Baba Tatlısı

Y

Yabancı koyun kenara yatar
Bir topluluğa yeni katılan kimseyi, çevresi hemen aralarına
almaz. O yüzden bir süre yabancılık çeker, onlardan uzak durur.
e.a. Yabancı kuşun başı kanadı altında olur.
 
Yabancı kuşun başı kanadı altında olur
bkz. Yabancı koyun kenara yatar.
 
Yad elde beylik sürmeden,
yurtta züğürt gezme yeğdir
Gurbete düşmüş bir insan, ne denli varlık içinde bir
yaşam sürüyor da olsa, doğup büyüdüğü yeri arar.
[Yad eller: Baba bucağından uzak yerler, gurbet.]
 
Ya evlât bir, ya ocak kör
Bir baba ocağını tüttürmek, yaşatmak geriye kalacak
çocukların görevidir. Bu görevi bir tek hayırlı evlât bile
yerine getirebilir. Ne varki çok çocuklu ailelerde baba
öldükten sonra anlaşmazlıklar çıkar. O nedenle geriye
birbirine düşman kardeşler bırakmaktansa hiç çocuk
sahibi olmamak daha iyidir.
[Ocak: Buradaki anlamı, ev, aile, soy. Kör: Buradaki anlamı,
çocuksuz aile.]
 
Yağına kıymayan, çöreğini yoz yer
Yaptığı işin gereğini yerine getirmeyen, sonuca katlanır.
[Yoz. Buradaki anlamı yavan.]
 
Yağırı olan gocunur
bkz. Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur.
b.a. Yarası olan gocunur.
[Yağır: Buradaki anlamı kel.]
 
Yağla yavşan, sirkeyle tavşan
Yeterli zamanı ayırmaktan, bol gereç kullanmaktan
kaçınılmadıktan sonra, en elverişsiz koşullarda bile
iyi sonuç alınır.
[Yavşan: Sıracagillerden bir bitki.]
 
Yağmurda, düşmanın koyunu; dostun atı satılsın
Eşit koşullardan kimi olumlu, kimi de olumsuz etkilenir.
Tıpkı yağmurda yünü ıslanan koyunun sünepeleşmesi,
atın daha çevikleşmesi gibi.
 
Yağmur yağsa, kış değil mi;
kişi halini bilse, hoş değil mi
Her konuda, özellikler ve nitelikler olduğu gibi gösterilmeli,
kişi durumuna uygun davranışlarda bulunmalıdır.
 
Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın
Çoğunluğun yararlanacağı bir şeyden, azınlıkta olanlar
zarar görecek diye vazgeçilemez.
 
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur
Bir kimsenin kendisine yasa dışı yollarla çıkar sağladığı,
çalıp çırptığı, yaşama düzeyindeki değişimden anlaşılır.
 
Yakın dost hayırsız hısımdan yeğdir
Kendisinden ilgi ve iyilik gördüğümüz komşu ya da
dostlarımız, hiçbir yararı dokunmayan hısımlarımızdan,
akrabalarımızdan bize daha yakındır.
e.a. Hayırlı komşu hayırsız akrabadan iyidir.
 
Yalancı kim; işittiğini söyleyen
Kişi, duyduğu bir şeyi, doğru olup olmadığını düşünmeden
başkalarına anlatırsa, söyledikleri ağızdan ağıza yayılırken
daha da değişir ve sonuçta yalancı durumuna düşer.
 
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış
Doğru sözlü olmadığı bilinen bir kişi, günün birinde
başı sıkışıp çevresinden yardım dilese bile kimse onu
ciddiye almaz.
 
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar
Bir kimsenin yalan söylediği, sıra kanıtlamaya gelince
anlaşılır: “Hani mumun vardı, hava karardı işte, niçin
yakmıyorsun.?”
 
Yalnız kalanı kurt yer
bkz. Sürüden ayrılanı kurt kapar.
 
Yalnızlık Allah’a mahsustur
İnsan, toplumsal ilişkilerden yoksun kalamaz, varlığını
tek başına sürdüremez.
 
Yalnız öküz çifte koşulmaz
İki kişinin yapması gereken bir iş, tek kişiye yüklenemez.
 
Yalnız taş, duvar olmaz
bkz. Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
 
Yaman komşu, yaman avrat, yaman at;
birinden göç, birin boşa, birin sat
Yaşamı kendine zehir etmek istemiyorsan şu üç öğüdü
uygula: Komşun geçimsizse oradan uzaklaş. Karın dik
başlıysa bırak gitsin. Atın huysuzsa sat gitsin.
 
Yanık yerin otu, tez biter
En derin acıların bile etkisi uzun sürmez, kapanır gider.
 
Yanlış hesap Bağdat’tan döner
Kişi, yanlış yolda olduğunu anladığında direnmemeli,
dönüp, doğru yolu bulmaya çalışmalıdır.
b.a. Haklı söz, haksızı Bağdat’tan çevirir.
 
Yanmış harmanın öşrü alınmaz
Uğradığı zarar sonucu yok olan şeyden kimseye pay düşmez.
[Öşür: Eskiden tarım ürünlerinden onda bir oranında ürün
olarak alınmış olan vergi.]
 
Yanşağın anasını sağır beller
Gevezenin hakkından gelmek istiyorsan, söylediklerine
kulak asma, bırak boşa konuşsun.
[Yanşak: Yersiz ve çok konuşan.]
 
Yapı taşı, yapıdan kalmaz
bkz. Delikli taş, yerde kalmaz.
 
Yara, sıcakken sarılır
Bir sorun çözümlenecekse, geç kalmadan el atılmalıdır.
 
Yarası olan gocunur
bkz. Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur.
 
Yâr beni ansın bir kozla, o da çürük çıksın
bkz. An beni bir kozla, o da çürük çıksın.
 
Yarım elma, gönül alma
bkz. An beni bir kozla, o da çürük çıksın.
 
Yarım hekim candan eder,
yarım hoca dinden eder
İşini tam bilmediği halde, bilirmiş gibi ortaya atılan,
uzmanlık taslayan kişilerin, insanlara da topluma da
yarar yerine zararları dokunur.
 
Yarınki kazdan bugünkü tavuk yeğdir
bkz. Bugünkü tavuk, yarınki kazdan iyidir.
 
Yar, yıkıldığı gün tozar
İnsana inanılmaz gelen sarsıcı olaylar, patlak verdikleri
anda büyük tepki yaratır, daha sonraysa önemini yitirir,
unutulur gider, çünkü yerini daha beteri alır.
 
Yaş ağaca balta vuran el, onmaz
 bkz. Yaş kesen, baş keser.
 
Yaşa yaşa, gör temaşa
İnsan ömrü iyi kötü olaylar yaşayarak ya da başkalarının
yaşadıklarını seyrederek geçer.
 
Yaşı, at pazarında sorarlar
İnsanın değeri yaşıyla değil, bilgisi, becerisi, yeteneği,
özetle kafa yapısıyla ölçülür. Sadece hizmet hayvanlarına
alınıp satılırken yaşlarına göre değer biçilir.
e.a. Akıl, yaşta değil baştadır.
 
Yaşı yüz olsun, başı biz olsun
Yeterki kafa dengi olalım, yaşın önemi yok.
 
Yaş kesen, baş keser
Ağaç, doğanın insanlara sunduğu en değerli armağandır.
Aklı başında olan herkesin yeşili korumak temel görevi
olmalıdır. Bir ağaca kıymakla bir insanın canına kıymak
 arasında bir fark yoktur.
e.a. Baş kes, yaş kesme.
b.a. Yaş ağaca balta vuran el, onmaz.
 
Yaş yetmiş, iş bitmiş
Bu, emekçiler için geçerli bir atasözüdür. Yetmiş yaşına
gelmiş bir işçinin bedence ve kafaca yararlı olamayacağı
savunulur. Oysa patronlar ve politikacılar için yaş sınırı
yoktur. Onlar ölene değin işin ya da ülkenin başından
gitmek bilmezler.
 
Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir
Soylulukla üretkenlik ayrı şeylerdir. Aralarında bir seçim
yapmak gerekse, sıradan ama, çalışkan bir insan, soylu,
güçlü olup da tembel tembel oturana tercih edilir.
e.a. Yatar kurttan, yeler tilki iyidir.
 
Yatanın, yürüyene borcu var
Üretken olmayanlar, yararlandıkları her şey için üretenlere
borçludur.
b.a. Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.
 
Yatan ölmez, eceli yeten ölür
bkz. Hasta yatan ölmez, eceli yeten ölür.
 
Yatan ölmez, yeten ölür
 bkz. Hasta yatan ölmez, eceli yeten ölür.
 
Yatar kurttan, yeler tilki yeğdir
bkz. Yatan aslandan, gezen tilki yeğdir.
 
Yatsının faziletini güveyden sormalı
Her gün yinelenen ve çoğunluk için önemli sayılmayan
durumlar, kimileri için özel bir önem taşır. Tıpkı yatsının
güvey olanlar için taşıdığı önem gibi (eskiden güvey,
düğün gecesi yatsı namazından sonra gelinle bir araya gelirdi).
[Fazilet:Eerdem. Buradaki anlamı, üstün yan, yüksek değer.]
 
Yavaş atın çiftesi pek olur
Yumuşak başlılar sabırlı kimselerdir, olur olmaz şeye
kızmazlar ama, bir de sabırları taşar, öfkelenirlerse en sert
biçimde tepki gösterirler.
e.a. Yumuşak huylu atın tekmesi yavuz olur.
 
Yavaş kaynayan aşın dibi tutmaz
Ilımlı yaklaşıldığında, sorunlar daha kolay çözümlenir.
 
Yavaş tükürüğün sakala zararı var
Bir kimse, karşılaştığı bir duruma gereken sertlikte
tepki göstermeyip yumuşak davranmakla kendine zarar
vermiş olur.
 
Yavru kuş, yuvada gördüğünü yapar
Aile içinde edinilen görgü, eğitimin temelidir.
 
Yavuz at, yemini; yavuz it, ününü artırır
Çalışan, verilen görevi başarıyla yerine getiren kişi,
bunun karşılığını bol bol alır. İşten kaçınan kişininse adı,
işe yaramazlar arasında anılır.
e.a. Yürük at, yemini artırır.
 
Yavuz hırsız, ev sahibini bastırır
Kimileri hem suçlu hem güçlü olmayı iyi bilir. Böyleleri
zarar verdikleri kişiyi edepsizlik ederek, işi şarlatanlığa
vurarak sindirir, susturur, hatta suçlu bile çıkarırlar.
 
Yay gibi eğri olsam, elde tutarlar beni;
ok gibi doğru olsam, yabana atarlar beni
Beceriksiz, niteliksiz, düzenci kişiler, her zaman el üstünde
tutulur. Çünkü onlar yaltaklanarak gerçek kimliklerini
gizlemenin bir yolunu bulurlar. İşini iyi yapan, kendine
güvenen kişilerse, oldukları gibi görünmekten, düşündüklerini
söylemekten çekinmedikleri için, sevilmezler,
e.a. Yıl uğursuzun.
 
Yayı, atıcısına vermeli
Ülkenin yönetimine, bunu başarıyla yerine getirebilecek
olanlar seçilmelidir.
 
Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı
Çocuktu, onca emekle büyüttük, yetiştirdik, bugünlere
getirdik, şimdi bizi küçümsüyor.
 
Yaz diye yola çıkarsan, kışı göze al
Kalkıştığın işin hep başlangıçtaki gibi yolunda
gitmeyeceğini, sorunların doğabileceğini de hesaba kat.
 
Yaz gününün yağışı, iki dostun dövüşü
bkz. Yaz gününün yağışı, karıkocanın dövüşü.
 
Yaz gününün yağışı, karı kocanın dövüşü
Birbirini tanıyan, bir arada yaşayan iki insan, kimi zaman
bozuşsalar da bu yaz yağmuruna benzer, gelip geçer,
e.a. Yaz gününün yağışı, iki dostun dövüşü.
 
Yazın araması, kışın taraması olmasa
herkes besler mandayı
Kimi değerlere sahip olabilmek göründüğü kadar kolay
değildir. Koşulların yarattığı sıkıntılara katlanmadan,
özveriyle uğraşmadan, sadece öykünmek, özenmek ya da
imrenmekle hiçbir şey elde edilemez.
 
Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer
bkz. Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar.
 
Yazın çalışan, kışın gülüşür
bkz. Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaylar.
 
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş
Kendini yaşamın zevkli yanlarına kaptırıp geleceği
düşünmeyeni zor günler bekler.
 
Yazın gölge kovan, kışın karın ovar
bkz. Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
 
Yazın sıcakta terleyen, kışın soğukta üşümez
bkz. Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar.
 
Yazın yorulmayan, kışın kurulmaz
 bkz. Ağustosta beyni kaynayanın, zemheride kazanı kaynar.
 
Yaz yalan, kış gerçek
Her olaya aynı açıdan bakarak değerlendiremeyiz. Önem
vermeden geçilecek olanla üzerinde önemle durulacak olanı
birbirinden ayırt etmeyi bilmemiz gerekir.
 
Yedi adım yolun, bir yudum suyun hakkı vardır
İki insanın tanışıp kaynaşması ve aralarında bir dostluk bağı
oluşması için için özel bir kurala, yönteme gerek yoktur.
En kısa yolculuk, en küçük ikram bile bu yakınlığı sağlayabilir.
 
Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır
Delişmen, havai yaradılışlı olanlar hiçbir yerde tutunamazlar.
Ağırbaşlı olanlarıy ise kimse yerinden oynatamaz.
[Yeğni: Ağır olmayan, hafif, ciddî olmayan.]
 
Yel gibi gelen, sel gibi gider
bkz. Haydan gelen, huya gider.
 
Yel, kayadan ne koparır
Değerli kişiler ve kalıcı hizmetler, değersizlerin sataşma
ya da karalamalarından etkilenmez.
 
Yemeğin iyisi, hazırıdır
Kurulu sofraya buyur edilmek varken, mutfakta uğraşmayı kim
ister. Bir şeyi emek vermeden elde etmek, bir anlamda hazıra
konmak her insanın işine gelir.
 
Yemeyenin malını yerler
Cimri yaradılışlı olanlar, paralarından, mallarından
yararlanmayı bilmezler, onların harcamaya kıyamadıkları
paraların tadını ya karşı koyamadıkları kişiler, ya da
öldükten sonra mirasçıları çıkarır.
 
Yemişsiz ağaca taş atmazlar
bkz. Meyveli ağacı taşlarlar.
 
Yengeçe: “niçin yan yan gidersin” demişler;
“serde kabadayılık var” demiş
Bir kimse işini kendine özgü bir yöntem uygulayarak
yapıyor ve de olumlu sonuç alıyorsa, onun bu davranışını
eleştirmeye kimin ne hakkı olabilir!
 
Yenice eleğim, seni nerelere asayım
Yeni alınan bir şey, günlük işlerde kullanılacak sıradan
bir gereç de olsa, hemen eskimemesi için özen gösterilir.
 
Yeni dosttan vefa gelmez
Dostlukların pekişip güçlenmesi, karşılıklı bağlılığa
dönüşebilmesi için aradan belirli bir sürenin geçmesi gerekir.
Bu yakınlık bir de doğdu mu kolay kolay bozulmaz. 
b.a. Eski dost düşman olmaz.
 
Yenik pehlivan, güreşten bıkmaz
Başarılı olmak için hırslı olmak yetmez, yaptığın işi iyi
bilmek de gerekir.
e.a. Yenik pehlivan, oyuna doymaz.
 
Yenik pehlivan, oyuna doymaz
bkz. Yenik pehlivan, güreşten bıkmaz.
 
Yerdeki yüze basılmaz
İşlediği kabahatten utanıp özür dileyen kimseyi affetmek,
yaptığını yüzüne vurmamak gerekir.
 
 
yerde yatan yumurta, gökte uçan kuş olur
bkz. Yerdiğin oğlan, yer tutar.
 
Yerdiğin oğlan, yer tutar
Çocuk, bugününe sevgi, yarınına saygı duyulması gereken
bir varlıktır. Şimdi eleştirdiğin, yeteneksiz, beceriksiz, belki de
güçsüz diye nitelendirdiğin, küçük gördüğün çocuk, zamanla
büyür, gelişir, bilgisini, görgüsünü artırır ve toplum içinde saygın
bir yer kazanır, yükselir.
e.a. Yerde yatan yumurta, gökte uçan kuş olur.
[Yermek: Kötülemek, beğenmemek.]
 
Yerine düşmeyen gelin, yerine yerine;
boyuna düşmeyen esvap, sürüne sürüne eskir
Uyumsuzluk, insanı üzer, nesneleriyse yıpratır.
[Yerinmek: Acınmak, pişman olmak. Esvap: Giysi, giyecek, elbise.]
 
Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir
Yapacağı işi önceden kestiremeyip sık sık karar değiştirmek
insanı yorar. Çünkü, verilen ve vazgeçilen her karar, yeni
bir umudu da yok eder.
[Urba: Giysi.]
 
Yerin kulağı var
İki kişinin gizlice yaptıkları konuşmadan, sanki o an bulundukları
yer duymuş da başkalarına yaymış gibi, bir süre
sonra umulmadık kimselerin haberi olduğu anlaşılır.
 
Yersen kap açık, yemezsen kapı açık
Anlayışlı ol ve kararını ona göre ver.
 
Yetişemediğin köyün alt tarafına yat
Kalkıştığın işi gerektiği biçimde başaramıyorsan, kendini
boşuna zorlama, yapabildiğin kadarıyla yetin.
 
Yıkılan ağaca balta vuran çok olur
Kendini koruyamayacak duruma düşene saldırmak kolaydır.
 
Yılana, yumuşak diye el sunma
Sessiz, uysal görünen herkese güvenme. Böyle biriyle
yakınlık kurarken dikkatli ol. İnsanın başına ne gelirse,
zararsız, tehlikesiz sandığı şeylerden gelir.
b.a. Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar, ya çıyan.
 
Yılanın başı küçükken ezilir
İleride büyüyüp tehlikeli boyutlara ulaşacağı belli olan
sorunlar daha başta çözümlenmeli, yok edilmelidir.
 
Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter
Yasadışı işler çevirenler, toplum düzenini korumakla görevli
güçlerin varlığını bile içlerine sindiremezler.
 
Yılan sokan uyumuş, aç kalan uyumamış
Yoksulluk, açlık acıların en dayanılmazıdır. Bu nedenle,
gelir dağılımındaki dengesizlik, bir toplum için en öldürücü
zehirden daha tehlikelidir.
 
Yılın eksiğini nisan getirir,
nisanın eksiğini yıl getirmez
En verimli zaman, en uygun zamandır. Tarımcılar için
nisan ayı çok önemlidir. Hava koşulları uygun bir nisan,
bütün bir yılın olumsuz etkilerini giderir, tam verim alınır.
Ama bunun tersi olur da nisan uygun koşullarda geçmezse,
verilen emeklerin karşılığı alınamaz.
 
Yıl uğursuzun
Bu atasözünü kim, hangi yıl söylemiş bilinmez, ama
bilinen o ki, o zamandan bu zamana değişen bir şey yok.
Bugün de arsız, yüzsüz kişiler el üstünde tutuluyorlar ve
işlerini, ağırbaşlı, dürüst kimselerden daha iyi yürütüyorlar.
e.a. Yay gibi eğri olsam, elde tutarlar beni; ok gibi doğru
olsam, yabana atarlar beni.
 
Yırtıcı kuşun ömrü az olur
bkz. Alıcı kuşun ömrü az olur.
 
Yiğidim yiğit olsun da, yerim çalı dibi olsun
bkz. Erim er olsun da, yerim çalı dibi olsun.
 
Yiğidin malı meydandadır
Eli açık, cömert, dürüst kimsenin gizlisi, saklısı olmaz.
 
Yiğidin sözü, demirin kertiği
Mert adamın ağzından çıkan söz, demire kazınmış çentik
gibi kalıcı olur, dediğini yapar, sözünden dönmez.
 
Yiğit, arkasından vurulmaz
Eğer mertsen, karşına aldığın kişinin de en az senin kadar
mert olduğunu düşün, ne söyleyeceksen yüzüne karşı söyle.
Ona savunmasını yapamayacağı bir durumda saldırmaya
kalkışma, yüzyüze dövüş.
 
Yiğit başından devlet ırak değildir
İyi yetiştirilmiş, geleceğe güçlü hazırlanmış bir gencin,
hak ettiği konuma ulaşması çok sürmez.
[Devlet: Buradaki anlamı mutluluk, talih.]
 
Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer
Her insanın karşısına ömrü boyunca bir kez de olsa,
yaşamını olumlu yönde etkileyecek bir fırsat çıkar,
bunu kaçırmamak gerekir.
 
Yiğit ekmeğiyle yiğit beslenir
Seni korumalarını, kollamalarını istediğin kimselerle aynı
nitelikleri taşımıyorsan, onların yanında barınamazsın.
 
Yiğit, lâkabıyla anılır
Eğer bir kimse iyi yönleriyle ün yapmışsa, herkesten sevgi
ve saygı görüyorsa, ona yakıştırılan ad çirkin de olsa,
kişiliğine gölge düşürmez.
[Lâkap: Bir kimseye kendi adından ayrı olarak, sonradan
yakıştırılan ya da takılan ad.]
 
Yiğit, meydanda belli olur
Bir kimse gerçekten becerikliyse, bunu sözleriyle değil,
yaptığı işi gözler önüne sererek kanıtlar.
 
Yiğit yarasına, yiğit katlanır
Bir saldırıyı göğüsleyebilmek için, saldıranla eşit güçte
olmak gerekir.
 
Yiğit yiğide at bağışlar
Aynı amaç doğrultusunda yürüyenler,birbirleri için her tür
özveriyi gösterirler. Gerektiğinde en değerli varlıklarını bile
birbirlerinin yararına sunarak yardımlaşmaktan kaçınmazlar.
 
Yiyen bilmez, doğrayan bilir
bkz. Soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir.
 
Yoğun incelene kadar, ince üzülür
bkz. Kalın incelene kadar, ince üzülür.
 
“Yoğurdum ekşidir” diyen olmaz
bkz. Kimse, “ayranım ekşi” demez.
 
Yok büyümez, arık büyür
Hiç olmamakla az olmak ayrı şeylerdir. Az, zamanla büyür,
çoğalır, ama hiç olmayandan ne beklenir ki.
[Arık: Zayıf.]
 
Yoksul, âlâ ata binse, selâm almaz
Geçici bir süre de olsa, hak etmediği konuma gelen
sıradan kişi, çevresindekilere davranışlarıyla görgüsüzlüğünü
belli eder.
e.a. Yoksul, ata binse, selâm almaz.
[Yoksul. Buradaki anlamı istenilen nitelikte ve özellikte
olmayan, yetersiz.]
 
Yoksul, ata binse, selâm almaz
bkz. yoksul, âlâ ata binse, selâm almaz.
 
 
 
Yoktan, yonga çıkmaz
Varlığı olmayan kime yardım edebilir. Bilgisi olmayan
kime ne öğretebilir.
b.a. İmam evinden aş, ölü gözünden yaş çıkmaz.
 
Yol bilen, kervana katılmaz
İşini tek başına yapabilen, başkalarından yardım beklemez.
 
Yol bilenle yürüyen, yorulmaz
bkz. Yoldan giden, yorulmaz.
 
Yolcu yolunda gerek
Bir işe başlamaya karar veren kişi, şu ya da bu nedenle
oyalanmamalı, ne yapacaksa bir an önce yapmaya koyulmalıdır.
 
Yoldan giden, yorulmaz
Bir işi yöntemine, kuralına uygun biçimde yapan kişi,
karşılaşacağı güçlükleri kolayca aşar.
e.a. Yol bilenle yürüyen, yorulmaz. Yolla giden, yorulmaz.
 
Yoldan kal, yoldaştan kalma
Birlikte iş yapacağın kişinin sana bir katkısı olmayacaksa,
uyum içinde çalışacağın kişiyi bulmadan işe koyulma.
 
Yolla giden, yorulmaz
bkz. Yoldan giden, yorulmaz.
 
Yol, sormakla bulunur
bkz. Sora sora Bağdat bulunur.
 
Yol, yürümekle; borç, ödemekle tükenir
bkz. Borç, vermekle; yol, yürümekle tükenir.
 
Yorgun eşeğin, “çüş” canına minnet
Çalışan için dinlenme fırsatı nasıl doğarsa doğsun,
sevindirici bir durumdur.
 
Yörük, ata binince bey oldum sanır
bkz. Yoksul, âlâ ata binse, selâm almaz.
 
Yularsız ata binilmez
Başarısız olmayı içine sindiremeyen, adının lekelenmesini
 istemeyen kişi, belirli bir yasası, kuralı, düzeni olmayan
işin başına geçmez.
b.a. Yularsız deve yedilmez.
 
Yularsız deve yedilmez
Başına buyruk olmaya alışmış kişiyi yönetmek zordur
b.a. Yularsız ata binilmez.
[Yedilmek: Yedeğe alınarak götürülmek.]
 
Yumurtada kıl bitmez
Elverişsiz koşul ya da ortamdan verim sağlanmaz.
 
Yumurtadan çıkan, yine yumurta çıkarır
Her canlı, soyunun özelliklerini taşır.
b.a. Soydur çeker, boktur kokar.
 
Yumurtlayan tavuk, bağırgan olur
Başarılı işler yapan kişi, bunu herkesin duymasını ister.
 
Yumuşak huylu atın tekmesi yavuz olur
bkz. Yavaş atın çiftesi pek olur.
 
Yurdun otlusundan kutlusu yeğdir
Yaşadığı yer istediği kadar verimli olsun, insan orada
önce huzur arar.
 
Yuvarlanan taş, yosun tutmaz
Sürekli yer ve iş değiştiren kararsız kişi, bir varlık edinemez.
b.a. İşleyen demir pas tutmaz.
 
Yuvayı, dişi kuş yapar
bkz. Yuvayı yapan, dişi kuştur.
 
Yuvayı yapan, dişi kuştur
Bir evin huzurunu, düzenini, mutluluğunu sağlamak
kadının elindedir.
e.a. Yuvayı, dişi kuş yapar.
 
Yük altında eşek anırmaz
Ağır bir görev üstlenmiş olan kişi, birtakım istekler,
zevkler, hevesler peşinde koşmaya zaman bulamaz.
e.a. Yük altında eşek zırlamaz. Yüklü eşek anırmaz.
 
Yük altında, eşek kalır
İnsan olana, gördüğü bir iyiliği, yardımı, desteği, ilgiyi
karşılıksız bırakmamak yaraşır.
 
Yük altında eşek zırlamaz
bkz. yük altında eşek anırmaz.
 
Yüklü eşek anırmaz
bkz. Yük altında eşek anırmaz.
 
Yürük ata kamçı olmaz
İşini zamanında ve istenen biçimde yapmayı bilen kişiyi
zorlamak gerekmez.
[Yürük: Buradaki anlamı, çok ve çabuk yürüyen, iyi yol alan,
hızlı giden.]
 
Yürük ata paha olmaz
Bir insan için, işini gereken zamanda ve gerektiği biçimde
yapıyor olmak, değeri ölçülemeyecek bir niteliktir.
 
Yürük at, yemini artırır
Bir işte üstün çaba gösterenler, o ölçüde karşılık görürler.
e.a. Yavuz at, yemini; yavuz it, ününü artırır.
 
Yürük tazıyı tilki sevmez
Kurnaz, akıllıyla boy ölçüşemez.
 
Yüz güzelliği, hamamdan eve;
öz güzelliği, Urum’dan Şam’a
Bir insana güzel yaratılmış olmakla değil, yaratılışındaki
güzelliklerle ünlenmek, anılmak yaraşır.
e.a. Tüy güzelliği, hamamdan eve; huy güzelliği,
Urum’dan Şam’a.
 
Yüzü güzel olanın, huyu güzel olur
Bir insanın içinden geçenler yüzünden okunur. İyi kalpli
olanlar çevresine sevecen, güler yüzle bakarlar. Kalplerinde
kötülük yatanlar bu duygularını yüzlerindeki çirkinlikle
dışa vururlar. 
 
Yüz verme, arsız olur; az verme, hırsız olur
bkz. Çok söyleme, arsız edersin; aç bırakma, hırsız edersin.
 
Yüz yüzden utanır
Kişinin, bir istekte bulunacağı kimseye başkasını
yollamak yerine, doğrudan kendisinin gidip görüşmesi,
daha etkili olur.