İkilemeler
İ
iciği ciciği, ıcığı cıcığı
içeri dışarı, bir girip bir çıkarak
içerleye içerleye, için için öfkelenerek; kırılarak
iç içe, 1) birbirine karışmış durumda, birbirine çok yakın; 2) biri öbürünün içinde, birinden öbürüne geçilen
içi dışı, hem içi hem dışı
için için, gizli gizli, yavaş yavaş, içinden, açığa vurmadan
içkili içkili, sarhoş kafayla
içlene içlene, 1) bitki: tanelenerek, iç tutarak; 2) kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert edip duygulanarak
içli dışlı, senli benli, teklifsizce
içli içli, 1) duygulandıran, etkili bir biçimde; 2) duygulandığını belli eder bir biçimde
içten içe, gizli gizli, belli etmeden
içten içten, 1) içtenlikle, samimiyetle; 2) en can alıcı noktasından
idareli idareli, tutumlu bir biçimde
iddialı iddialı, kendine güvenerek
iffetli iffetli, cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık göstererek
iffetsiz iffetsiz, cinsel konularda ahlak konularını umursamadan
ifil ifil, 1) esinti, yağış: kesik kesik, yavaştan, hafiften; 2) efil efil
ifrit ifrit, çok öfkeli, çok kızgın
iğneleye iğneleye, onur kırıcı, üzücü sözler söyleyerek
iğrenç iğrenç, tiksindirici bir biçimde
iğrene iğrene, tiksinerek, tiksindirici bularak
ihtiraslı ihtiraslı, 1) aşırı istekli; 2) tutkulu olduğunu belli eder biçimde
ihtişamlı ihtişamlı, göz alıcı, gösterişli, görkemli bir biçimde
ikide bir, ara ara, ara sıra, sık sık
ikide birde, ikide bir
ikircikli ikircikli, 1) işkilli; 2) kararsız bir biçimde
ikişer ikişer, her defasında iki; ikisi bir arada olarak
ilene ilene, ilenerek, beddua ederek, lanetleyerek, kötü dileklerde bulunarak
ileri geri, 1) konuşmak: yersiz ve gönül kırıcı sözler söylemek; 2) söz: yersiz, yakışık almayan
ilerlete ilerlete, ilerlemesini sağlayarak; ilerlemesine yol açarak
ilerleye ilerleye, 1) bulunduğu yerden daha ileriye giderek; 2) daha etkin, daha güçlü bir duruma gelerek; 3) gelişerek, daha iyi, daha yüksek bir duruma, aşamaya gelerek
ilgilene ilgilene, 1) ilgisini artırarak; 2) merak duyarak; 3) çekici bulduğu konu üzerinde çalışıp uğraşarak
ilgili ilgisiz, 1) kendisini ilgilendiren de ilgilendirmeyen de; 2) ilgisi, ilişkisi olan da olmayan da
ilkel ilkel, geri kalmışlığını belli eder bir biçimde
ilmek ilmek, eğreti düğümler durumunda; ilmik ilmik
ilmik ilmik, ilmek ilmek
imalı imalı, üstü kapalı, örtülü sözler söyleyerek ya da davranışta bulunarak
imrene imrene, 1) beğendiği bir kişi ya da şeye benzemek isteğiyle; 2) hoşlandığı bir şeyi edinme ya da yiyeceği yeme isteği duyarak
inadına inadına, 1) terslik olsun diye; terslikten, ters davranmaktan vazgeçmeyerek; 2) gereğini, istenileni bile bile yapmayarak
inatlaşa inatlaşa, 1) karşılıklı inat ederek; 2) inat etmeyi sürdürerek
inceden inceden, duyulmayacak kadar hafif bir sesle
inceden inceye, 1) titizlenerek, önemseyerek, ayrıntılara inerek; 2) hafif, belirsiz bir sesle
ince ince, belli belirsiz, pek belli etmeden, hafiften, hafif hafif
incele incele, 1) ince duruma gelerek; 2) kibarlaşarak; 3) zayıflayarak
inceleye inceleye, özenle anlamaya, ayrıntılarıyla öğrenmeye çalışarak
incelte incelte, ince bir duruma gelmesini sağlayarak
incik boncuk, pek değeri olmayan, ufak tefek süs eşyası
in cin, olumsuz eylemlerle kullanıldığında anlamı: hiç kimse, hiçbir canlı varlık
incine incine, bir davranış karşısında üzüntü duyarak, gücenerek, kırılarak
incite incite, 1) incinmesine yol açarak; 2) kötü söz ya da davranışıyla birini kırarak, üzerek
incitile incitile, bir davranışla üzülmesine, gücenmesine, kırılmasına neden olunarak
indi bindi, yolcu almak ya da indirmek için rastgele durulan yer
indire indire, azaltarak, düşürerek
indirgeye indirgeye, daha kolay ve yalın duruma getirerek
ine bine, inip binmeyi aklına estikçe yaparak
ine çıka, 1) inip çıkarak; 2) dalgaların etkisiyle tekne güçlükle yol alarak
inekleye inekleye (argo), çok çalışarak
inim inim, 1) inlemek: sürekli olarak inlemek; 2) inletmek: birini büyük sıkıntıya sokmak, büyük üzüntü duymasına neden olmak
iniş çıkış, engebeli olan
inişli çıkışlı, hem inişi hem çıkışı olan yol; inişli yokuşlu
inişli yokuşlu, inişli çıkışlı
iniş yokuş, hem inişi hem çıkışı olan
inlete inlete, 1) inlemesine yol açarak; 2) çok eziyet vererek, eziyet çektirerek
inleye inleye, 1) iniltili sesler çıkararak; 2) acı, üzüntü içinde olduğunu belirten kesik sesler çıkararak
inme inmek, felç gelmek
insafsız insafsız, acımasızca, vicdansızca davranarak
insicamlı insicamlı, 1) düzgün; 2) tutarlı bir biçimde
inşallahla maşallahla, gereken çabayı göstermeden, işi Allah’a bırakarak, kadere boyun eğerek
ipil ipil, parlak bir ışıkla yanarak; bir sönüp bir parlayarak
iplik iplik, 1) tel tel; 2) yol yol
ipsiz sapsız, 1) hayta, haylaz, serseri; 2) tutarsız, yersiz ve anlamsız
iri iri, çok iri, büyük
irili ufaklı, büyüklü küçüklü, büyük, küçük karışık
irkile irkile, ürküp ya da şaşırıp duraksayarak
isli isli, islenmiş, is bulaşmış bir durumda
ismiyle cismiyle, adıyla sanıyla
istekli istekli, 1) arzu ederek; 2) eğilim duyarak
isteksiz isteksiz, istek duymadan, gönülsüz
istemeye istemeye, istemeyerek, gönülsüzce
ister istemez, elinde olmadan, zorunlu olarak
istesin istemesin, karşı koymak elinde değil, boyun eğmek zorunda
isteye isteye, arzulayarak, istek duyarak, kimsenin etkisinde kalmadan
istifleye istifleye, 1) istifleyerek; 2) stokçuluk, istifçilik yaparak
isyankâr isyankâr, başkaldırıcılık, asilik yaparak
işeye işeye, işeyerek
iş güç, yapacak belli bir şey
işgüzar işgüzar, 1) el yatkınlığıyla, beceriklilikle; 2) bir gereği olmadığı halde kendini gösterme çabasıyla
işi gücü, düşündüğü tek şey
işi iş, işleri yolunda
işittire işittire, kulağına gitmesine, duymasına aldırış etmeden
işkillene işkillene, pirelenerek
işkilli işkilli, kuşkulu, kuruntulu, vesveseli bir biçimde
işlemeli işlemeli, üzerinde işlemeler olan
işlete işlete, biriyle: sezdirmeden kandırıp eğlenerek
işleye işleye, işleyerek
işsiz güçsüz, iş tutmayan, yapacak hiçbir işi olmayan
iştahlı iştahlı, istekli, arzulu bir biçimde
iştahsız iştahsız, 1) yemek yeme isteği olmadan; 2) isteksizlikle
işten güçten, kalmak: herhangi bir nedenle çalışmamak, çalışamayacak duruma gelmek
ite ite, iterek
ite kaka, 1) kaba ve hoyrat bir biçimde iterek; zorla; 2) güçlüklerle
iteklene iteklene, itelenerek
itekleye itekleye, itekleyerek
iteleye kakalaya, ite kaka
itibarlı itibarlı, saygınlığı, değeri olan bir biçimde
itile itile, itilerek
itişe kakışa, 1) birbirini iterek; 2) birbiriyle itişip şakalaşarak
itiş kakış, iterek
ivedi ivedi, 1) çabuk davranarak; 2) çabuk yaparak
iyiden iyiye, adamakıllı, çok iyi, gereği gibi
iyi kötü, şöyle böyle, ne çok uygun, ne de çok aykırı
iyileşe iyileşe, 1) iyi duruma gelerek; 2) hastalıktan kurtulup sağlığına kavuşarak
iyileştire iyileştire, 1) iyileşmesini sağlayarak; 2) eksik, bozuk yanlarını gidererek, ıslah ederek
iyimser iyimser, her şeyi iyi yanından görerek
izlene izlene, izlenerek, takip edilerek
izleye izleye, izleyerek, takip ederek