İkilemeler

Y

yabancı yabancı, 1) kendini el yerine koyarak, yabancıdan sayarak; 2) ilgisiz, çekingen davranarak; 3) tanımayarak, bilmeyerek
yabani yabani, görgüsüz, kaba ve hoyrat bir biçimde
yadırgaya yadırgaya, alışamayarak, ısınamayarak
yadsıya yadsıya, yadsıyarak, inkâr ederek
yağlaya ballaya, övgü dolu sözlerle
yağlaya yağlaya, 1) yağlayarak, yağ sürerek; 2) överek
yağlı ballı, içli dışlı, araları çok iyi
yağmalaya yağmalaya, yağmalayarak
yaka paça, zorla
yaka yıka, yakıp yıkarak, çok büyük zarar vererek, harap ederek
yakına yakına, yakınarak, şikâyet ederek
yakından uzaktan, hiçbir yönden
yakınlaşa yakınlaşa, 1) yakınlaşarak, yaklaşarak; 2) aralarındaki ilgi ve sevgiyi daha güçlü bir duruma getirerek
yakıştıra yakıştıra, 1) yakıştırarak; 2) uygun ve yerinde görerek
yaklaşa yaklaşa, 1) yaklaşarak, yakınlaşarak; 2) benzer duruma gelerek, andırarak; 3) ele alınan bir sorunu ya da bir konuyu değerlendirmeye çalışarak 
yalana yalana, yalanarak
yalan dolan, karmaşık, dolaşık yolsuz davranış
yalan yanlış, yanlışlarla dolu; üstünkörü; doğru düzgün olmasına önem verilmeyerek
yalap şalap, yalap şap (yalapşap); üstünkörü, baştan savma, yarım yamalak
yalap şap, yalap şalap
yalap yalap, parıl parıl, parıltılı bir biçimde, parıldayarak
yalaya yalaya, 1) yalayarak; 2) sıyırarak
yalaya yuta, 1) yalayıp yutarak; iştahla yiyerek; 2) kötü bir davranış ya da söz karşısında ses çıkarmayarak, kabullenerek
yalaz yalaz, alev alev
yaldızlı yaldızlı, 1) üzeri yaldızla süslenmiş bir biçimde; 2) aldatıcı, göz boyayıcı bir biçimde
yalı yalı, kıyı kıyı
yalpalaya yalpalaya, yalpalayarak
yaltaklana yaltaklana, yaltaklanarak
yalvara yakara, çok yalvararak, sızlanarak
yalvara yalvara, isteklerini kendine acındıracak sözlerle ve saygılı bir biçimde söyleyerek
yalvarta yalvarta, yalvartarak; yalvarmaya zorlayarak
yalvar yakar, bin bir rica
yamalı yamalı, yamayla onarılmış
yamata yamata, yamatarak
yama yama, çok yamalı, her yanı yamanmış
yamaya yamaya, 1) yamayarak; 2) istenmeyen kimse ya da şeyi birine mal ederek
yampiri yampiri, eğri büğrü ve çarpık bir biçimde
yamru yumru, doğru düzgün yanı yok, eğri büğrü; yamuk yumuk
yamuk yumuk, yamru yumru
yamula yumula, eğrilip bükülerek
yanak yanağa, yanakları birbirine değecek bir biçimde
yanar döner, kıpırdadıkça parıldayan kumaş ya da deri
yanaşa yanaşa, 1) yanaşarak; 2) ilgilenerek, istek göstererek; 3) ilişki kurarak
yanaştıra yanaştıra, yanaştırarak
yana tutuşa, 1) güçlü bir aşkla severek; 2) elde etmek istediği şey için güçlü bir istek duyarak; 3) elde edemediği şey için büyük bir üzüntü duyarak
yana yakıla, sızlanarak, duyduğu sıkıntıyı belli ederek
yanık yanık, duygulu, dokunaklı, acılı, etkili bir biçimde
yanıla yanıla, 1) yanılarak, aldanarak; 2) sonucunu düşünmeden ya da bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunarak
yankılana yankılana, yankılanarak
yansıta yansıta, 1) yansıtarak; aksettirerek; 2) ileterek, duyurarak
yansıya yansıya, 1) yansıyarak, aksederek; 2) anlaşılarak, belli olarak
yan yan, yanıyla
yan yana, birbirinin yanında, birlikte
yapa yapa, 1) yaparak, oluşturarak, meydana getirerek; 2) olmasına yol açarak; 3) uğraşarak, meşgul olarak; 4) onararak; 5) yerine getirerek, uygulayarak, ifa ederek; 6) gerçekleştirerek; 7) edinerek, sahip olarak
yapışa yapışa, 1) yapışarak; 2) peşini bırakmayarak, musallat olarak
yapışkan yapışkan, 1) yapışma özelliğini belli eder bir biçimde; 2) gitmek bilmeyerek
yapıştıra yapıştıra, 1) yapıştırarak; 2) hızla vurarak; 3) gerekeni yaparak
yapış yapış, 1) yapışkan bir maddeyle bulanmış; 2) hava: nemli, rutubetli
yaprak yaprak, 1) yapraklar durumunda; 2) kat kat
yara bere, yara, ezik, sıyrık, çürük
yaralana yaralana, 1) yaralanarak, yara alarak; 2) gücenerek, incinerek, kırılarak
yaralı bereli, özgün biçimini yitirmiş, ezik, çürük içinde
yaralı yaralı, 1) yaralanmış olarak; 2) dertli, üzüntülü bir biçimde
yara yırta, zarar verecek bir biçimde
yardımlaşa yardımlaşa, yardımlaşarak
yargılaya yargılaya, yargılayarak
yarık yarık, üzerinde yarıklar oluşmuş
yarık yırtık, eskimiş, yıpranmış
yarım yamalak, üstünkörü, belli belirsiz, kusurlu, tamamlanmamış
yarım yarım, yarı yarıya (2)
yarışa yarışa, 1) yarışarak; 2) başkalarından üstün olmaya çalışarak
yarı yarıya, 1) yarısı kadar; 2) yarısı birine, yarısı öbürüne
yasaklaya yasaklaya, yasaklayarak
yaslana yaslana, 1) yaslanarak, dayanarak; 2) güvenerek; 3) yasa bürünerek
yassı yassı, yassılanmış, yassılaşmış bir biçimde
yaşın yaşın, gizli gizli, için için
yaş baş, yaşam boyu kazanılan deneyim ve görgünün tümü
yaşlana yaşlana, yaşlanarak
yaşlı başlı, olgun, görgülü
yaşlı yaşlı, yaşlanmış, yaşı ilerlemiş, ihtiyarlamış bir durumda
yaş yaş, 1) nemli, ıslak bir durumda; 2) suyu çekilmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze
yata kalka, cinsel ilişkide bulunarak
yatak döşek, yorgan döşek
yatak yorgan, yorgan döşek
yatıp kalkıp, hep, her zaman
yatışa yatışa, 1) yatışarak; 2) etkisi azalarak, sakinleşerek; 3) durularak
yatıştıra yatıştıra, 1) yatıştırarak; 2) sakinleştirerek; 3) yumuşatarak
yavan yavan, 1) yağı az; 2) katıksız; 3) tatsız; 4) görgüsüz, bilgisiz
yavaşlaya yavaşlaya, yavaşlayarak, hızını azaltarak
yavaş yavaş, 1) azar azar; ağır ağır; 2) gitgide
yave yave, söz: düşüncesiz, tutarsız, saçma sapan
yayan yapıldak, yaya olarak ve yalın ayakla
yaya yaya, 1) yayarak, sererek; 2) duyurarak; 3) dağıtarak; dağılmasına neden olarak; 4) genişleterek; 5) uzatarak
yaydıra yaydıra, yayılmasını sağlayarak
yayık yayık, 1) yayvan durumda; 2) konuşma: heceleri uzatarak
yayıla yayıla, 1) yayılarak; 2) bulaşarak; 3) genelleşerek; 4) genişleyerek, büyüyerek; 5) serilerek; 6) rahat bir biçimde, sere serpe oturarak
yaylana yaylana, 1) yaylanarak; 2) (argo) çekilip giderek
yayvan yayvan, 1) basık ve geniş bir biçimde; 2) konuşma: yayarak, sesleri uzatarak
yaza boza, bir konuda sürekli düşünce değiştirerek, birbirini tutmayan kararlar alarak
yaza çize, yazmaya uğraşarak
yazar çizer, yazarlıkla uğraşan
yaza yaza, yazarak
yazdıra yazdıra, yazdırarak
yazıla yazıla, 1) yazmak işi yapılarak; 2) kendini bir yere yazdırarak, kaydolarak
yazıla çizile, yazmaya uğraşılarak
yaz kış, bütün yıl, yıl boyunca, yazlı kışlı
yazlı kışlı, yaz kış
yediden yetmişe, aklı eren, gücü yetenlerin tümü; eli ayağı tutan kim varsa; yedisinden yetmişine
yedire içire, beslenmesine özen göstererek
yedire yedire, 1) yemesini sağlayarak, besleyerek; 2) bir şeyi başka bir şeyin içine azar azar karıştırarak; 3) kimi olumsuzlukları kendine yakıştırarak, yaraştırarak; 4) rüşvet vererek
yedisinden yetmişine, yetiden yetmişe
yedişer yedişer, her birine yedi, her defasında yedisi bir arada
yeğleye yeğleye, yeğleyerek, tercih ederek
yeleme yeleme, ciddiyetten uzak davranışlarla, havaice
yelleye yelleye, yelleyerek
yellim yelalim, ivedilikle, aceleyle, telaşla, koşa koşa
yeltene yeltene, yeltenerek, özenerek, heves ederek
yel yepelek, yel yeperek
yel yeperek, telaş içinde, yel yepelek
yemeden içmeden, kötülük amacıyla: vakit geçirmeden, hemen
yeme içme, türlü yiyecek ve içeceklerle beslenme
yemesi içmesi, beslenmesi için ne gerekiyorsa
yemin billah, Tanrı adına ant içmek
yene yene, 1) yenerek, üstünlük sağlayarak; 2) bastırarak, tutarak
yeniden yeniye, şimdilerde, çok yakın bir süreden beri
yenilene yenilene, 1) yerine yenisi konularak; 2) tekrarlanarak
yenileşe yenileşe, yenilik kazanarak, yeniliğe uyarak
yenile yenile, 1) yemek işine konu olarak; 2) kaybederek, mağlup olarak
yenileye yenileye, yenileyerek, yerine yenisini koyarak
yeni yeni, bugünlerde, çok yakınlarda
yerden yere, 1) çalmak: çok hırpalamak; 2) vurmak: türlü yönlerden saldırdığı kimseyi çok aşağılayıcı duruma düşürmek
yerli yerinde, bulunduğu yerde, en uygun yerde
yerli yerine, olması gereken yere; kendisine ayrılmış olan yere
yerli yersiz, 1) zamanın uygun olup olmadığı düşünülmeden; 2) uluorta, saçma sapan
yersiz yurtsuz, barınacak, oturacak yeri olmayan
yer yer, birçok yerde
yeşere yeşere, 1) bitki: yapraklanarak; 2) yeşil renk alarak, rengi yeşile dönüşerek
yeşillene yeşillene, 1) yeşil duruma gelerek; 2) (argo) duyduğu cinsel isteği o kimseye sezdirerek; sarkıntılık ederek: 3) (argo) başkasının malına göz koyarak, elde etmeye çalışarak
yeşil yeşil, çok yeşil, yemyeşil
yetine yetine, yetinerek, yeter bularak
yetişe yetişe, yetişerek, ulaşarak
yetiştire yetiştire, 1) yetiştirerek, ulaştırarak; 2) üreterek, geliştirerek; 3) eğitim, öğretim sağlayarak; 4) yetmesini sağlayarak
yığıla yığıla, yığılarak
yığın yığın, yığınlarla, pek çok
yıkana yıkana, yıkanarak
yıkata yıkata, yıkatarak
yıkaya yıkaya, yıkayarak
yıkık dökük, yıkılmış, harap, viran bir durumda
yıkıla yıkıla, yalpalayarak, düşecek gibi olarak
yıktıra yıktıra, yıkmak işini yaptırarak
yıldıra yıldıra, yıldırarak, korkutup sindirerek, yılgınlığa uğratarak
yılgın yılgın, korkmuş, yılmış bir durumda
yılık yılık, 1) ağzı çarpıklaşmış, eğrilmiş bir durumda; 2) gözleri şaşılaşmış bir durumda
yılışık yılışık, yapmacık gülüşlerle hoşa gitmeye çalışarak
yıllana yıllana, zamanı boşa harcayarak
yıllar yılı, uzun yıllardan beri
yıprana yıprana, 1) zamanla aşınarak, eskiyerek; 2) çeşitli etkenlerle eski gücünü yitirerek; 3) saygınlığı azalarak
yıprata yıprata, yıpranmış duruma getirerek, eskiterek
yırta yırta, yırtarak
yırtık pırtık, eskiyip parçalanmış, eski püskü, parça parça
yırtıla yırtıla, yırtılarak
yırtına yırtına, yırtınarak
yısa yısa, olsun olsun, en çok
yıvışık yıvışık, yılışık yılışık
yıvış yıvış, cıvık cıvık
yiğitlene yiğitlene, yüreklenerek, cesaretlenerek
yirmişer yirmişer, her birine yirmi, her defasında yirmisi bir arada
yiyip içmek, beslenmek, karın doyurmak
yoğrula yoğrula, 1) yoğrularak; 2) sürekli uğraştığı konuda deneyim kazanarak
yoğura yoğura, yoğurarak
yoklaya yoklaya, yoklayarak
yoksullaşa yoksullaşa, yoksul duruma gelerek, fakirleşerek
yoksul yoksul, geçim sıkıntısı çektiğini, fakirliğini belli eder bir biçimde
yokuş aşağı, yokuşta: aşağıya doğru
yokuş yukarı, yokuşta: yukarıya doğru
yok yok, 1) ne istersen, ne ararsan var; 2) hayır hayır
yok yoksul, fakir
yollu yollu, çizgili
yoluna yoluna, 1) yolunarak, çekilip koparılarak; 2) kederinden, üzüntüsünden çırpınarak
yol yol, çizgili, çizgi çizgi
yonta yonta, 1) yontarak, keserek, biçerek; 2) birinden ve azar azar: para sızdırarak; 3) bir şeyi kendi görüşüne göre değerlendirerek
yontula yontula, 1) nesne: yontularak; 2) insan: toplum törelerine uygun duruma gelerek, kabalıktan, görgüsüzlükten kurtularak
yora yora, 1) yorarak, yorgun duruma getirerek; 2) bir nedene bağlayarak, bir anlam vererek, yorumlayarak
yorgan döşek, yatmak: ağır hasta olmak
yorgun argın, çok yorulmuş, gücü kalmamış olarak
yorgun yorgun, yorulmuş olarak; yorgun durumda
yorula yorula, yorularak, yorgun duruma gelerek
yozlaşa yozlaşa, 1) doğasındaki iyi nitelikleri zamanla yitirerek; 2) bir şey: manevi niteliklerden uzaklaşarak
yönele yönele, 1) yönelerek; 2) amaç edinerek; 3) hedef alarak
yönete yönete, 1) yöneterek; 2) birini yönlendirerek
yönlendire yönlendire, yönlendirerek, belli bir konuda izleyeceği yolu göstererek
yudumlaya yudumlaya, yudum yudum, yavaş yavaş içerek
yudum yudum, yavaş yavaş, azar azar
yuhalaya yuhalaya, “yuha” çekerek, “yuha” diye bağırarak
yumak yumak, küçük yuvarlaklar durumunda
yumruk yumruğa, karşılıklı yumruklaşarak
yumru yumru, şişkin, kabarık, yuvarlak
yumuk yumuk, tombul tombul
yumula yumula, 1) yumularak; 2) bir işe kendini istekle vererek
yumurtlaya yumurtlaya, 1) yumurtlayarak; 2) uydurup söyleyerek ya da söylenmemesi gereken şeyi açığa vurarak
yumuşak yumuşak, 1) sert ya da katı olmayan, kolaylıkla bükülen; 2) okşayıcı, tatlı, hoş bir biçimde
yumuşata yumuşata, 1) yumuşatarak, sertliğini gidererek; 2) öfkesinden, kırgınlığından, inadından vazgeçmesini sağlayarak
yuta yuta, 1) yutarak; 2) dayanıp sesini çıkarmayarak, katlanarak; 3) inanarak, aldanarak, kanarak; 4) söylemek istediği şeyi söylememek için kendini tutarak
yutkuna yutkuna, 1) yutkunarak; 2) bir şeyi söylemekle söylememek arasında duraksayarak; 3) bir şeyin yokluğunu çekerek
yuttura yuttura, 1) yutturarak, yutmasını sağlayarak; 2) inandırarak, aldatarak, kandırarak
yutula yutula, 1) yutularak; 2) oyunda kaybederek
yuvarlana yuvarlana, yuvarlanarak
yuvarlaya yuvarlaya, 1) yuvalayarak; 2) istekle ve çabucak yiyerek ya da içerek; 3) belirsiz ve anlaşılmayacak biçimde sözler söyleyerek; 4) inanılmayacak yalanlar söyleyerek
yücelte yücelte, yücelterek, yüce bir duruma getirerek
yüklene yüklene, 1) yüklenerek; 2) üstüne düşerek, zorlayarak; 3) bir şeyi yapmayı kabul ederek, üstüne alarak
yüksek yüksek, 1) yüksekliği belirgin bir biçimde; 2) güçlü, etkili, şiddetli bir biçimde; 3) normal değerlerin üstünde, çok
yüksele yüksele, 1) yükselerek, yükseğe çıkarak; 2) aşama alarak, terfi ederek; 3) fiyatı artarak
yükselte yükselte, 1) yükselterek, yükseğe çıkmasını sağlayarak; 2) değerini olduğundan daha çok göstererek; 3) aşama ve mevki bakımından daha yüksek duruma getirerek
yüksüne yüksüne, 1) yüksünerek, bir şeyi kendine yük sayarak, yük olarak kabul ederek; 2) üşenerek, tembellik ederek
yürekli yürekli, cesaretli, cesur bir biçimde
yürüte yürüte, 1) yürüterek, yürümesini sağlayarak; 2) gerektiği gibi yaparak, uygulayarak; 3) görüş ya da düşüncesini öne sürerek; 4) işinden ya da bulunduğu yerden çıkararak; 5) (argo) habersiz alarak, çalarak
yürüye yürüye, yürüyerek, ilerleyerek,
yüzde yüz, 1) kuşkusuz, kesin; 2) tamamı, bütünü
yüzdüre yüzdüre, yüzdürerek, yüzmesini sağlayarak
yüzer yüzer, her birine yüz, her defasında yüzü bir arada; yüzlük bölüklere ayırarak
yüze yüze, 1) yüzerek; 2) derisini çıkararak, soyarak; 3) birini değerinin çok üstünde para ödemek zorunda bırakarak
yüz göz, bütün yüz
yüzleşe yüzleşe, yüzleşerek; yüz yüze gelerek
yüzlü yüzlü, utanmadan, sıkılmadan
yüzsüz yüzsüz, utanmaz, sıkılmaz bir biçimde
yüzüle yüzüle, 1) yüzülerek, derisi çıkarılarak; 2) sömürülerek
yüz yüze, karşılıklı