İkilemeler

A

abana abana, dayanarak, yaslanarak, çullanarak
abarta abarta, abartılı biçimde anlatarak
abdestli abdestli, abdesti bozulmamış
abuk sabuk, konuşmak: saçma sapan; tutarsız söz söylemek
abur cubur, yemek: yararı, sırası, tadı gözetilmeksizin yenilen şeyler
acayip acayip, şaşılacak, yadırganacak bir biçimde
acele acele, hızlı; çabuk çabuk
acemi acemi, beceriksizce, toyca
acı acı, 1) acı olarak; acı veren, acı duyuran biçimde; 2) kırıcı, üzücü, dokunaklı olarak
acı tatlı, iyi kötü
acındıra acındıra, acımasına yol açacak bir biçimde
acıta acıta, 1) acı vererek; 2) ağrı ve sızı duymasına neden olarak
âciz âciz, 1) güçsüzlükle; 2) beceriksizlikle
aç aç, aç olarak
aç açına, bir şey yemeden, aç aç
açık açık, gizlisi, saklısı olmaksızın, içtenlikle
açık saçık, toplum yargısına ters düşecek derecede çıplak ya da örtüsüz
açık seçik, anlaşılmayacak yanı olmayacak biçimde, çok belirgin
açıktan açığa, açıkça, herkesin anlayacağı biçimde
açıla saçıla, örtünmeye gerek duymadan
açılıp saçılmak (kadın için), 1) çok açık saçık giyinir olmak; 2) ölçüsüz davranışlarda bulunmaya başlamak
adım adım, ağır ağır, yavaş yavaş
adımlaya adımlaya, 1) adımla ölçerek; 2) adım adım dolaşarak
adıyla sanıyla, bilinen ün ve niteliğiyle
adlı adınca, adlı adıyla
adlı adıyla, herkesin bildiği, tanıdığı biçimde
adlı sanlı, ünlü
afacan afacan, çocuk: zeki ve yaramaz olduğunu belli eder biçimde
afal afal, şaşkın, şaşırmış bir biçimde
afili afili, kurumlu, cakalı, çalımlı
afra tafra, kurum, caka, çalım
afralı tafralı, kurumlu, cakalı, çalımlı bir biçimde
afur tafur, kurum, caka, çalım
ağara ağara, giderek aklaşarak, solarak
ağdalı ağdalı, 1) ağdalanmış durumda; 2) güç anlaşılır bir biçimde; 3) karmaşık
ağır ağır, telaşsız, acele etmeden
ağız ağıza, vermek: birbirine sokulup, başkaları işitmeyecek biçimde konuşmak
ağızdan ağıza, yayılmak: herkes birbirine söyleyerek işitmeyen kalmamak
ağlaşa ağlaşa, sızlanarak
ağlaya ağlaya, gözyaşları dökerek, ağlayarak
ağrılı sızılı, acılar içinde
ah ah, söyleyiş biçimine ve yerine göre: öfke, özlem, pişmanlık, beğeni, sevgi gibi duyguları yansıtır
ahenkli ahenkli, 1) uyumlu, düzenli bir biçimde; 2) eğlenceli bir biçimde
aheste beste, yavaştan, ağırdan
ahım şahım, bir şey değil: sıradan; beğenilecek, değer verilecek bir yanı yok
ah ile vah ile, kimi zaman pişmanlık duyarak, kimi zaman acınıp yakınarak
ahmak ahmak, budalaca, aptalca
akça pakça, (kadın için) beyaz tenli, güzel
akçıl akçıl, rengini atmış, ağarmış, akçıllaşmış
akıllı akıllı, aklını kullanarak
akıllı uslu, dengeli
akın akın, ardı arkası kesilmeyen kalabalık kümeler durumunda
akıta akıta, döke saça, özen göstermeden, dikkatsizce
aklana paklana, temizlenerek
aklaya paklaya, temizleyerek
ak pak, 1) tertemiz; 2) saçı sakalı ağarmış
aksata aksata, işi gereği gibi yürütemeyerek
aksaya aksaya, 1) hafifçe topallayarak; 2) iyi işlemeyen, aksayan bir biçimde
aksettire aksettire, duyurarak
aksıra tıksıra, aksırıp hapşırarak
aksırıklı tıksırıklı, yaşlı, hastalıklı
aksi aksi, olumsuz, uyumsuz bir biçimde
aksilene aksilene, zıtlaşarak
aksileşe aksileşe, huysuzluk ederek, inatlaşarak
akşam akşam, akşamın şu dar zamanında
akşama sabaha, neredeyse, kısa bir zaman içinde, pek yakında
akşamdan akşama, her akşam yinelenen biçimde
aktara aktara, aktararak 
alaca bulaca, çok karışık ve birbiriyle uyumsuz renkli
alacalı bulacalı, alaca bulaca renkli, rengârenk
alacak verecek, alışveriş ilişkisi
alan talan, etmek: altüst etmek, dağıtmak, yağmalamak; olmak: her biri bir yana dağılmak
alavere dalavere, yalanla dolanla iş
görmek
alay alay, kalabalık, pek çok
alaycı alaycı, alay edeci, küçümseyici bir biçimde
alay malay, hep birden
alaz alaz, 1) alev alev;2) dalga dalga, yol yol, yer yer; 3) alaca bulaca
alçala alçala, 1) inerek; 2) değeri azalarak
aldana aldana, yanılarak
aldata aldata, yanıltarak
alev alev, 1) alevli olarak, 2) vücut ısısının artması sonucu kızarmış olarak
alıcı verici, bağışladığını geri alan
alık alık, aptalca, budalaca, şaşkın şaşkın
alık salık, budala; aptalca
alımlı alımlı, kurumlu, gururlu bir biçimde
alımlı çalımlı, gösterişli, güzel
alım satım, alışveriş
alıngan alıngan, gücendiğini belli eder bir biçimde
alışa alışa, zamanla öğrenerek, alışkanlık kazanarak
alıştıra alıştıra, öğrenmesine, alışmasına yardımcı olarak
alış veriş, alım satım; alışveriş
allah allah!, can sıkıntısı ya da şaşma anlatan bir ünlem
allak bullak, altüst olmuş, karmakarışık
allamak pullamak, süslemek
allayıp pullamak, allamak pullamak
allem kallem, her türlü kurnazlığa başvurarak
allı pullu, göz alıcı biçimde süslenmiş
alt alta, birbirinin altında
alt alta üst üste, birbiriyle boğuşarak
altışar altışar, her birine altı, her defasında altısı bir arada
alt üst, dağınık ve çok karışık
amaçsız amaçsız, belirli bir amacı olmadan, gayesizce
aman aman, denecek bir yanı yok; sıradan
aman zaman, gerginliği yatıştırmak için söylenen sözleri anlatır
aması maması yok, hiçbir özür geçerli olamaz
ana avrat, düz ya da dümdüz gitmek: sövmek, küfretmek
ana baba, ana ile babanın oluşturduğu birlik, beraberlik
ana baba, günü: 1) mahşer günü; 2) kalabalık, telâşlı, sıkıntılı, tehlikeli zaman ya da durum
anam babam (argo), yakınlık; teklifsizlik belirten bir seslenme
an be an, her an
angut angut, ahmakça, hödükçe
anıra anıra, eşek gibi bağırarak
anlamlı anlamlı, anlamlı olarak; düşündürücü bir biçimde
anlamsız anlamsız, önemli bir şey anlatmayan biçimde
anlaşa anlaşa, uyum içinde
anlata anlata, bitirememek: birinden ya da bir şeyden çok söz etmek; övmek
anlı sanlı, adından çok söz edilen
anlı şanlı, nitelikleri övülen; ünlü
apalak apalak, gürbüz, besili, tombul
apal apal, apul apul
apal topal, ağır aksak
apan sapan, yalan yanlış
apar topar, telâş ve aceleyle, yaka paça
apaz apaz, avuç avuç
apazlaya apazlaya, avuçlayarak
apışak apışak, yürümek: bacaklarını aça aça
apışık apışık, insan: yorgun, güçsüz; hayvan: yılgın
aptal aptal, aptalca, aptal gibi, aval aval
apul apul, tombul çocuk yürüyüşü
ara ara, arada bir
ara sıra, seyrek olarak, arada sırada
arada sırada, ara ara
aramak taramak, dikkatle ve çok aramak
arama tarama, güvenlik için yapılan denetim
araştıra araştıra, her yönüyle ve titizlikle araştırarak
araya araya, sürekli arayarak
araya sora, bulmak için ne gerekiyorsa yaparak
ardı ardına, ara vermeden, aralıksız
   birbirini izleyerek
ardın ardın, geri geri
argın argın, 1) gücü tükenmiş, bitkin bir biçimde; 2) beceriksizce
arıta arıta, 1) temizleyerek; 2) katışıksız duruma getirerek
arızalı arızalı, bozulmuş, işlemeyen bir durumda
arka arka, geriye doğru
arka arkaya, birbirinin hemen arkasında, art arda
arkadan arkaya, el altından, gizlice, belli etmeden
arkalı önlü, arkası da önü de
arsız arsız, yılışarak, sırnaşarak, utanmayarak
art arda, birbiri ardına, birbirinin arkasından
artıra artıra, artırarak, çoğaltarak
asabî asabî, sinirli olduğunu belli ederek
asa kese, asıp keserek; sert davranarak, yasaları çiğneyerek
asıla asıla, tedirgin edecek derecede üsteleyerek, israr ederek
aslı astarı, içyüzü, gerçek biçimi
aslı faslı, olmamak: asılsız olmak; yok: yalan, uydurma
aslı nesli, soyu sopu
aşağılaya aşağılaya, küçültücü davranışlarda bulunarak, hor görerek
aşağı yukarı, yaklaşık olarak, tama yakın
aşama aşama, kademeli olarak, derece derece
aşılaya aşılaya, etki altına alarak, benimseterek
aşına aşına, aşınarak
aşındıra aşındıra, aşındırarak
ateş alev, çok ateşli
ateşli ateşli, 1) hasta: ateşli durumda; 2) coşkulu, coşturucu
atıp tutmak, 1) biri ya da bir şey için kötü konuşmak; 2) abartmalı konuşmak
atik tetik, çevik, çabuk davranan
atlaya atlaya, sıçrayarak, aşarak
atlaya zıplaya, 1) atlayarak; 2) istekle
aval aval (argo), aptal bir biçimde, aptal aptal
avare avare, dolaşmak: başıboş, işsiz, aylak bir biçimde
avaz avaz, bağırmak: olanca gücüyle
avuç avuç, her defasında bir avuç; para: bol bol
avuna avuna, 1) avunarak, teselli bularak; 2) oyalanarak, yetinerek
avurt zavurt, etmek: 1) yapamayacağı şeyleri yapabilecekmiş gibi konuşmak; 2) korkutucu büyük sözler söyleyerek gözdağı vermek
avuta avuta, 1) teselli ederek, avutarak; 2) oyalayarak
ayak ayağa, yatmak: aynı yatağı birbirinin ayak uçlarına yatarak paylaşmak
ayan beyan, apaçık, besbelli
ayarlaya ayarlaya, ayarlayarak
ay be ay, aybeay: aydan aya
aydan aya, her ay düzenli olarak, ay be ay
ayda yılda, bir: seyrek olarak
aydınlata aydınlata, 1) aydınlatarak; 2) bilgilendirerek
aygın baygın, 1) güçsüz, bitkin, çok yorgun; 2) duygusunu denetleyemez olmuş, ölçüyü kaçırmış, 3) sevgide ölçüyü kaçırırcasına âşık, vurgun
ayıla bayıla, aşırı istekle
ayılıp bayılmak, 1) birini kendinden geçercesine sevmek; 2) aşırı ölçüde sinir bunalımları geçirmek
aykırı aykırı, 1) uygun olmayan bir biçimde; 2) ters biçimde
aylak aylak, dolaşmak: işsiz, avare, boş gezmek
ayrı ayrı, 1) değişik, birbirinden ayrı olan; 2) her biri için; 3) her biri: ayrı olarak
ayrı gayrı, bilmemek: birbirinden hiçbir şey esirgememek
ayrısı gayrısı, olmamak: ayrı gayrı bilmemek
ayyaş ayyaş, ayyaş bir biçimde
aza aza , 1) taşkınlığı, kötülüğü artarak; 2) tehlikeli duruma gelerek; 3) cinsel duyguları artarak
aza çoğa, bakmamak: olanla yetinmek
azala azala, 1) eskisinden az bir duruma gelerek, az denecek bir miktara inerek; 2) etkisini yitirerek, hafifleyerek
azalta azalta, 1) eskisinden az bir duruma getirerek, az denecek bir miktara indirerek; 2) etkisini yitirmesine neden olarak, hafifleterek
azametli azametli, ulu; gururlu; görkemli, heybetli; debdebeli; çalımlı, kurumlu bir biçimde
azar azar, küçük ölçülerle 
az az, uzun süreli, yavaş yavaş
azdıra azdıra, 1) azmasına neden olarak; 2) azgın duruma getirerek; 3) şımartarak; 4) yoldan çıkararak
azgın azgın, 1) kötülüğü ve taşkınlığı artmış durumda; 2) çocuk: çok yaramazca; 3) aşırı cinsel istekle
azıcık azıcık, azar azar
azıta azıta, çığrından çıkarak
azimli azimli, kararında, tutumunda direnerek