İkilemeler

T

tabaka tabaka, 1) katmanlar durumunda; 2) orun, ün, iş bakımından türlü katlarda
tabak tabak, tabaklar dolusu
taban tabana, zıt: birbirinin tam tersi; biri öbürüne son derece aykırı
tabur tabur, düzgün sıralar durumunda
tadı tuzu, kıvamı
takım takım, küme küme, grup grup, sayıca az topluluklar durumunda
takım taklavat, ne varsa hepsi, hep birlikte
takırdata takırdata, takırdatarak
takır takır, 1) kuru ve sert ses çıkararak; 2) kuru ve sert bir biçimde; 3) kurumuş, sertleşmiş
takır tukur, kaba sesle takırdayarak
taksit taksit, 1) taksite bağlanmış bir biçimde, taksitle; 2) az az, bölüm bölüm, kısım kısım
tak tak, 1) vurma, çarpma, çakma, silah atma sırasında çıkan ses; 2) bu sesi çıkararak; 3) kaba ve tok biçimde bir sesle
tak tuk, özensiz, saygısız, umursamaz bir biçimde tak sesi çıkararak
talaz talaz, 1) dalgalı; 2) talazlanmış bir biçimde
tamamı tamamına, tamı tamına
tamamlaya tamamlaya, eksiksiz duruma getirerek, tamamlayarak
tamam tamam, anlaşıldı; uzun etme; pekiyi; kısa kes
tamı tamına, tastamam, bütünüyle, olduğu gibi
tam tamına, tamı tamına
taneli taneli, tanelerden oluşmuş bir biçimde
tane tane, 1) birer birer, teker teker; 2) konuşmak ya da söylemek: açık, belirgin, herkesin anlayabileceği bir biçimde
tangırdaya tangırdaya, tangırdayarak, kuru ve gürültülü ses çıkararak
tangır tangır, vurulduğunda, boş nesnelerin çıkardığı kaba ve çınlayıcı ses
tangır tungur, boş nesnelerin yuvarlanırken çıkardığı kaba ve çınlayıcı ses
tanışa tanışa, tanışarak, tanır duruma gelerek
tanıta tanıta, 1) tanıtarak; 2) tanıştırarak
tan tun, öldürülme, başı belaya girme
taraflı tarafsız, yanlısı da yansızı da
taraya taraya, 1) tarayarak; 2) inceden inceye arayarak, araştırarak, gözden geçirerek; 3) ateşli silahlarla sürekli ateş ederek; 4) dikkatle bakarak, süzerek
taraz taraz, 1) kumaş: üzeri tel tel ipliklenmiş; 2) saç: dağınık, kabarık, biçimsiz
tartaklana tartaklana, tartaklanarak, hırpalanarak
tartaklaya tartaklaya, tartaklayarak, hırpalayarak
tartak martak, kazılıp dağıtılmış, darmadağın edilmiş
tartışa tartışa, 1) birbirine ters düşen görüş ve inançları karşılıklı savunarak; 2) ağız dalaşı yaparak, münakaşa ederek
tarta tarta, 1) tartarak; 2) her yönüyle düşünerek, hesap ederek
tasalı tasalı, kaygılı, üzüntülü, düşünceli bir biçimde
tasarlaya tasarlaya, olasılıkları zihninde hazırlayarak; tasarlayarak
tas tas, taslar dolusu
taşına taşına, 1) taşıma işi yapılarak; 2) bir yerden başka bir yere göç ederek; 3) bir yere sık sık giderek
taşıta taşıta, taşıttırarak
taşıya taşıya, 1) bir yerden alıp başka bir yere götürerek; 2) aktararak; 3) katlanarak, yüklenerek; 4) duyarak, hissederek
taşkın taşkın, 1) taşkın bir durumda; 2) aşırı bir biçimde
taşlana taşlana, 1) taşa tutularak, taşlanarak; 2) üstü kapalı, iğneleyici sözler karşısında kalarak
taşlaya taşlaya, 1) taşa tutarak, taşlayarak; 2) üstü kapalı, iğneleyici sözler söyleyerek
taşlı taşlı, 1) içine taş karışmış bir durumda; 2) değerli taşlarla süslü bir biçimde
tatlısı tuzlusu, yenebilecek şeylerin her türlüsü
tatlı tatlı, tatlılıkla, hoşa gidecek bir biçimde, güzel güzel
tatlı tuzlu, yenebilecek ne varsa
tatsız tuzsuz, çok tatsız
tattıra tattıra, 1) tadına baktırarak; 2) duyurarak, hissettirerek
tavlaya tavlaya, 1) umutlandırıp dolandırarak; 2) kandırıp elde ederek
tavsaya tavsaya, gücünü, hızını yitirerek; yavaşlayarak; gevşeyerek
tay tay, henüz yürüyemeyen çocukları ayakta durmaya özendirmek için söylenir
tazelene tazelene, 1) yenisi ya da tazesiyle değiştirilerek; 2) unutulmuş duygu ya da düşünce yeniden canlandırılarak; 3) yinelenerek
tazeleye tazeleye, 1) yenisi ya da tazesiyle değiştirerek; 2) unutulmuş duygu ya da düşünceyi yeniden canlandırarak; 3) yineleyerek
taze taze, bayatlamamış, bozulmamış, tazeliğini yitirmemiş bir durumda
tedarikli tedarikli, her şeyi önceden düşünmüş, sağlamış olarak
tedirgin tedirgin, rahatı, huzuru kaçmış bir durumda
tek bir, 1) olumlu: yalnız bir; 2) olumsuz: hiçbir
teker meker, 1) yuvarlanmak: dönerek; döne döne; 2) iyi durumunu birdenbire yitirmek
teker teker, ayrı ayrı, birer birer
teke tek, bire karşı bir
tekmeleye tekmeleye, tekmeleyerek
tekme tokat, elle, ayakla vurarak dövüşmek
tekrarlana tekrarlana, tekrar edilerek, yinelenerek, yeni baştan yapılarak
tekrarlaya tekrarlaya, tekrar ederek, yineleyerek, yeni baştan yaparak
tekrar tekrar, ardı ardına, üst üste
tek tek, bir bir, birer birer
tek tük, seyrek, az
telaşlı telaşlı, telaşlanarak, telaş göstererek, aceleci bir biçimde
tellendire tellendire, keyifle tüttürerek
telleyip pullamak, 1) çok süslemek; 2) değerini aşacak biçimde övmek
telli pullu, süslü
tel tel, 1) tel biçiminde; 2) tellere ayrılmış durumda
tembel tembel, tembelce, tembel bir biçimde
temizlene temizlene, 1) arınarak, paklanarak; 2) bitirilerek, tüketilerek
temizleye temizleye, 1) arıtarak, paklayarak; 2) sakıncaları, pürüzleri yok ederek; 3) öldürerek, vücudunu ortadan kaldırarak; 4) (argo) kumar oynadığı kimselerin bütün paralarını alarak
temiz pak, tertemiz, çok temiz
temiz temiz, temizlenmiş olarak, temiz bir biçimde
temkinli temkinli, ölçülü olmaya özen göstererek; çok dikkatli bir biçimde
tepeleye tepeleye, 1) ayakları altında ezerek; 2) bozguna uğratarak, hırpalayarak; 3) kıyasıya döverek
tepe tepe, 1) tepeler durumunda; 2) kullanmak: sakınmadan, hoyratça
tepikleye tepikleye, binek hayvanını yürütmek için: tekmeleyerek
tepine tepine, tepinerek
terbiyeli terbiyeli, terbiyeli bir biçimde
terleye terleye, 1) terleyerek, ter dökerek; 2) yorularak ya da güçlükle başararak, emek harcayarak
terli terli, terlemiş bir biçimde; her yanı ter içinde
tersleye tersleye, 1) gönül kırıcı, sert sözler söyleyerek; 2) azarlayarak
ters pers, çıkar yol bulunamayacak, düzelemeyecek kadar ters
ters ters, uygun olmayan, elverişsiz, ilgisiz bir biçimde; terslikle
ters türs, 1) rasgele, gelişigüzel; 2) iyi işlemeyen, düzgün gitmeyen
ter ter, tepinmek: istemeyerek, inat ederek, direnerek; sinirli bir biçimde
tertipli tertipli, düzenli, derli toplu, her şeyin yerli yerinde olduğu bir biçimde
tıka basa, 1) adamakıllı sıkıştırarak, hiç boş kalamayacak biçimde doldurarak; çok sıkıştırıp bastırarak; 2) yemek: mideye rahatsızlık verecek kadar çok yemek
tıkana tıkana, 1) tıkamak işine konu olarak; 2) iştahı kapanıp yemek yiyemeyerek; 3) soluk alamayarak, soluğu kesilerek
tıkaya tıkaya, tıkayarak
tıkıla tıkıla, 1) tıkılarak; 2) dar bir yere sıkışarak; 2) tutukevine konularak
tıkına tıkına, 1) yemek yiyerek; 2) ne bulursa oburca yiyerek
tıkır tıkır, 1) tıkırdayarak, tıkırtı yaparak; 2) aksatmadan, ara vermeden, düzenli bir biçimde
tıkış tıkış, çok kalabalık; tıkışık bir durumda
tıkıştıra tıkıştıra, hiç boş yer kalmayacak biçimde doldurarak
tıkız tıkız, 1) tıknaz bir biçimde; 2) çok sıkıştırılmaktan ya da çok doldurulmaktan katılaşmış bir durumda
tıklım tıklım, 1) hiç boş yer kalmayacak biçimde doldurulmuş; 2) kımıldayacak yer kalmamış, ağzına kadar dolu, çok kalabalık
tık tık, tık sesi çıkararak, tıklatarak
tıngır mıngır, 1) kuru, yankılı bir sesle; 2) yol almak: acele etmeden, ağırdan, yavaş ve düzenli bir biçimde
tıngır tıngır, 1) birbirine çarpan metal eşyanın çıkardığı ses için: sürekli; 2) yer: bomboş, kimseler yok
tın tın, kafası boş, bilgisiz
tıpa tıp (tıpatıp) tıpı tıpına
tıpır tıpır, çıkarılan ses için: hafif ve düzenli bir biçimde
tıpı tıpına, tıpatıp, tastamam, aynen, tam benzer durumda
tıpış tıpış, 1) yürümek: kısa adımlarla ve çabuk çabuk; 2) isteği dışında bir yere gitmek ya da bir yerden ayrılmak
tıpkı tıpkısına, tıpı tıpına
tıp tıp, küçük ve hafif vuruşlarla
tırak tırak, birbiri ardına kuru ve hafif sesler çıkararak
tırık tırak, tırak tırak
tırıs tırıs, 1) utanmış, mahcup olmuş bir biçimde; 2) hızlı bir biçimde
tırmana tırmana, 1) tırmanarak; 2) yokuş ya da merdiven çıkarak; 3) bitki: sarılıp yükselerek; 4) bir eylem ya da olay: gittikçe güç kazanarak, artarak
tırmıklaya tırmıklaya, tırmıklayarak
tırmık tırmık, tırnak bereleriyle dolu bir biçimde
tırnaklaya tırnaklaya, tırnaklayarak
tırpanlaya tırpanlaya, 1) tırpanla biçerek; 2) düzenli bir biçimde bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya çalışarak
tırtıklaya tırtıklaya (argo), aşırarak, çalarak
tırtık tırtık, tırtıklı, çentikli, pürüzlü
tırtıllı tırtıllı, çevresinde, bir yanında ya da kenarlarında tırtıl olan
tıslaya tıslaya, 1) kimi hayvanlar: tıs diye ses çıkararak; 2) sırtındaki yükün ağırlığından iniltiye benzer sesler çıkararak; 3) haksız olduğunu anlayıp susarak, sesi soluğu kesilerek
tıs pıs, ses seda yok, tıs yok
tiftik tiftik, kumaş: telleri birbirinden ayrılıp kabarmış bir biçimde
tiksindire tiksindire, tiksinmesine yol açarak, neden olarak
tiksine tiksine, iğrenerek, nefret ederek
tin tin, gürültü patırtı etmeden, sessizce
tip tip, değişik türlerde, çeşit çeşit
tiril tiril, 1) kumaş: ince; 2) tertemiz
tir tir, 1) tiril tiril; 2) titremek: korkuya kapılmak; birinden ya da bir şeyden korkmak; 3) titremek: çok üşümek
titrek titrek, titreyen bir biçimde
titreşe titreşe, her yanı titreyerek
titreye titreye, titreyerek
tokaçlaya tokaçlaya, tokaçlayarak
tokatlana tokatlana, 1) tokatlanarak; 2) (argo) dolandırılarak, hile yoluyla parası alınarak
tokatlaya tokatlaya, 1) tokatlayarak; 2) (argo) dolandırarak, hile yoluyla parasını alarak
tokmaklaya tokmaklaya, tokmakla vurarak
tokurdata tokurdata, tokurdatarak
tokuştura tokuştura, tokuşturarak, çarpıştırarak
tombul tombul, şişman, dolgun bir biçimde
topak topak, topaklanmış bir durumda
topal topal, 1) topallayarak; 2) işler gerektiği gibi yürümeyerek, aksayarak
toparlana toparlana, 1) toparlanarak; 2) sağlığı düzelerek; 3) hazır duruma gelerek
toparlaya toparlaya, 1) toparlayarak; 2) kendine gelerek; 3) çeki düzen vererek
toplana toplana, 1) toplanarak; 2) kendine çeki düzen vererek; 3) şişmanlayarak
toplaya toplaya, 1) toplayarak, bir araya getirerek; 2) devşirip kaldırarak; 3) dağınıklıktan kurtararak; 4) düzene sokarak, düzelterek; 5) artırıp biriktirerek
top top, 1) top biçiminde; 2) toplarla
topu topu, 1) tümü, hepsi; 2) azımsayarak: olup olacağı, yalnızca
torba torba, 1) torbalar dolusu; 2) torbalanmış bir durumda
tortulu tortulu, tortulanmış bir durumda
torun torba, evlat ve torunlar
torun tosun, torun torba
toz duman, yoğun toz
tozlu tozlu, tozlanmış bir durumda
toz toprak, bulutlaşmış yoğun toz
tozuta tozuta, 1) toz kaldırarak; 2) bir şeyi toz durumunda savurarak
törpüleye törpüleye, 1) törpüyle düzelterek; 2) incelterek, terbiye ederek
tövbeler tövbesi, bir daha mı
tövbe tövbe, olacak şey değil
tuhaf tuhaf, 1) şaşılacak bir biçimde, garip garip; 2) gülünç bir biçimde; 3) anlaşılması güç bir biçimde
tutam tutam, 1) tutamla; 2) azıcık, azar azar, az miktarda
tutkulu tutkulu, güçlü bir coşkuyla, ihtirasla
tuttura tuttura, 1) tutmasını sağlayarak; 2) iliştirerek, bağlayarak; 3) aklına koyduğu şeyde direnerek; 4) isabet ettirerek
tutuk tutuk, 1) akıcı, rahat olmayan bir biçimde; 2) işleyişi düzgün olmayan bir biçimde; tutukluk yaparak
tutuna tutuna, tutunarak
tutuşa tutuşa, 1) birbirini tutarak; 2) yanmaya başlayarak
tuz buz, paramparça
tükene tükene, güçsüzleşerek, bitkinleşerek
tüküre tüküre, tükürerek
tümen tümen, pek çok
tümsek tümsek, 1) küçük tepeler durumunda; 2) kabarık, şişkin bir biçimde
türeye türeye, oluşarak, ortaya çıkarak
türlü türlü, çeşit çeşit
tür tür, 1) çeşit çeşit; 2) bölüm bölüm
tüte tüte, 1) duman ya da buhar çıkararak; 2) dumanı geri vererek; 3) özleyerek
tütsüleye tütsüleye, tütsüleyerek
tüttüre tüttüre, 1) tütmesini, duman çıkarmasını sağlayarak; 2) sigara, pipo: içerek
tüylene tüylene, 1) tüy çıkararak, tüylenerek; 2) para sahibi olarak
tüye tüye (argo) kaçarak
tüylü tüylü, 1) tüylenmiş bir biçimde; 2) kilim: tüyleri uzun
tüysüz tüysüz, 1) henüz tüylenmemiş, tüyleri çıkmamış; 2) henüz sakalı, bıyığı çıkmamış