İkilemeler
G
gacırdata gacırdata, gacırdamasına neden olarak
gacırdaya gacırdaya, gacırdayarak
gacır gacır, gacır gucur
gacır gucur, tedirgin eden, kulak tırmalayan düzensiz sesler çıkararak
gafil gafil, çevresinde olup bitenleri görmeden, sezmeden, bilgisizce, dikkatsizce
gagalana gagalana, azarlanarak, hırpalanarak
gagalaya gagalaya, 1) kuş: gagalayarak; 2) azarlayarak, hırpalayarak
gaklaya guklaya, karga gibi ses çıkararak
galiz galiz, kabalığa varan çirkinlikle; iğrenç bir biçimde
gamlana gamlana, tasalanarak, kaygılanarak, üzüntü duyarak
gamlı gamlı, tasalı, kaygılı, üzüntülü bir biçimde
gammazlaya gammazlaya, yapılan bir işi, söylenen bir sözü yererek, kötüleyerek; birini yerip çekiştirerek
gani gani, bol bol
garip garip, 1) zavallı, şaşkın bir biçimde, üzgün olarak; 2) tuhaf, acayip, alışılmışın dışında
gayretli gayretli, çalışarak, çaba göstererek
gebe gebe, gebe olduğunu hesaba katmadan; gebenin yapamayacağı işlere kalkışarak
gebere gebere, ölesiye
gebeş gebeş, 1) aptal aptal, sersem sersem; 2) bodur ve şişman bir durumda; 3) şiş olan karnıyla
gece gece, gecenin bu vaktinde
gece gündüz, aralıksız, her zaman, sürekli; geceli gündüzlü
geceli gündüzlü, hem gece hem gündüz; gece gündüz
gecike gecike, geç kalarak, gecikerek
geciktire geciktire, gecikmesine neden olarak
geç geç, durma, yürü
geçimli geçimli, huysuzluk etmeden, çevresindekilerle iyi geçinerek
geçimsiz geçimsiz, huysuz, şirret, geçimli olmayan bir durumda
geçire geçire, geçirerek
geçiştire geçiştire, 1) gereken önemi vermeden başından savarak; 2) büyük bir zarara uğramadan kurtularak, atlatarak
geçkin geçkin, 1) ihtiyarlamaya yüz tutmuş bir durumda; 2) bitki: gereğinden çok olgun ya da solmaya başlamış durumda
gedik güdük, yıkık, dökük, çatlak bir durumda
geğire geğire, geğirerek
gel gel, çekinme, korkma yaklaş
gel gelelim, fakat, ama, ancak
gele gide, sürekli gidip gelerek
gelenek görenek, toplumsal alışkanlıklar, kuşaktan kuşağa iletilen kültürel kalıntılar; bilgi, töre ve davranışlar
gelen geçen, gelip geçenler, gelenler, uğrayanlar
gelen giden, ziyaret edenler
gelip geçici, kısa süreli
gelip geçmek, 1) bir yerden geçmek; 2) bir orun ya da bir yerde bir süre bulunmuş olmak
gelir gider, sağlanan ve harcanan paralar
gelişe gelişe, gelişim geçirerek, serpilip büyüyerek
geliştire geliştire, gelişmesini sağlayarak, gelişmesine yol açarak
gelmiş geçmiş, şimdiye değin gelmiş olan; bilinen, tanınan; yaşanan
gelsin gitsin, umursamaz, sorumsuz bir yaşantı; gitsin gelsin
geniş geniş, rahat, ferah
genişlete genişlete, genişleterek
genişleye genişleye, genişleyerek
genleşe genleşe, genleşerek
gerdire gerdire, gerdirerek
gere gere, 1) gererek; 2) uzatarak; 3) sinirlendirerek
gerekli gereksiz, yerli yersiz; olur olmaz
gergin gergin, 1) gerilmiş bir durumda; 2) huzursuz, sinirli bir durumda
geriden geriye, yakın ilgi göstermeyerek, uzaktan, sinsice, gizlice
geri geri, geriye doğru
gerile gerile, 1) sürekli gerilerek; 2) kasılarak, kabara kabara, kendini önemli göstererek
gerileye gerileye, gerileyerek
gerine gerine, 1) gerinerek; 2) rahatlık, mutluluk, övünç duyarak
gerisin geri, (gerisingeri) gerisin geriye
gerisin geriye, (gerisingeriye) geriye dönerek, geldiği yönün tersine doğru
getire getire, getirerek
getire götüre, verileni taşıyıp durarak
getir götür, ayak işleri
geveleye geveleye, 1) ağzındakini çiğnemeden evirip çevirerek; 2) sözü tam olarak ve açıkça söylemeyerek
geveze geveze, saçma sapan konuşarak
gevrek gevrek, 1) kolayca kırılıp ufalanacak bir durumda; 2) gülmek: neşeli bir biçimde
gevşek gevşek, 1) sıkı ya da gergin olmayan bir durumda; 2) ilgisizlikle, kayıtsızlıkla; 3) cansız, hareketsiz bir durumda
gevşete gevşete, sertlik ve gerginliğini bozarak
gevşeye gevşeye, 1) gevşeyerek; 2) isteği, direnci azalarak
gezdire gezdire, 1) gezmesini sağlayarak; 2) dolaştırarak, 3) hareket ettirerek
geze geze, vakit geçirmek amacıyla yürüyüp dolaşarak
geze toza, eğlenmek amacıyla oradan oraya gezerek
gezine gezine, belirli bir çevrede amaçsız, bakına bakına dolaşarak
gıcırdata gıcırdata, gıcırtı sesi çıkarttırarak
gıcırdaya gıcırdaya, gıcırtı sesi çıkararak
gıcır gıcır, 1) sert şeylerin esnerken, birbirine sürtünürken çıkardıkları ses; 2) yepyeni, pırıl pırıl, tertemiz
gıdı gıdı, gıdıklarken ya da güldürürken çocuklara söylenen söz
gıdıklaya gıdıklaya, 1) gıdıklayarak; 2) hoşa giden sözler söyleyerek
gıdım gıdım, azar azar
gıldır gıldır, makine vb. şeylerin çalışırken çıkardıkları tok ve yüksek ses
gırcı gırcı, yağmurun ince ince yağması
gırç gırç, gıcırdayarak, gırç sesi çıkararak
gır gır, ses: sürekli ve usanç verici
gırt gırt, gırt sesi çıkararak
gırtlak gırtlağa, boğaz boğaza, kıyasıya dövüşerek
gırtlaklaşa gırtlaklaşa, birbiriyle sürekli dalaşarak, dövüşerek
gırtlaklaya gırtlaklaya, gırtlağını sıkarak; gırtlağına sarılarak
gıvıl gıvıl, toplu olarak hareket etme, kaynaşma
gıy gıy, keman vb. çalgıların çıkardığı sesleri tanımlamak için kullanılır
gide gele, yorucu bir biçimde gidip gelerek
gidi gidi, seni ahlaksız, seni pezevenk
gidiş dönüş, gidiş geliş
gidiş geliş, gitme ve gelme ya da gitme ve dönme
gidiş o gidiş, söz konusu kimsenin bir daha dönmediğini anlatır
girdi çıktı, girdisi çıktısı
girdisi çıktısı, 1) yakın ilişkisi; 2) bilinmeyen karışık yönleri, ayrıntıları; 3) bir şeyin: geliri ve gideri
gire çıka, ayak alışkanlığı yaparak; sık sık uğrayarak
girgin girgin, pısırık olmayan davranışlarla
girip çıkmak, bir yere: 1) kısa süre kalmak üzere uğramak; 2) sık sık gelmek
girintili çıkıntılı, düz ya da düzgün olmayan
girintisiz çıkıntısız, düzgün, dümdüz bir biçimde
girişken girişken, iş ve ilişki kurmada çekingenlik göstermeyerek, atılımcı davranarak
git gide (gitgide), giderek, gittikçe, ileride, zaman ilerledikçe
gitsin gelsin, oluruna bırak, aldırma, keyfini bozma; gelsin gitsin
gitti de geldi, yaşayabileceğinden umut kesilecek kadar hastaydı, iyileşti, ayağa kalktı
gitti gider, söz konusu şey: bir daha gelmez; ele geçmez; dönüşü yok; oldu bir kere
giyim kuşam, üst baş
giyimli kuşamlı, üstü başı temiz, özenle giyinmiş
gizemli gizemli, içinde bir sır gizlediğini belli edecek biçimde
gizlene gizlene, 1) gizlenerek; 2) gizli tutularak
gizleye gizleye, 1) saklayarak; 2) haber vermeyerek
gizliden gizliye, kimseye belli etmeden, kimsenin haberi olmadan, el altından
gizli gizli, saklayarak, gizli olarak
gizli kapaklı, 1) gizliden gizliye; 2) söz, konuşma: açık, anlaşılır olmayan bir biçimde
gocuna gocuna, alınganlıkla, kaçınarak, çekinerek
gonca gonca, goncalar durumunda
göbekli göbekli, 1) karnı yağ bağlamış, şişmanlamış; 2) lahana, marul: yaprakları büyüyüp sıklaşmış
göçer konar, sürekli yer değiştiren
göğüs göğüse, yüz yüze, karşı karşıya
göğüsleye göğüsleye, karşı durmaya, engel olmaya, direnmeye çalışarak
göndere göndere, aralıksız göndererek
gönene gönene, mutluluk, rahatlık, sevinç duyarak
gönüllü gönülsüz, yarı istekli yarı isteksiz bir durumda; hem ister hem istemez görünerek
göre göre, sonucun böyle olacağı belliydi
görgülü görgülü, görgüsü olduğu anlaşılır bir biçimde
görkemli görkemli, 1) gözalıcı, gösterişli, muhteşem; 2) iri yapılı, iyice serpilmiş
görmüş geçirmiş, deneyimli, görgülü, geçmişte iyi günler yaşamış
görüp gözetmek, korumak, kollamak, yardım etmek
görüşe görüşe, düşüncelerini karşılıklı dile getirerek, birbirine aktararak
göstere göstere, gizlemeye gerek duymadan; açıkça
gösterişli gösterişli, göze çarpıcı bir biçimde
göt göte (kaba), birbirine sürtünecek kadar yakın, kıç kıça
götlü göbekli (kaba), göbeği ve kalçaları çok şişman
götten bacaklı (kaba), kısa boylu
götün götün (kaba) geri geri, kıçın kıçın
götüre getire, getire götüre
götür getir, getir götür
gözenek gözenek, gözenekleri olan
gözete gözete, 1) koruyarak, özen göstererek; 2) önem vererek, ayrıcalık tanıyarak; 3) kayırarak
gözetleye gözetleye, gizlice bakarak
göz göz, 1) delik delik, üzerinde delikler (göz) bulunan; 2) oda oda
göz göze, karşılıklı bakışarak
gözleye gözleye, bekleyerek
gözlü gözlü, delikleri olan
gram gram, azar azar
gulu gulu, hindi sesi
gurk gurk, etmek: kuluçka zamanı geldiğinde ya da yavrularını çağırırken tavuğun çıkardığı ses
guruldaya guruldaya, karnı guruldayarak
gururlu gururlu, 1) onurlu, mağrur bir biçimde; 2) kurumlu, çalımlı bir biçimde
gücene gücene, kırgınlık duyarak, üzülerek
gücü gücüne, güçlükle
güçlü kuvvetli, kişi: çok güçlü, çok kuvvetli
güçsüz güçsüz, gücü kalmamış, gücü yetmeyecek bir biçimde
güde güde, güderek, önüne katıp sürerek
güdük güdük, yetersiz, sonuç vermemiş bir durumda
güldür güldür, gürültülü, yüksek ses çıkararak, hızla
güle güle, 1) gülerek; 2) uğurlama sırasında kullanılan seslenme sözü; 3) dertsiz, tasasız, gönül ferahlığı ile (yararlan, kullan, yetiştir...) anlamında iyi dilek sözü
güle oynaya, sevinerek, neşeyle
gülüşe gülüşe, karşılıklı şakalaşarak
gümbür gümbür, büyük bir gürültüyle
güme de güm, tokmak indikçe davuldan çıkan ses
güm güm, yinelenip duran yankılı gürültü sesi
gün bugün, içinde bulunduğun günü iyi değerlendir
günden güne, gün geçtikçe, giderek, gittikçe, gün gün
gün gün, günden güne
gün günden, her gün biraz daha, günden güne
günü gününe, gününde, tam gününde, tam zamanında, her gün
gür gür, gürül gürül
gürleye gürleye, kalın ve gür ses çıkararak
gürül gürül, gür ve bol akan ya da çıkan şeylerin sesini tanımlar
güvene güvene, güven duyarak, inanarak
güvenmeye güvenmeye, güvensizlik duyarak
güzel güzel, herhangi bir sıkıntıyla, güçlükle karşılaşmadan; olağan bir durumda