İkilemeler

Ç

çabalaya çabalaya, sürekli çalışarak, uğraşarak, ceht ederek
çabuk çabuk, ivedilikle, oyalanmadan, çabuk olarak, hızlı hızlı
çağıl çağıl, çağıldayarak akan su sesi
çağrışa çağrışa, çağrışarak; bağırıp çağırarak
çakır çukur, çak çuk sesleri çıkararak
çakmak çakmak, göz: parlar durumda; alev alev
çala çırpa, eline geçeni çalarak
çalgı çağanak, çalgı, coşku ve gürültü bir arada
çalı çırpı (çalıçırpı),kolay yanan, kolayca ateş yakmaya yarayan kuruluklar
çalımlı çalımlı, kurumlu, gösterişli, cakalı bir biçimde
çalışa çalışa, sürekli çalışarak, emek harcayarak
çalıştıra çalıştıra, sürekli çalıştırarak
çalkalana çalkalana, sürekli çalkalanarak
çalkalaya çalkalaya, sürekli çalkalayarak
çamçak çamçak, bol miktarda
çan çan, 1) çan sesini andıran ses
 2) gevezelik
çandır çundur, derme çatma
çangıl çungul, sesi kulağa hoş gelmeyen
çangır çungur, düşerken ya da birbirine çarparken kulağa hoş gelmeyen sesler çıkaran
çapkın çapkın, çapkın bir biçimde, çapkınca
çarpık çurpuk, çarpıklaşmış, eğri büğrü
çarpışa çarpışa, vuruşarak
çarpıta çarpıta, saptırtarak
çarşaf çarşaf, büyük; geniş
çarşı pazar, alışveriş edilen yerler
çatal çatal, çok çatallı
çatına çatına, asık suratla
çatır çatır, 1) sert şeyler yanarken, kırılırken, yerinden sökülürken ya da sıkıştırılırken çıkan ses; 2) güçlük çekmeden; 3) çatlamak: a) çok çatlamak, b) çok kıskanmak;
 4) etmek: çatırtılı ses çıkarmak;
 5) sökmek: bir şeyi yerinden zorlayarak çekip çıkarmak
çatır çutur, bir şey kırılırken çıkan ses, çatur çutur
çatlak çutlak, her yanı çatlamış
çatla patla, ne yaparsan yap
çatlasa da patlasa da, elinden gelen her çareye başvursa da
çatlata çatlata, çatlatarak
çatlaya çatlaya, çatlayarak
çat pat, 1) biraz, yarım yamalak; 2) ara sıra, arada bir; 3) uygun olmayan zamanlarda, vakitli vakitsiz
çatra patra, bir dili yalan yanlış konuşmak
çatur çutur, çatır çutur
çaylak çaylak, toyca, acemice
çeke çeke, sürekli çekerek
çekine çekine, çekinerek
çekingen çekingen, çekingence
çekişe çekişe, 1) karşılıklı çekerek;
 2) pazarlık etmek: ucuza almaya çalışmak
çelimsiz çelimsiz, çelimsizce
çengü çegâne, sazlı sözlü eğlenti
çentik çüntük, üzerinde kertikler, tırtıklar bulunan; çentikli
çer çöp, 1) çalı çırpı kırıntısı; çör çöp
   2) süprüntü; 3) kimi çocuk oyunlarında “dikkat” anlamındaki uyarma
çerden çöpten, çürük, dayanıksız
çeşit çeşit, çok çeşitli, türlü türlü
çevire çevire, sürekli çevirerek
çığlık çığlığa, bağırıp çağırarak, çığlık atarak
çıkır çıkır, şıkır şıkır
çıldır çıldır, 1) canlı canlı; 2) parlak parlak
çın çın, 1) çınlamaya benzer bir ses çıkararak; 2) inletmek: gür ve tiz ses çıkarmak; 3) ötmek: sürekli olarak keskin ses çıkarmak
çıngır çıngır, ses: çıngırak sesine benzer ses çıkararak
çınlata çınlata, çınlatarak
çıpı çıpı, çocuk dili: yıkanma
çıpıl çıpıl, suyla oynayarak
çıplak çıplak, çıplak olarak
çır çır, çırpınmak: üzüntü ve telaştan ne yapacağını şaşırmış olarak
çırpına çırpına, çırpınarak
çırpa çırpa, çırparak
çırpıştıra çırpıştıra, çırpıştırarak
çısan çısan, yağmurun yağışı: yavaş yavaş
çıtı pıtı, ufak tefek, sevimli
çıtır çıtır, kimi şeyler yanarken, kırılırken ya da yenilirken çıkan ses
çıtırdata çıtırdata, çıtır çıtır ses çıkarmasına yol açarak
çıtır pıtır, çocukların kolay, sevimli, tatlı tatlı konuşma biçimi
çıtlata çıtlata, çıtlatarak
çifteleye çifteleye, çifteleyerek
çifter çifter, ikişerli; çift olarak
çiftleşe çiftleşe, çiftleşerek
çiğ çiğ, pişmemiş ya da tam pişmemiş olarak; yemek: birine, onu parçalayıp öldürecek kadar kızmış olmak
çiğneye çiğneye, çiğneyerek
çil çil, pırıl pırıl, parlak; yeni
çilli çilli, yüzü çille kaplı
çim çim, isteksizce yemek; iş görmek
çipil çipil, 1) bakmak: ağrılı ve kirpikleri dökülmüş gözlerle; 2) el ya da ayakların su içinde çıkardığı ses
çirkin çirkin, göze ya da kulağa hoş gelmeyerek
çivileye çivileye, çivileyerek
çizgi çizgi, çok çizgili
çizik çizik, çizikle dolu
çiziktire çiziktire, 1) çabuk çabuk çizerek; 2) baştan savma yazarak
çocuksu çocuksu, çocuğa benzer bir biçimde
çoğala çoğala, çoğalarak
çok çok, olsa olsa, en çok, en son
çoluk çocuk, 1) çocuklarla birlikte, ailece; 2) bir işte gereken deneyimi kazanmamış yaşça küçük kimseler, gençler
çökerte çökerte, çökerterek
çökkün çökkün, 1) çökmüş bir durumda; 2) beden, akıl ve ruhça gücü azalmış olarak
çömele çömele, çömelerek
çöplene çöplene, çöplenerek
çöze çöze, çözerek
çözüle çözüle, çözülerek
çubuk çubuk, çok çubuklu
çukur çukur, çukuru bol
çul çaput, eskimiş dokuma eşya ya da giysi; 2) dokunmuş her türlü kumaş
çullana çullana, çullanarak
çuval çuval, çuvallar dolusu
çuvallaya çuvallaya, çuvallayarak
çürük çarık, sağlam olmayan; işe yaramaz durumda
çürük çürük, çok çürümüş