İkilemeler

P

pafta pafta, 1) paftalara ayrılmış durumda; 2) büyük beneklerle, lekelerle kaplı
paket paket, paketler dolusu
paklaya paklaya, paklayarak, temizleyerek
palas pandıras, aceleyle, telaşla, çarçabuk; gereği gibi derlenip toparlanmaya zaman bulamadan
paldır küldür, 1) kaba gürültü çıkararak; 2) gereken özeni göstermeden, kurallara uymadan
paralana paralana, sıkıntı ve üzüntü içinde uğraşıp didinerek
paralaya paralaya, 1) parçalayarak; 2) yıpratıp eskiterek
paralı pullu, varlıklı
parası pulu, varlığı
parasız pulsuz, 1) yoksul, züğürt; 2) karşılığında bir şey ödemeden, hiç para harcamadan
parça parça, 1) parçalanmış bir durumda, lime lime; 2) azar azar, bölüm bölüm
parça pürçük, az, önemsiz
pare pare, parça parça
parıl parıl, parıldayarak, ışık saçarak
parlak parlak, 1) parıldayan, ışıldayan bir durumda; 2) temiz ve ışıklı bir durumda
parlata parlata, 1) parlamasını, parıltılı bir durum almasını sağlayarak; 2) (argo) birbiri ardına içerek
parlaya parlaya, 1) sürekli ün ve san kazanarak; 2) yerli yersiz öfkelenerek
parmaklaya parmaklaya, 1) bir sorunu deşerek, kurcalayarak; 2) dürterek
par par, parıldayan ya da titreyen 
parsel parsel, parsellere ayrılmış bir durumda
partal partal, çok kullanılmaktan yıpranmış, eskimiş bir durumda
parti parti, partiler durumunda, bölüm bölüm
pasaj pasaj, bölüm bölüm
pasaklı pasaklı, çapaçul bir durumda
paslana paslana, 1) paslılığı sürekli artarak; 2) canlılığını yitirerek, uyuşup kalarak
paslaşa paslaşa (argo), bakışlarıyla anlaşarak
paslı paslı, paslanmış bir durumda
paspal paspal, bakımsız, pis durumda
paşa paşa, efendice, uslu uslu, güzel güzel
pataklaya pataklaya, rasgele vurup döverek, tartaklayarak
pata küte, karşılıklı vurarak
patır kütür, yürümek, düşmek, dökülmek: güçlü bir biçimde ve aceleyle
patır patır, patır kütür
pat küt, sopa ya da elle üst üste vurmayı belirtir
patlak çatlak, kullanılmaz halde
patlak patlak, 1) patlamış, yarık yırtık; 2) göz: dışarı fırlamış
patlata patlata, 1) patlatarak; 2) sabrını tüketerek; 3) tokatlayarak
patlaya patlaya, 1) dağılarak, yırtılıp açılarak; 2) sıkıntı ve sabırsızlığını belli ederek
pat pat, pat küt
pat sat, ara sıra, tek tük, zaman zaman
paylana paylana, azarlanarak
paylaşa paylaşa, 1) paylaşarak, bölüşerek; 2) katılarak
paylaya paylaya, azarlayarak
paytak paytak, yürümek: iki yana salınarak
pejmürde pejmürde, 1) eski püskü; 2) dağınık, perişan bir durumda
pekiştire pekiştire, 1) sertleştirerek, katılaştırarak; 2) sağlamlaştırarak; 3) güçlendirerek
pekleştire pekleştire, güçlenmesini sağlayarak
pek pek, olsa olsa, en fazla
peltek peltek, konuşmak: tutuk, titrek bir biçimde
pelte pelte, pelteleşmiş bir durumda
pembe pembe, pembeleşmiş bir durumda
pençeleye pençeleye, pençe vurarak; pençesiyle yakalayarak
pençeli pençeli, 1) güçlü; 2) sataşkan bir biçimde
pençe pençe, yanak: yer yer kırmızı, genişçe ve sık lekeler durumunda
perçem perçem, kâküller durumunda
perçinleye perçinleye, 1) perçinleyerek; 2) sağlamlaştırarak, güçlendirerek
perdahlaya perdahlaya, 1) parlatarak; 2) (argo) birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışarak; 3) (argo) söverek, küfrederek
perdeleye perdeleye, bir olayın, bir durumun anlaşılmasına engel olarak, gizleyerek
perde perde, azar azar, yavaş yavaş
perişan perişan, 1) dağınık, düzensiz, karmakarışık bir durumda; 2) zavallı, acınacak bir durumda
pervasız pervasız, çekinmesi, sakınması, korkusu olmadığını belli eder bir biçimde
pespaye pespaye, alçak, soysuz, aşağılık bir biçimde
peşin peşin, baştan, önceden benimsenmiş olarak; kabul edilmiş biçimiyle
peş peşe, birbiri ardından, birbirini izleyerek, arka arkaya
petek petek, petekler durumunda
pıhtı pıhtı, pıhtılaşmış bir durumda
pılı pırtı, partal durumda eski eşya
pırıl pırıl, 1) çok parlak, çok ışıklı; 2) çok temiz, tertemiz; 3) çok yeni; 4) tam, eksiği olmayan, kusursuz
pır pır, 1) tek kanatlı ufak uçak; 2) etmek: ışık yanıp sönmek
pırtlak pırtlak, pırtlamış durumda
pısırık pısırık, tutuk, yüreksiz ve beceriksiz bir biçimde
pıtır pıtır, sık ve düzgün bir biçimde hafif ses çıkararak
pıt pıt, 1) pıt sesi çıkararak; 2) atmak: korku, heyecan gibi nedenle yüreği hızlı çarpmak
pıyır pıyır, kumaş yırtılırken çıkan ses
pıyrım pıyrım, çok eskimiş, çok yıpranmış bir durumda
pinekleye pinekleye, 1) uyuklayarak, uyuklar gibi hareketsiz durarak; 2) hiçbir iş yapmadan oturarak
pinti pinti, cimrilikle
pirelene pirelene, işkillenerek, huylanarak
pisi pisi, 1) çocuk dilinde: kedi; 2) kedileri çağırmak
pisi pisine, boşuna, boş yere
pislene pislene, kirlenerek, pislenerek
pislete pislete, kirleterek, pisleterek
pis pis, hoşa gitmeyecek yolda
pişe pişe, 1) işinde beceri ve ustalık kazanarak, alışarak; 2) bunalacak kadar sıcaklık duyarak
pişire pişire, öğrenmek için istekle çalışarak
pişkin pişkin, saygısız bir biçimde
pişman pişman, yaptığı bir işin ya da davranışın olumsuz sonucundan üzüntü duyarak
piti piti, yavaş yavaş
piyazlaya piyazlaya (argo), kendi çıkarı için birini aşırı överek
pofur pofur, duman: bol ve sürekli
pohpohlaya pohpohlaya, gereğinden çok överek, koltuklayarak
pompalaya pompalaya, kızıştırarak, şiddetlendirerek, körükleyerek
posalı posalı, çok tortulu, çökeltili
posta posta, bölüm bölüm
poz poz, 1) türlü pozlarda; 2) kurumla, çalımla
pörsük pörsük, gevşeyip sarkmış, yıpranmış bir durumda
puanlı puanlı, üzeri benek benek
pul pul, küçük parçalar durumunda
pusa pusa, sinerek, saklanarak
puslu puslu, puslanmış durumda
püfür püfür, rüzgâr: hafif ve serin esintili
pürtük pürtük, kabarcıklı, çıkıntılı bir biçimde
püskül püskül, her yanı püsküllü
püskürte püskürte, 1) fışkırtarak; 2) geri dönmek zorunda bırakarak
pütür pütür, 1) sertleşip çatlamış bir durumda; 2) çok pütürlü