Dil Haşlama
I
ıcığı cıcığı: içi dışı, hepsi
ıcığını cıcığını çıkarmak: 1) bir şeyin incelenmemiş, elden geçirilmemiş hiçbir yerini bırakmamak, içini, dışını didik didik etmek, 2) bir konuyu en küçük ayrıntılarına kadar inceleyip eleştirmek, e.a. iciğini ciciğini çıkarmak; cıcığını çıkarmak
ıcığını cıcığını sormak: bir kimsenin soyunu sopunu, huyunu suyunu iyice öğrenmek için araştırmak
ıkına sıkına: 1) büyük güç harcayarak, kendini zorlayarak, 2) çekinerek, sıkılarak, e.a. ıklaya sıklaya
ıkınıp sıkınmak: bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak
ıklaya sıklaya: bk. ıkına sıkına
ıklım tıklım: alabildiğinden de çok, ağzına kadar dolu, çok kalabalık
ılgım salgım: belli belirsiz
ırgat pazarına döndürmek (bir yeri): karışık ve dağınık bir duruma getirmek
ırz düşmanı: cinsel zevki için her türlü yasa ve töreleri çiğnemekten çekinmeyen kimse
ırzına geçmek: 1) zor kullanarak birini kendi cinsel zevkine araç etmek, 2) bir şeyin özgün yapısını bozmak, berbat etmek, e.a. ırzını bozmak
ırzını bozmak: bk. ırzına geçmek
ısı dam: hamam
ısı ot: biber
ısıtıp ısıtıp önüne koymak: daha önce geçmiş bir olayı, bir işi, ileri sürülmüş bir düşünceyi yineleyip durmak, bir daha bir daha anlatmak
ıska geçmek: atlamak, önem vermemek, üzerinde durmamak
ıskartaya çıkarmak: işe yaramadığı için ayırıp bir yana koymak
ıskartaya çıkmak: değersiz sayılarak bir yana atılmak
ıslak karga: 1) çok ıslanmış, 2) çok korkak, çekingen, a.
ıspazmoza tutulmak: aşırı derecede titremeye başlamak
ıstakoz gibi yanmak: güneşte çok kalmak, teni çok kırmızılaşmak
ışığı altında (bir durum ya da düşüncenin): konuyu aydınlatmasından yararlanarak, onu göz önünde tutarak
ışık tutmak: 1) bir yeri aydınlatmak, 2) düşüncesiyle konuyu aydınlatmak, yol gösterici düşünceler söylemek
ızbandut gibi: çok iri, cüsseli