Baba Tatlısı
Ş
Şahinle deve avlanmaz
Her iş, ona uygun yöntem ve araçla gerçekleştirilir. Dar
olanaklarla büyük amaçların peşinde koşulamaz.
Şahin küçüktür ama, koca turnayı havadan indirir
Kimi işler güçle değil, beceriyle, atik davranmakla başarılır.
Şakanın sonu, kakadır
Şakalaşmanın da bir sınırı, ölçüsü vardır, sınır aşıldığında,
ölçü kaçırıldığında kırıcı olmaya başlar.
Şapla şeker bir değil
Birbirine benzeyen şeyler, nitelikleriyle ayırt edilebilirler.
Şaraptan bozma sirke keskin olur
Sonradan yolunu şaşıran kişi, öteden beri azgınlığıyla
tanınanları bile geride bırakır.
“Şaşı çakır” demektense “kör” de, kurtul
Üstü kapalı lâflar etme, açık konuş, ne diyeceksen de.
Şaşkın misafir, ev sahibini ağırlar
Aklı ya da görgüsü kıt kişi ne yapacağını, nerede nasıl
davranacağını düşünemez. Kendine düşeni bırakır,
başkalarının işini yapmaya kalkışır,
e.a. Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar
Ne yapacağını tam bilmeyen kişi, işe tersinden başlar.
Şeriatın kestiği parmak acımaz
Yasalara karşı gelen bir kişi, göreceği cezaya katlanmak
zorundadır.
[Şeriat: İslâm hukuku.]
Şeyh uçmaz, müridi uçurur
Değersiz bir kimsenin, kendini üstün görmesine, adam
yerine sayılmasına çevresindeki çıkarcılar neden olur.
Şeytan adamı kandırır ama, suyunu ısıtıvermez
Şeytan, uykuda azdırdığı kişiyi, gusül yapmak zorunda bırakacağını
düşünmez, yapacağını yapar, gider. İnsanlar da böyledir,
kandırıp zor duruma düşürdükleri kişinin bir daha yanına uğramaz,
onu kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakırlar.
[Gusül: Cinsel ilişkiden sonra yıkanma, boy abdesti.]
Şeytanın dostluğu darağacına kadardır
Kötü arkadaş, işler ters gitmeye başlayınca insanı yarı yolda
bırakır, kendini kurtarmaya bakar.
Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar
Düzenci kişinin yaptığı işler, ona ortak olanı da sorumlu
duruma düşürür.
b.a. Şeytanla ortak buğday eken, samanını alır.
Şeytanla ortak buğday eken, samanını alır
Ortağın düzenci kişiyse o işten hayır umma, bir şey kazanamazsın.
b.a. Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçedir
Paran varsa işini görürsün. Sesi benzese, onun gibi "şık şık" etse de,
hiçbir şey paranın yerini tutamaz.
[Nalça: Ayakkabıların altına çakılan demir.]
Şimşek çakmadan gök gürlemez
Büyük bir olayın patlayacağı, önceden sezilen küçük
belirtilerden anlaşılır.
Şöhret, afettir
Herkesin tanıdığı kişilerin özel yaşamları sürekli izlenir.
Nereye gitseler gözler onların üzerindedir. Diledikleri gibi
davranamazlar. Bu aşırı ilgi onları rahatsız eder.
[Afet: Buradaki anlamı, çok kötü.]
Şubatın arpası, martın sıpası
Ürünlerin niteliğini koşulların uygun olması sağlar.