Baba Tatlısı
V
Vakıf tarla kimseye mülk olmaz
Kamu yararına kurulan ve ayırım gözetmeksizin herkese
eşit hizmet sunan bir kuruma, kimse sahiplenemez,
kendi çıkarına araç edemez.
Vakit, nakittir
Çalışıp kazanmayı bilen için en önemli dayanak, en büyük
güvence zamandır. Akıp giden zamanı geri döndürmenin olanağı
yoktur. O nedenle boş geçirilmiş bir dakika bile yitirilmiş parayla
eşdeğerdedir.
[Nakit: Para.]
Vakitsiz açan gül, çabuk solar
Bilgi ve becerisi tam gelişmemiş kişi, kalkışacağı işte
başarılı olamaz.
vakitsiz öten horozun, başını keserler
söyleyeceklerin doğru ve gerçek de olsa, yersiz ve zamansız konuşursan yanlış anlaşılır, suçlu duruma düşersin.
Vardığın yer körse, bir gözünü kapa
Aralarına katıldığın toplulukla ya da çevrendekilerle iyi
geçinmek istiyorsan, bir dereceye kadar da olsa onlarla uyum
sağlamaya çalış.
b.a. Vardığın yer körse, kırp; topalsa, sek.
Zaman sana uymazsa, sen zamana uy.
Vardığın yer körse, kırp; topalsa, sek
bkz. Vardığın yer körse, bir gözünü kapa.
Var eli titremez
Kesesi zengin bir kimsenin eğer gönlü de zenginse, hayırlı
işlere katkıda bulunmaktan kaçınmaz.
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi
Cömertlik, varlıkla olur. Darlık çeken, zar zor geçinen bir
kimseden aynı davranışı beklemek haksızlıktır.
[Kerem: Buradaki anlamı, el açıklığı.]
Varını veren, utanmamış
Bir isteği yerine getirebilmek, bir hayır işine katkıda
bulunabilmek, olanaklarla sınırlıdır. Kendisinden isteneni
veren bir kimseyi az ya da çok, iyi ya da kötü şey verdi
diye eleştirmemek gerekir.
Varışına gelişim, tarhana aşına bulgur aşım
Sen bana ne kadar değer verir, yakınlık gösterirsen,
benden de o ölçüde karşılığını alırsın.
Varlığa güvenilmez
bkz. Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
Var, ne bilsin yok halinden
bkz. Tok, acın halinden anlamaz.
Varsa hünerin, baş üstünde yerin
bkz. Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin,
var, her yerde yerin.
Varsa hünerin, var her yerde yerin;
yoksa hünerin, var, her yerde yerin
Elinden iş gelen, bir becerisi olan, çalışmaktan kaçınmayan
kişi, nereye gitse ilgi, yakınlık görür, kendine bir yer edinir.
Yeteneksizliği, beceriksizliği yüzünden horlanan kişinin ise,
durumuna üzülmekten başka elinden bir şey gelmez,
e.a. Varsa hünerin, baş üstünde yerin.
[Yerinmek: Acınmak, üzülmek.]
Varsa pulun, herkes kulun;
yoksa pulun, dardır yolun
Paran yoksa kimse yüzüne bakmaz, işini gördürecek adam
bulamazsın. Bir de paralı olduğu anlamasınlar, sana kul köle olur,
bir dediğini iki etmezler.
e.a. Paran varsa, cümle âlem kulun,
paran yoksa, tımarhane yolun.
Var, varlatır; yok, söyletir
Var, yeni varlıklar edinmenin; yok, sorunlara yeni sorunlar
eklemenin yolunu açar.
Vasiyet ölüm getirmez
"Akla gelen, başa gelir" sözünün etkisinde kalan çoğu
kimse, olası bir üzücü durumu düşünmek ve önlem almak
istemez, uğursuzluk sayar;. Bu inanç öylesine yaygındır ki, çoğu
insan malını, canını, aracını sigorta ettirmekten bile kaçınır.
Oysa, "düşünülen şey günün birinde gerçekleşir" diye bir kural
olmadığı gibi, gelecek için alınan her önlem, bir güvencedir.
Verdin mi doyur, vurdun mu duyur
bkz. Verirsen doyur, vurursan duyur.
Veren el, alandan üstündür
bkz. Veren eli herkes öper.
Veren eli herkes öper
Eli açık, yardımsever olmak, insana saygınlık kazandırır.
b.a. Veren el, alandan üstündür. Veren eli kimse kesmez.
Veren eli kimse kesmez
Çevresine iyiliği dokunana, yardım etmekten kaçınmayana,
kimseden bir zarar gelmez.
b.a. Veren eli herkes öper.
Veresiye içen, iki kere şarhoş olur
bkz. Borca şarap içen, iki kez sarhoş olur.
e.a. Veresiye şarap içen, iki kere sarhoş olur.
Veresiye şarap içen, iki kere sarhoş olur
bkz. Borca şarap içen, iki kez sarhoş olur.
Verip pişman olacağına, verme de pişman ol
bkz. Verip pişman olmaktan, vermeyip düşman olmak
yeğdir.
Verip pişman olmaktan,
vermeyip düşman olmak yeğdir
Ödünç alanla veren arasındaki kırgınlıklar çoğu kez alınanın
geri gelmemesinden doğar. Böyle bir durumla karşılaşıp param
ya da malım geri gelmediği için bozuşacağıma, üstelik bir de
kötü kişi olacağıma, isteği daha baştan geri çevirir, zarara
uğramadan bozuşmayı göze alırım, olur biter.
e.a. Verip pişman olacağına, verme de pişman ol.
[Yeğ: Daha iyi, daha uygun.]
Verirsen doyur, vurursan duyur
Yardım da etsen, kavga da etsen hakkını ver, yapacağını
tam yap, yaptığına değsin.
e.a. Verdin mi doyur, vurdun mu duyur. Vurduğunu öldür,
yedirdiğini doyur.
Verirsen veresiye, batarsın karasuya
Veresiye verdikleri için iflâs edenler başkalarına örnek
olmuş anlaşılan ki, şimdi herkes işi sağlam tutuyor. Üstelik
çoğu kuruluş, taksitli satışlarla ayakta duruyor
e.a. Verme malın veresiye, gidersin batasıya. b.a. Ver varını ellere,
vur kıçını yerlere.
[Karasu: Buradaki anlamı, batak, çamur.]
Verme malın veresiye, gidersin batasıya
bkz. Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut
Tanrı neyi kısmet etmişse onunla yetinmekten başka
kulların elinden ne gelir.
Ver varını ellere, vur kıçını yerlere
bkz. Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Ver yiğidi yiğide, Mevlâ rızkın getire
İki genç birbirlerini, içinde bulundukları sorunları
önemsemeden seviyor ve evlenmek istiyorsa, onlara engel
olmaya çalışma. Paradan, maldan yana sorunlar çıkarıp
onları zora koşma. Tanrı yardımcıları olur, aç kalmazlar,
bırak, yuvalarını kursunlar.
Ver yiyeyim, ört uyuyayım; gözle, canım çıkmasın
Başkalarının sırtından geçinmeye alışmış kişi, en yaşamsal
sorunlarının bile çözümünde kendisine hizmet edecek
birini arar.
Vurduğunu öldür, yedirdiğini doyur
bkz. Verirsen doyur, vurursan duyur.
Vücudunu kirden, ağzını küfürden,
kalbini kibirden koru
Bir insana, her yönüyle temiz olmak yaraşır.
Vücut kocar, gönül kocamaz
bkz. Er kocar, gönül kocamaz.