Baba Tatlısı

T

Tabağa sorarsan dünyada fena koku olmaz
Kişi, yaptığı işten rahatsızlık duymaz.
[Tabak: Dericilikte tabaklama işini yapan, sepici.]
 
Tabak, sevdiği deriyi yerden yere çarpar
Kişi, önemsediği, değer verdiği kimseye ilgi gösterir. Onu
daha iyi yetişmeye zorlar. Kimi zaman gösterdiği sert
davranışlar, onun iyiliği içindir.
 
Tabanca, tabanlıca adamın elinde gerek
Tehlikeli olan tabansız yani korkak adamın elindeki silahtır.
Çünkü bu gibiler güçlerini taşıdıkları silâhtan alırlar.
En küçük bir tartışmayı kanlı olaya dönüştürürler.
 
Tabancanın dolusu bir kişiyi korkutur,
boşu kırk kişiyi
O eskidendi. Ağızdan dolma tabanca vursa vursa bir kişi
vuracağından, geriye kalanlar paçayı kurtarmış olurdu. Boşu ise
dolu olabileceğini düşünenleeri korkuturdu. Bu sözü söyleyen atamız,
şimdiki tabancaları görse ne der acaba!
 
Talihsiz hacıyı, deve üstünde yılan sokar
bkz. Onmadık hacıyı, deve üstünde yılan sokar.
 
Tamah olmasa, müflis acından ölür
bkz. Tamah varken, müflis acından ölmez.
 
Tamah varken, müflis acından ölmez
Açgözlü kişi, her şeyini yitirmiş de olsa, küçük kazançlarla
yetinmek yerine, büyük kazançları düşleyerek yaşar.
 e.a. Tamah olmasa, müflis acından ölür.
[Tamah: Aşırı istek, hırs, açgözlülük. Müflis: iflâs etmiş,
bir işte bütün parasını batırmış.]
 
Tan yeri ağarınca, hırsızın gözü kararır
Karanlık işler çeviren kişi, çıkar sağladığı ortam ya da koşullar
değişince, ne yapacağını şaşırır.
 
Tarhuncuya tarhun satılmaz
bkz.Ttereciye tere satılmaz.
[Tarhun: Nane, roka, tere gibi yemeklerde kullanılan ıtırlı bir bitki.]
 
Tarla çayırda, bağ bayırda
bkz. Bağ bayırda, tarla çayırda.
 
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz
İşiyle ilgilenmeyen kişinin, geçim derdinden yakınmaya
hakkı yoktur.
 
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın
Bir iş yeri, o işe elverişli çevrede kurulursa ve de ulaşımı
kolay olursa, daha verimli çalışır. Hesapsızca, politik
gösteriş uğruna temelleri atılan, sonra da çürümeye terk edilen
fabrikalar, bu atasözünün en güzel kanıtıdır.
 
Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün başlısı
Bir şeyin nitelikli olduğunu anlayabilmek için onu
benzerlerinden ayıran özellikleri bilmek gerekir.
b.a. Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.
 
Tarlayı düz al, kadını kız al
İleride sorunlarla karşılaşmak istemiyorsan,
bir şeyi alırken gözünü aç.
 
Tarlayı koçan zaptetmez, saban zapteder
İş yerini verimli çalıştıramıyorsan, ona sahip olmanın
ne değeri var.
[Koçan: Buradaki anlamı, tapu senedi.]
 
Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden
Taşlık yerin tarlası verimli olur. Kardeşlerine günlük
işlerinde hizmet ederek yetişen bir kız da ev yönetiminde
deneyim, beceri kazanmış olur.
b.a. Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün başlısı.
 
Taşa çıkan keçinin, ağaca çıkan oğlağı olur
bkz. Ağaca çıkan keçinin, dala bakan oğlağı olur.
 
Taş altında olmasın da, dağ ardında olsun
bkz. Sağ olsun da, dağ ardında olsun.
 
Taş, düştüğü yerde ağırdır
bkz. Taş, yerinde ağırdır.
 
Taşıma suyla değirmen dönmez
Özkaynakları güçlü ve sürekli olmayan işler yürümez,
e.a. Dökme suyla değirmen dönmez.
 
Taşkafalıyla yarışa girme,
yarılmasan da yorulursun
Sözden anlamayan, kafasının dikine gidenle konuşmak,
boşa çaba harcamaktır,
b.a. Taşlarsan deliyi, başına kapla çeliği.
 
Taşkınlığın sonu şaşkınlıktır
Sonuçta “ne yaptım ben” dememek için, hiçbir konuda
aşırılığa gitmemek gerekir.
 
 
Taşlarsan deliyi, başına kapla çeliği
bkz. Taşkafalıyla yarışa girme, yarılmasan da yorulursun.
 
Taş ne kadar ıslanırsa, deli o kadar uslanır
bkz. Demir ıslanmaz, deli uslanmaz.
 
Taş taş üstüne olur, ev ev üstüne olmaz
bkz. Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.
 
Taş, yerinde ağırdır
İnsanı en iyi yakın çevresi tanır. Hele sevilen, sayılan bir
kişiyse sözü de dinlenir.
 e.a. Taş, düştüğü yerde ağırdır.
 
Tatarın, kılavuza ihtiyacı yoktur
İşini, yolunu bilene başkalarının yardım etmesine,
akıl vermesine gerek kalmaz.
[Tatar: Posta sürücüsü.]
 
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
Ağır ve acı sözler söyleyen bir kimsenin aynı karşılığı
alması gibi, sevgiyle söylenmiş, kırıcı olmayan sözler de iyi
karşılık bulur. En kötü insanı bile uysallaştırır, yola getirir.
k.a. Acı söz insanı dininden çıkarır.
 
Tatlı söz, can azığı; acı söz, baş kazığı
bkz. Acı söz, insanı dininden çıkarır.
 
Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur
Kendini yaşamın zevkli yanlarına kaptıran kişi, aklı başına
geldiğinde yaptıklarının acısını çekse de iş işten geçmiş olur.
 
Tatlı ye, tatlı söyle
İnsan olana, hoşa gitmeyecek davranışlardan kaçınmak,
kendisine de çevresine de yaşamı zehir etmemek yaraşır.
Bunu başarabilen kişi, herkesin beğenisini kazanır.
 
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin
Temelinden bozuk, niteliksiz bir şeyin ayrıntılarıyla
uğraşmak nasıl etkili olamaz, ona bir değer katamazsa,
kafası işlemeyen bir kişiye de ne söylerseniz söyleyin etkili
olamazsınız, onu değiştiremezsiniz.
 
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış
Sizi önemsemeyen kişiye darılmakla onun ilgisini
çekemezsiniz.
 
Tavşan dağda, suyu ateşte
Başına bir şey gelmeyeceğini sanan kişi, kendisi için
tasarlanan kötülükleri bilse, böyle düşünmez.
 
Tavşan demiş: “inişte etimi,
yokuşta götümü yerler”
Yakalamak istediğini zor duruma düşürmedikçe, ya da
onun zorlanacağı durumu bilmedikçe, ele geçiremezsin.
 
Tavuk ada, kaz kes; oyalama tez kes
Verdiğin sözü kesinti, kısıntı yapmadan ve de zamanı
uzatmadan, bir an önce yerine getir.
[Adamak: Bir dileğin gerçekleşmesi için kurban kesmek.]
 
Tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır
bkz. tTavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış
 
Tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış
Kendisinden güçlü ya da varlıklıyla boyölçüşmeye kalkışan,
zor duruma düşer.
e.a. Tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır.
 
Tay, at oluncaya kadar sahibi mat olur
Bir şeyin yetişmesi, gelişmesi uzun zaman alır. Bunu
üstlenen kişinin özen göstermesi, özveride bulunmayı
göze alması gerekir.
 
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur
Herkes üzerine düşeni yapar, yetkilerini aşmazsa, işler
yolunda yürür. Tersi olursa, çıkacak sorunlardan bilen de
bilmeyen de zarar görür.
 
tay yetişmedikçe ata paha biçilmez
İş gören bir şeyin yerine yenisi alınmadığı sürece,
eskisinin değeri ölçülemez.
 
Taze bardağın suyu soğuk olur
Küçük ya da büyük, edinilen yeni bir şey, kazanılan yeni
bir dostluk, insanı mutlu eder.
[Bardak: Bazı bölgelerde toprak testiye verilen ad.]
 
Tebdili mekânda ferahlık var
Her günkü yaşamını sürdürecek de olsa, yer ya da çevre
değiştirmek insanın usandığı, bıkkınlık duyduğu
tekdüzelikten kurtulmasını, içinin rahatlamasını sağlar.
[Tebdili mekân: Yer ya da çevre değiştirme.]
 
Tek elin nesi var, iki elin sesi var
bkz.Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
 
Tek kanatla kuş uçmaz
bkz. Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
 
 
Tekkeyi bekleyen, çorbayı içer
Bir işte, sıkıntıları, güçlükleri özveriyle göğüslemeyi
bilen bir kimse için en büyük ödül, ulaşacağı başarıdır.
 
Tembele dediler: “kapını ört”, dedi: “yel eser örter”
Üşengeç kişi, en kolay işi bile yapmaktan kaçınır,
bekler ki biri yapsın.
 
Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin
Üşengeç, kendisinden istenen işi yapmamak için önce
türlü nedenler ileriye sürer, bunda başarılı olamayınca, bu kez de
işine geldiği biçimde yapmanın yollarını önermeye başlar.
e.a. Nasihat istersen, tembele iş buyur.
 
Temiz iş altı ayda çıkar
Ele alınan bir işin niteliği, gerekli zamanı ona ayırmakla
sağlanır. Bir an önce bitmesine çalışılan işlerden iyi sonuç alınmaz.
 
Temsilde hata olmaz
bkz. Teşbihte hata olmaz.
[Temsil: Buradaki anlamı, örnek.]
 
Tencere demiş: “dibim altın”,
kaşık demiş: “ben neredeyim
bkz. Tencere demiş: “dibim altın”, kepçe demiş: “girdim, gördüm”
 
Tencere demiş: “dibim altın”,
kepçe demiş: “girdim, gördüm”
Övünmeye kalkışan kişi, kendisini tanıyanlar, içyüzünü
bilenler karşısında gülünç duruma düşer.
e.a. Çömlek demiş: “dibim altın”, kaşık demiş: “girdim, çıktım”
Tencere demiş: “dibim altın”, kaşık demiş: “ben neredeyim“
 
Terazi tartıyla, her şey vaktiyle
bkz. Terazi var, tartı var; her bir şeyin vakti var.
 
Terazi var, tartı var; her bir şeyin vakti var
Bir işten en iyi sonucu alabilmek için, ölçüsünü ve zamanını
tam ayarlayarak yapmak gerekir.
e.a. Terazi tartıyla, her şey vaktiyle.
 
Tereciye tere satılmaz
Bir işi iyi bilene, o işin nasıl yapılacağı hakkında akıl
vermeye kalkışılmaz.
e.a. Tarhuncuya tarhun satılmaz.
 
Terzi, kendi söküğünü dikemez
Kişi, başkalarına hizmet etmekten, uzmanlık alanını kendi
yararına kullanacak zamanı bulamaz
e.a. Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.
 
Terzinin işi kötü, ayıbını örten ütü
Kişi, olumsuz yanlarını gizlemeyi bilir.
 
Terziye: “dinlen” demişler, ayağa kalkmış
Bir durumun "yorucu" ya da "rahat" olması işine göre
değişir. Hep oturarak çalışan bir kimseye, ayağa kalkıp,
yürümek; hep ayakta çalışana da oturmak dinlendirici gelir.
 
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de
Suyun testiyle taşındığı günler söylenmiş olan bu sözün
vurgulamaya çalıştığı boşvermişlik, bugün de her alanda kendini
belli ediyor. Oysa, işini doğru dürüst yapanla yüzüne gözüne
bulaştıran arasında bir fark gözetilmezse, o toplumun iki yakası
bir araya gelir mi?
e.a. Suyu getiren de bir, testiyi kıran da.
 
Teşbihte hata olmaz
Konuşma sırasında, anlatıma etki katmak amacıyla söz
gelişi verilen örnekten ya da benzetmeden alınmamak, bunu
saygısızca bir davranış olarak değerlendirmemek gerekir.
e.a. Temsilde hata olmaz.
[Teşbih: Benzeti, benzetme.]
 
Tevekkelin gemisi batmaz
Görevini eksiksiz yerine getirsen de gereken tüm önlemleri
alsan da, yazgıya inanmadıkça için rahat etmez. 
e.a. Tevekküllünün eşeğini kurt yemez.
[Tevekkel: Her şeyi oluruna bırakan.]
 
Tevekküllünün eşeğini kurt yemez
bkz. Tevekkelin gemisi batmaz.
[Tevekkül: Yazgıya boyun eğme.]
 
Teyze, ana yarısıdır
Kız kardeşler, birbirlerinin çocuklarını kendi çocuklarından
ayrı tutmazlar, aynı şefkâti, sevgiyi onlara da gösterirler.
 
Tırnağın varsa başını kaşı
Kendi kendine yeterli olamayacaksan, hiç işe kalkışma.
e.a. Kimseden kimseye hayır yok.
 
Tilkinin gezip geleceği yer, kürkçü dükkânıdır
Tilkinin, derisini kürk olmaktan kurtaramadığı gibi,
geçici heveslere kapılan kişi de sonunda alışkanlıklarına
dönmek zorunda kalır.
 
Tilki, tilkiliğini bildirinceye kadar post elden gider
Bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik
şey kalmaz.
 
Tilkiye: “tavuk kebabı yer misin” demişler,
“adamın güleceğini getiriyorsunuz” demiş
Bir kimseye en düşkün olduğunu, en sevdiğini bildiğiniz
bir şeyi isteyip istemediğini sorarsanız, kendisiyle alay
ettiğinizi sanır.
b.a. Hastaya döşek sorulmaz.
 
Tok, acın halinden anlamaz
Aynı koşullara katlanmadıkça, aynı sıkıntıları çekmedikçe,
karşındaki kişinin ne durumda olduğunu anlayamazsın,
e.a. Var, ne bilsin yok halinden.
 
Tok ağırlaması güçtür
Varlığa, sevgiye, üne doymuş bir kişide, yeni beklentiler
yaratabilmek zor bir iştir.
 
Tokken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar
Paraya, mala mülke doymamak, ölümcül bir hastalıkla
eşdeğerdedir.
 
Topalla gezen, aksamak öğrenir
bkz. İsin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar.
 
Top otu beylikten olunca, güllesi Bağdat’a gider
Yararlandığı gereçi bedava elde eden ve bol bol kullananla
 yarışılmaz.
 [Top otu: Topu ateşlemekte kullanılan patlayıcı; barut.
 Beylik: Devlet malı.]
 
Toprağı işleyen, ekmeği dişler
Çalışan, aç kalmaz.
 
Tutulmayan hırsız, beyden aziz
 bkz. Tutulmayan uğru, beyden doğru.
 
Tutulmayan hırsız, beyden büyüktür
bkz. Tutulmayan uğru, beyden doğru.
 
Tutulmayan uğru, beyden doğru
Yasadışı işler yapanlar, yakalanıp yargılanmadıkça, suçlu
 oldukları kanıtlanmadıkça, yasalara saygılılar arasında
adam yerine geçer, hatta dürüstlük dersi vermeye bile
kalkışabilirler.
 e.a. Tutulmayan hırsız, beyden aziz. Tutulmayan hırsız
beyden büyüktür.
 
Tuz ekmek hakkını bilmeyen, kör olur
Halk arasında yaygın bir inanca göre: ekmeğini yediği,
iyiliğini gördüğü kimseye karşı nankörlük yapanı, hayınca
davrananı Tanrı cezalandırır, dünyayı ona zindan eder. 
 
Tüccar züğürtleyince, geçmiş defterleri yoklar
bkz. Müflis bezirgân, eski defterlerini karıştırır.
 
Türk’e bir selâm ver, gerisini düşünme
Türkler insancıldır, tanıştıkları kimseyle çabuk kaynaşırlar.
 
Türk karır, kılıcı karımaz
Türkler yaşlansalar da savaşmaktan yılmazlar.
[Karımak: İhtiyarlamak.]
 
Türk’ün aklı sonradan gelir
Bu, bir özeleştiridir ve de doğrudur. Bizler bir olay
karşısında genellikle çabuk karar veremeyiz, en doğru olanı
bulup uyguladığımız zaman da çoğu kez iş işten geçmiş olur.
e.a. Türk’ün aklı ya kaçarken, ya sıçarken.
 
Türk’ün aklı ya kaçarken, ya sıçarken
bkz. Türk’ün aklı sonradan gelir.
 
Türk’ün gözü aldadır
Yurt ve bayrak sevgisi Türklerin en belirgin özelliğidir.
Al bayrağının uğruna ölmekten, al kanını akıtmaktan kaçınmaz.
o nedenle, Türkler için askerlik, en kutsal görev, şehitlik
alınabilecek en değerli ödüldür.
 
Tüy güzelliği, hamamdan eve;
huy güzelliği, Urum’dan Şam’a
bkz. Yüz güzelliği, hamamdan eve; öz güzelliği,
Urum’dan Şam’a.