İkilemeler
F
falan festekiz, falan filan
falan feşmekân, falan filan
falan fıstık, falan filan
falan filan, hafifsenen, önem verilmeyen
falsolu falsolu, 1) müzik: yanlış çalarak ya da söyleyerek; 2) yanlış davranışlarda bulunarak
farfara farfara, 1) ağız kalabalığına getirerek, gürültülü biçimde; 2) övüngenlikle
farklı farklı, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı bir biçimde
farta furta, fart furt
fartası furtası, olmamak: patavatsız bir biçimde konuşmak
fart furt, etmek: anlamsız, boş laflarla böbürlenmek, kurumlanmak
fasa fiso, şey ya da söz: değer ve önem taşımayan, boş
fasla fasla, yer yer
faşır faşır, akan su ya da başka sıvılar için: bol ve sesli
fazla fazla, gereğinden çok olarak
felçli felçli, hareketsiz
fellek fellek, fellik fellik
fellik fellik, telaşla, heyecanla, koşarak, koşturarak
ferah fahur, 1) bolluk içinde; 2) geniş ve sıkıntısız
ferah ferah, 1) bol bol, geniş geniş; 2) en aşağı
ferih fahur, ferah fahur
fersah fersah, pek çok, bol bol; epeyce
fersiz fersiz, göz, ışık: donuk, cansız
feryat figan, haykırma, bağırma
fesat fesat, 1) kötümserlikle; 2) ara bozuculukla; 3) hilekârlıkla
fettan fettan, 1) fitneci, fesat karıştırıcı bir biçimde; 2) gönül ayartıcı, cilveli bir biçimde
fevri fevri, feveran edercesine, birdenbire, düşünmeden
fıçı fıçı, fıçılar dolusu
fıkır fıkır, 1) su ya da herhangi bir sıvının kaynayışı; 2) cilveli, oynak; 3) kaynamak: bir şeyden bir yerde çok bulunmak
fıldır fıldır, canlı, çabuk ve sürekli bir biçimde
fırçalaya fırçalaya, azarlayarak
fır fır, fırıl fırıl
fırıldana fırıldana, fırıl fırıl dönerek
fırıl fırıl, bir şey sürekli ve hızla dönerek
fırlak fırlak, fırlamış, çıkmış, çıkık bir biçimde
fırlata fırlata, fırlatarak
fırlaya fırlaya, fırlayarak
fırt fırt, yer değiştirme: ikide bir, sürekli olarak; fırt zırt
fırt zırt, fırt fırt
fıs fıs, konuşmak: gizli ve yavaş sesle; fısıltıyla
fısıldaya fısıldaya, başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşarak
fısıl fısıl, fısıltı halinde, fısıldayarak, alçak sesle
fısır fısır, 1) ince bir şeyin yanarken ya da suyun dar bir delikten geçerken çıkardığı ses, 2) gizlice, alçak sesle
fış fış, fışır fışır
fışır fışır, ipekli kumaş bir yere sürtünürken ya da su hafif hafif akarken çıkan ses
fışkıra fışkıra, 1) fışkırarak; 2) bol bol görülerek
fışkırta fışkırta, fışkırtarak
filan falan, falan filan
filan festekiz, falan filan
filizlene filizlene, gelişerek, büyüyerek
fincan fincan, fincanlar dolusu
fingirdek fingirdek, kadın: aşırı derecede oynak ve kırıtkan davranışlarla
fingirdeye fingirdeye, kırıtkan ve oynaklığını belli eder bir biçimde
fingir fingir, dikkat çekecek kadar kırıtkan, oynak
firaklı firaklı, üzüntülü, dokunaklı, içe işleyen bir biçimde
fiske fiske, 1) fiskeleyerek; 2) azar azar; 3) kabarcıklar durumunda
fitil fitil, 1) burnundan gelmek: sonradan beliren üzüntüler yüzünden elde ettiği güzel şey kendisine zehir olmak; 2) yıkanırken keselendikçe çok kiri kabarmak
fitleye fitleye, kışkırtarak
fiyakalı fiyakalı, cakalı, gösterişli bir biçimde
fodul fodul, kibirli, üstünlük taslayan bir biçimde
fokurdata fokurdata, fokurdatarak
fokur fokur, fokurdayarak
fosurdata fosurdata, fosur fosur
fosur fosur, tütün, sigara vb.ni içerken çok duman çıkararak
frenleye frenleye, 1) yavaşlatarak; 2) engelleyerek
fuzuli fuzuli, yersiz, gereksiz bir biçimde
fütursuz fütursuz, umursamayarak, önemsemeyerek