Şaka. Lâtif: yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan.]
 
Leyleği kuştan mı sayarsın; yazın gelir, kışın gider
Sık sık fikir değiştiren, sözünde, kararında direnmeyen
kimseye güvenilmez.
 
Leyleğin ömrü laklakla geçer
Aylâk, boş gezen kişinin çenesi düşük olur, gevezelik
etmekten başka bir iş yapmaz.
 
 
 
Lodosun gözü yaşlı olur
Duygusal kişilerin gözünden yaş eksik olmaz. Tıpkı arkasından
yağmur beklenen lodos rüzgârı gibi.
 
Lokma çiğnenmeden yutulmaz
bkz. Çiğnenmeden yutulmaz.
 
Lokma karın doyurmaz, şefkat artırır
Dostluklar arasında ikramlaşma, armağanlaşma karın
doyurmak ya da parasal destek sağlamak için yapılmaz, amaç,
var olan sevgiyi korumak, daha da derinleştirmektir.
 

lacivert lacivert, renginin lacivertliği çok belirgin
laçkalaşa laçkalaşa, 1) gevşeyerek, bozularak; 2) herhangi bir düzen: iyi işlemez duruma gelerek
lafazan lafazan, geveze geveze
lahza lahza, her anıyla, bir an bile aksamadan
lakayt lakayt, ilgisiz, kayıtsız, aldırmaz, umursamaz bir biçimde
lanet lanet, ters, berbat, kötü bir biçimde
lanetlene lanetlene, terslenerek
lanetleye lanetleye, ilenerek, beddualar ederek
langır lungur, 1) metal bir nesnenin çıkardığı sese benzer biçimde; 2) dikkatsiz, savruk bir biçimde
lapa lapa, kar: yassı ve iri taneler durumunda
lap lap, kimi hayvanların su içerken çıkardıkları sesi anlatır
lastikli lastikli, söz, konuşma: türlü anlamlar verilebilen, değişik yönlere çekilebilen
laubali laubali, 1) saygısız, çekinmesi olmayan bir biçimde; 2) aşırı samimiyet göstererek, senli benli davranarak
leke leke, leke biçiminde
lekeli lekeli, üzerinde lekeler oluşmuş bir durumda
levha levha, levhalar durumunda
lezzetli lezzetli, 1) tadı çok güzel; 2) zevkli, haz dolu
lezzetsiz lezzetsiz, tatsız
lıkır lıkır, sıvılar bir kaptan akarken: lık lık diye ses çıkararak
lif lif, tel tel, ince ince
lime lime, parçalı durumda, yırtık
limoni limoni, 1) alınganlığını, beklenmedik bir zamanda öfkeleneceğini belli eder biçimde; 2) insan ilişkileri: bozukça olduğu anlaşılır bir biçimde
liste liste, listelerle, listeler durumunda
litre litre, litrelerle
loca loca, localara ayrılmış bir durumda
lojman lojman, birbirinden ayrı lojmanlar durumunda
lokma lokma, lokmalar durumunda
lokur lokur, lıkır lıkır
lop lop, iri parçalar durumunda
lopur lopur, yerken ya da yutarken: lopur sesi çıkararak; löpür löpür
loş loş, 1) yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan, yarı karanlık bir durumda; 2) az ışık vererek
löp löp, iri ve yumuşak
löpür löpür, yerken ya da yutarken: löpür sesi çıkararak; lopur lopur
lüle lüle, kıvrımlı, kıvrım kıvrım
lüzumlu lüzumsuz, gerekli gereksiz, yerli yersiz