İkilemeler
V
vah vah (vahvah), çok üzücü, çok yazık
vakarlı vakarlı, ağırbaşlılıkla
vakitli vakitsiz, zamanın uygun olup olmadığını gözetmeden, gelişigüzel, rasgele zamanlarda
vakit vakit, kimi zaman, ara sıra, zaman zaman
vakti zamanında, bir zamanlar, vaktiyle
vara yoğa, her şeye
varı yoğu, nesi varsa, sahip olduğu her şey
varsa yoksa, her şeyin üstünde, en değerli
var yok, olduğu bile kesin değil, aşağı yukarı, belli bir ölçüye ya ulaşır ya ulaşmaz
vay vay, vay anasını, hayret, şaşılacak şey, şu işe bak
vefalı vefalı, sevgisinin geçici olmadığını belli eder bir biçimde, hakikatlilikle
vefasız vefasız, sevgisinin geçici olduğunu belli eder bir biçimde, hakikatsizlikle
vere vere, 1) vererek; 2) bırakarak ya da bağışlayarak
vesaire vesaire, ve benzerleri
vıcık vıcık, sulu, yumuşamış, kıvamı çok gevşemiş
vıdı vıdı, 1) yerli yersiz konuşmayı huy edinmiş; 2) etmek: dinleyeni bıktıracak kadar çok konuşmak
vırt zırt, ikide birde, sık sık
vır vır, konuşmak: usandırıcı, sinirlendirici bir biçimde ve durmaksızın
vızır vızır, aralıksız, sürekli, çabuk ve kolaylıkla
vız vız, 1) vızıldama sesi çıkararak; 2) hafif sesle ve bezginlik verecek bir biçimde yakınarak, sızlanarak
vicdansız vicdansız, acımasız, hak gözetmez bir biçimde
viyak viyak, bebek: viyaklayarak, viyak diye ses çıkararak ağlayıp, bağırarak
vura vura, vurarak
vurgulaya vurgulaya, vurgulayarak, belirterek
vurula vurula, 1) vurularak; 2) âşık olarak, gönlünü kaptırarak
vuruşa vuruşa, 1) birbirine vurarak, dövüşerek; 2) savaşarak, çarpışarak